Yrd. Doç.Dr. Ayhan CEYHAN'ın sitesi

• 1/6/2008 - Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Yapılan Mel

Kategori: Koyun

Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Yapılan Melezleme Çalışmaları

KARACABEY MERİNOS  KOYUNU

Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, Türkiye’de tekstil endüstrisinin ihtiyacı olan 15-20 bin ton kaliteli (60’S) yapağıyı yurt içinden temin etmek amacıyla 1933 yılında Alman Et Yapağı Merinosu x Kıvırcık melezlemesine Karacabey Tarım İşletmesinde başlanmıştır.

Marmara bölgesi genel olarak entansif tarımın uygulandığı bir bölgemizdir. Koyunculuktan elde edilen gelirler; süt, et, yapağı, gübre ve deri olarak sayılabilir. Bölgenin dominanat ırkı Kıvırcık, Merinos, Sakız ve Gökçeada’dır. İklimin ılıman olması nedeni ile turfanda kuzu eti ve sütü yetiştiricilere iyi gelir sağlamaktadır. Bölgede koyunculuk, son yıllarda daha çok et koyunculuğu şeklinde yapılmaktadır.

Marmara hayvancılık Araştırma Enstitüsü, bölgenin yukarıda değinilen özellikleri dikkate alarak çeşitli melezleme çalışmalarını başlatılmıştır. Söz konusu melezlemeler ile aşağıdaki melez genotipler elde edilmiştir.
Alman Yapağı Et Merinosu x Kıvıvırcık

Çizelge 1. Merinos Koyununu Döl Verim  ve Canlı Ağırlık Özellikleri 

Verimi Özellikleri

 

Koç altı Koyuna Göre Kuzu Verimi (%)

123

Doğuran Koyuna Göre Kuzu Verimi (%)

137

Koyunlarda Ergin Yaş Canlı Ağırlık (kg)

70-80

Dişi Toklularda Canlı  Ağırlık (kg)

50-60

Koç Canlı Ağırlığı (kg)

80-120

Erkek toklu Canlı Ağırlığı (kg)

70-90

Dişi Toklularda Yapağı Ağırlığı (kg)

4,5-6,5

Erkek Toklularda Yapağı Ağırlığı (kg

6,0-6,5

Entansif Beside Günlük Canlı Ağırlık Kazancı

350-400 g

Yem Değerlendirme Oranı

3.5-4.17

Vücut Yapısı Genel Tanımı

Vücut geniş, derin, yuvarlak yapılı, orta uzunlukta, sırt düzgün ve geniş, sağrı geniş ve az düşük, bacaklar orta uzunlukta ve iriliktedir. Butlar dolgun ve etli, yapağı birörnek ve incedir. Başın yüz kısmı ile bacak uçları çıplaktır.

Bandırma-I ve Bandırma-II Koyunu

Bu çalışma, Marmara bölgesi koşullarına uygun yeni et tipi koyun geliştirmek amacı ile Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Koyunculuk işletmesinde 1998-2006 yılları arasında yürütülmüştür.

Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü koşullarında, yetiştirilen Siyah Başlı Alman Et Koyunu (SBA) ve Kıvırcık (K) ırkı ile yapılan melezleme çalışmasından Bandırma-I: (SBA x F1) G1 ve Bandırma-II: (SBA x F1) G1 x (SBA x K) F1 geneotipleri elde edilmiştir.

Bandırma-I                             Bandırma-II

SBA x K= F1     :%50 SBA + %50 K

SBA x F1= SBAG1: %50 GBM+ %25 K

Bandırma-I

100/175: 75 % Siyah Başlı Alman Et Koyunu

75/175 : 25 % Kıvırcık

SBA x K= F1     :%50 GBM+ %50 K

SBA x F1= SBAG1: %75 SBA+ %25 K

Bandırma-II:

25/200            : 62.5% Siyah Başlı Alman Et Koyunu

75/200: 37.5% Kıvırcık

 

 

 

Özellikler

Bandırma-I

Bandırma-II

Doğum oranı

75.73

76.78

Kısırlık Oranı

24.27

23.22

Koçaltı Koyun gore Kuzu verimi

0.99

1.00

Doğuran Koyuna göre Kuzu verimi

1.31

1.30

Doğum Sütte Kesim Arası Yaşama Gücü

93.40

93.57

Doğum Ağırlığı

3.740

3.727

 

Alman Siyah Baş Et x  Karacabey Merinos Melezi (Siyahbaşlı Merinos)

Alman Siyah Baş Et Koyunu:

Baş ve ayaklar siyah olup vücut beyaz renklidir. Boyun kısa ve kalın, gövde geniş ve derin bacaklar orta uzunlukta bir ırktır. Adaptasyon yeteneği yüksektir. Bazı verim özellikleri aşağıdaki gibidir.

Verim Özellikleri

Koyunlar 70-75 kg

Koçlar 120-140 kg

Gömlek ağırlığı: ortalama 5 kg (A-AB kalite)

Gebelik oranı: %97-93,

Kuzu verimi :140-155,

Kuzularda yaşama gücü:%95-97

Genetik Yapı

Alman Siyah Baş Et Koyunu  %75 ve Karacabey Merinos  %25

 

Doğum Ağırlığı

4-5 kg

Sütten Kesim Ağırlığı (90. gün)

30 kg

Kuzularda Yaşam gücü Oranı

% 95

Ergin Yaş Canlı Ağırlığı

Erkek:80-90 kg,  Dişi:60-80 kg

Doğum oranı

90

Kuzu Verimi (Doğuran Koyuna göre)

1.3-1,4

İkizlik Oranı

%30-40

Entansif Beside Günlük Canlı Ağırlık Arışı

340 g

Beside Yem Değerlendirme Oranı

4-5

Süt Verimi

40-60 kg

Yapağı Verimi

4-5 kg

Vücut Yapısı Genel Tanımı

 

Orta irilikte, dolgun yapılıdır. Boyun sağlam, kısa ve kalındır. Göğüs yuvarlak ve derindir. Sırt ve sağrı orta uzunlukta geniş ve etlidir. Butlar dolgun ve gelişmiştir. Baş ve ayaklar siyah vücut beyazdır. Boyun sağlam vücuda bağlantısı iyidir.

Hampshire x Karacabey Merinos Melezi

Hamphire Down

Hamphire Down koyunu, alın hariç, kulak, burun ve gözler etrafı siyah renklidir. Bacaklar elbilegine kadar siyahtır. Yapağı beyaz ve orta uzunluktadır. Entansif beside kuzular günlük canlı ağırlık artışı 400g/güne ulaşmaktadır. Bu koyun  dünyanın her tarafına yayılmış ve yeni et koyunu tipi oluşturma çalışmalarında kullanılmıştır.

Melezleme çalışmasına 1990 yılında başlanmış olup, çalışmaya F2 düzeyinde son verilmiştir.

Sürü F2 düzeyinde kapatılarak kendi içinde çiftleştirmelere devem edilmektedir.

Genetik Yapı:
%50 Karacabey Merinos

%50 Hamshire Down

Doğum Ağırlığı

4-4.5 kg

Sütten Kesim Ağırlığı (90. gün)

30 kg

Kuzularda Yaşam gücü Oranı

% 96

Ergin Yaş Canlı Ağırlığı

Erkek:70-90 kg,  Dişi:60-80 kg

Doğum Oranı

89,9

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 9/7/2007 - HAYVANCILIK RAPORU

Kategori: Makale

HAYVANCILIK RAPORU

DÖRT BİR YANINDAN TÜRKİYE'YE KAÇAK HAYVAN GİRİYOR. YEDİĞİMİZ ETLERİN NERDEYSE YARISI KAYITDIŞI VE KAÇAK.

TÜRKİYE NÜFUSU 1990'DAN BU YANA YÜZDE 26.9 ARTARKEN, HAYVAN VARLIĞI YÜZDE 33.7 AZALDI. 

SON 25 YILDA KOYUN VARLIĞINDAKİ AZALMANIN ÜLKEYE MALİYETİ YILDA 3 MİLYAR DOLARI BULDU.

2010 YILINDA TÜRK HALKININ PROTEİN İHTİYACININ KARŞILANMASI İÇİN ET ÜRETİMİNİN YÜZDE 300, SÜT ÜRETİMİNİN YÜZDE 50 ARTIRILMASI GEREKİYOR.

ET VE SÜTTE PAZARLAMA AĞI KARMAKARIŞIK. ÜRETİCİ UCUZ SATIYOR, TÜKETİCİ PAHALI YİYOR, KARI ARACILAR PAYLAŞIYOR.

AYGÜN:  İSTANBUL'U KURTARMAK İSTİYORSAK ÖNCE DOĞU VE GÜNEYDOĞU'YU KALKINDIRALIM

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO), TÜİK, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Veteriner Hekimleri Derneği ile Ankara Veteriner Hekimleri Odası kaynaklarından yararlanarak hazırladığı "Hayvancılık" raporuna göre, Türkiye'de hayvancılık sektörü topyekün alarm veriyor. 

Türkiye'nin nüfusu 1990 yılından bu yana yüzde 26.9 artış gösterirken, hayvan varlığı tam tersine azaldı. 1990 yılında toplam hayvan varlığı (kanatlı hayvan hariç) 64 milyon 992 bin baş iken, 2005 yılı sonunda 43 milyon 86 bin 802 başa düşerek yüzde 33.7 azalma gösterdi.

1990 yılında 40 milyon 553 bin olan koyun sayısı yüzde 37.6 azalarak 25 milyon 304 bine, 10 milyon 977 bin olan keçi sayısı yüzde 40.5 azalarak 6 milyon 517 bine, 6 milyon 694 bin olan sığır sayısı da yüzde 45.7 azalarak 3 milyon 633'e geriledi.

KOYUN VARLIĞINDAKİ AZALMANIN MALİYETİ YILDA 3 MİLYAR DOLAR

Türkiye'nin tüm bölgelerinde koyun yetiştiriciliği yapılabilmekle birlikte, Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri coğrafyaları itibariyle çok daha uygun... Neredeyse sıfır besi maliyetiyle üretim yapmak mümkün. Hatta bu bölgelerde olması gereken tek sektör hayvancılık.

Ancak son 20 yılda başta terör nedeniyle kırsal kesimde yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan nüfusun sektörden uzaklaşmak zorunda kalması, Türkiye'nin koyun varlığında önemli azalmaya neden oldu. 1980 yılında 48 milyon baş olan koyun varlığı, 25 milyon başa geriledi.

Koyun varlığındaki 23 milyon baş civarındaki azalmanın ekonomiye maliyeti 3 milyar doları buldu. Sözkonusu azalma olmasaydı, yılda bu miktardan 13 milyon baş koyunun kesime verilmesi gerektiğinden karkas ağırlığının ortalama 20 kilo ve kilo başına en düşük fiyatın 7 YTL olduğu dikkate alındığında 1 milyar 820 milyon YTL eti karşılığı, 10 milyonunun 4 ay süreyle sağılacağı ve koyun başına 0.5 litre süt verimi ve bir litre sütün 400 YKR olduğu hesaplandığında 240 milyon YTL sütü karşılığı; koyun başına 1 kilo yapağı elde edileceği ve yapağının kilo fiyatının 5 YTL olduğu hesaplandığında 115 milyon YTL yapağısı karşılığı olmak üzere toplam 2 milyar 175 milyon YTL (1 milyar 531 milyon dolar) yıllık gelir kaybına yol açtı.

Bu gelir kaybına, göçle gelen nüfusun metropollerde yol açacağı kentsel hizmetlerin maliyet artışı eklendiğinde, ülke ekonomisinde yaklaşık 3 milyar dolarlık bir kayba yol açtı.

Tarımda ileri ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içindeki payı yüzde 50'nin üzerindeyken, (Fransa'da yüzde 60, İngiltere'de yüzde 70 ve Almanya'da yüzde 75) bu oran Türkiye'de yüzde 25-30 seviyesinde. Türkiye'de yaklaşık 4 milyon tarım işletmesinin yüzde 96'sında bitkisel üretim ile hayvancılık birlikte yapılıyor. Yalnızca hayvansal üretim yapan işletme oranı ise yüzde 4. Hayvancılıkla uğraşan işletmelerde ise hayvan sayısı düşük. Türkiye'deki işletmelerin yüzde 72'sinde 1-4 baş hayvan bulunuyor.

TARIMSAL GELİR DÜŞTÜ

Uygulanan makro ekonomik politikaların etkisiyle tarım nüfusundaki azalma hayvan varlığının azalmasına neden oldu. 1990 yılında kırsal kesimi nüfusun yüzde 48.8'ini oluştururken, 2005 yılında, toplam nüfus içinde kırsal kesiminin payı yüzde 38.1'e geriledi. Aynı süreçte, bu kesimin GSYİH'dan aldığı pay da düştü. 1990 yılında GSYİH içinde çiftçilik ve hayvancılığın payı yüzde 15.8 iken, 2005'te bu oran yüzde 11.5'e düştü.

Sözkonusu dönemde Türkiye'de kişi başına gelir 2 bin 682 dolardan, 5 bin 8 dolara çıkarak yüzde 87 artış gösterirken, tarım kesiminin kişi başı geliri bin 29 dolardan, bin 764 dolara yükselerek sadece yüzde 71 artabildi.

HAYVANSAL PROTEİN AÇIĞI ARTIYOR

İnsanların sağlıklı yaşayabilmeleri, özellikle de zihinsel kapasitelerini yeterli düzeyde kullanabilmeleri için düzenli olarak protein tüketmeleri gerekiyor. Dengeli beslenme için bir insanın kilo başına günde 1 gram proteine ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Örneğin, 75 kilogram ağırlığındaki bir insanın günde 75 gram protein tüketmesi, bunun da 35 gramının et, süt, yoğur, peynir, yumurta gibi hayvansal proteinlerden oluşması gerekiyor. (Et ve et ürünlerindeki hayvansal protein miktarı gramıyla eş değer değildir. Örneğin 1 kilogram ette 150-200 gram protein bulunmaktadır.)

Gelişmiş ülkelerde kişi başına günlük 219 gram et, 950 gram süt tüketilirken, Türkiye'de 35.6 gram et, 465 gram süt tüketiliyor.

Yapılan çalışmaya göre, nüfusun 80 milyona ulaşacağı 2010 yılında, toplumun hayvansal protein yönünden dengeli beslenmesi için et üretiminin yüzde 300 artırılarak yılda 2 milyon 920 bin tona, süt üretiminin de yüzde 50 artırılarak yılda 16 milyon 790 bin tona çıkarılması gerekiyor.

HAYVANSAL ÜRETİMDE VERİMLİLİK DÜŞÜK

Türkiye, dünyada görülen deli dana (BSE) başta olmak üzere pek çok hayvansal hastalığı olmaması nedeniyle şanslı ancak sahip olduğu hayvan varlığının çoğunluğunun yerel ırktan oluşması hem süt hem de ette verimliliği düşürüyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO'nun 2004 yılı verilerine göre, AB-15'de sığır ve dana karkas verimi 278,2 kg iken koyun ve kuzu karkas verimi 14,8 kg seviyesinde. Türkiye'de ise sığır ve dana karkas verimi 180 kg, koyun ve kuzu karkas verimi ise 18 kg seviyesinde.

Türkiye, koyun ve keçi karkas verimlerinde AB ülkelerinden iyi durumda olmakla birlikte sığır ve dana karkas veriminin düşük olması kültür ırkı ağırlıklı üretim yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Aynı tablo süt üretiminde de kendini gösteriyor. Türkiye'de ineklerde süt verimi ortalama yıllık 1.7 ton iken gelişmiş ülkelerde bu miktar 6 tona çıkabiliyor.

YEDİĞİMİZ ETİN YARISI KAÇAK

Türkiye'de yılda 1 milyon ton kırmızı et tüketiliyor. Resmi verilere göre, kesilen hayvanlardan elde edilen et miktarı 400-450 bin ton civarında. Aradaki fark Türkiye'de 550-600 bin tonluk etin kayıtdışı ve kaçak tüketildiğini ortaya koyuyor.

Türkiye'de kaçak et tüketiminin birinci nedeni et fiyatlarının yüksekliği... Türkiye, kilosu 8-10 Euro ile eti en pahalı tükeken ülke. AB ülkelerinde etin kilosu 2.5-3 Euro, Japonya'da 1 Euro düzeyinde.

Üreticilerin, Hayvan Sağlık Zabıtası Kanunu gereği insan sağlığına uygun olmadığı için mezbahalarda imha edilen hayvanlar nedeniyle uğradığı zararı sineye çekmek zorunda kalmaları, hayvanlara yönelik sigorta hizmetlerinin başlamamış olması ve mezbahalarda kesim yaptırma maliyetinin yüksekliği kaçak ve kayıtdışılığın diğer nedenlerini oluşturuyor.

Türkiye'ye kaçak hayvan girişi, sınırlardan özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Van, Hakkari ve Şırnak'tan, Trakya'da Edirne'den, Akdeniz Bölgesi'nde özellikle Mersin'den, Karadeniz Bölgesi'nde de Trabzon'dan yapılıyor.

İran'dan yapılan hayvan kaçakçılığının, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yapılan hayvancılığa darbe vurmakla birlikte, bölge halkı için geçim kaynağı haline geldiği kaydediliyor.

Kaçak giren etin rakamsal bilançosunun ise yaklaşık 5 milyar YTL olduğu hesaplanıyor. Türkiye'ye kaçak hayvan girişi vergi kaybı da oluşturuyor.

Türkiye'de hayvan kaçakçılığı Emniyet'in düzenlediği Buffalo Operasyonu'yla da gündeme geldi. İstanbul, Ankara, İçel, Antalya, Bursa ve Mardin'de eşzamanlı gerçekleştirilen operasyonlarda tonlarca ete el konuldu. Yolsuzluğun boyutunun ise yaklaşık 500 milyon YTL olduğu belirtildi.

 SÜT ÜRETİMİ

1990 yılında 8 milyon tonu inek, 1.1 milyon tonu koyun, 337 bin tonu keçi ve 174 bin tonu manda sütü olmak üzere 9.6 milyon ton milyon ton olan süt üretimi 2005 yılında 11.1 milyon tona çıktı. Süt üretimi içinde inek sütü üretiminde yüzde 25.9 artış görülürken, koyun sütü üretiminde yüzde 31, keçi sütü üretiminde yüzde 24.8, manda sütü üretiminde ise yüzde 78.1 azalma yaşandı.

 SOKAK SÜTÇÜSÜ GÖZDE

Süt üretimi tarım sektör içinde yüzde 8.4, hayvancılık sektörü içinde ise yüzde 24.3'lük bir paya sahip. Hayvancılığı gelişmiş ülkelerde üretilen sütün yüzde 90-95'i modern tesislerde işlenirken, Türkiye'de üretilen sütün yaklaşık yüzde 13'ü modern fabrikalarda, yüzde 47'si büyük işletme ve mandıralarda değerlendiriyor. Geri kalan yüzde 40'lık bölüm ise süt üreticileri tarafından bireysel olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Türkiye'de halen sokak sütçülüğü hem satıcı için hem alıcı için gözde...

ÜRETİCİ UCUZ SATIYOR, TÜKETİCİ PAHALI ALIYOR

Türkiye'de et ve sütte pazarlama ağı karmakarışık. Üretici, beslediği hayvandan elde ettiği bir kilogram eti, maliyetini bile karşılamaktan uzak olan 8 YTL 250 YKR'a satarken, sütün üreticiden çıkış fiyatı ortalama 450 YKR. Tüketici ise eti 14 YTL ile 20 YTL arasında değişen fiyatlarla, sütü ise 1 YTL 100 YKR ile 1 YTL 900 YKR arasında değişen fiyatlarla tüketiyor. Aradaki yüzde 100'ü aşan kar aracıların eline geçiyor.

Süt fiyatının pahalı olmasının nedeni tekel pozisyonundaki üretici şirketlerin fiyatlandırmada etkin olmaları. Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) özelleştirme öncesi kurulu kapasitenin yüzde 27'sine sahip olmasına rağmen tekelleşmeye engel olabilirken, özelleştirme sonrasında bu alan firmaların insafına terk edildi.

ÜRETİCİ BİRLİKLERİ

Ülkemizde canlı hayvan alımları hayvan panayırları, belediye hayvan pazarları ve hayvan borsalarında gerçekleşiyor. Türkiye'de canlı hayvan ve ette, şekli ve aracı sayısı bölgelere göre değişen bir pazarlama yapısı mevcut ve bu yapı üreticiye fiyat ve alım garantisi sağlayamadığı gibi, sanayinin de hammaddeye ulaşmasında sıkıntı yaşatıyor. Her ne kadar büyük sanayi işletmeleri üreticilerle anlaşarak, sözleşmeli üretim yoluna gitse de bu sistem tüm Türkiye için geçerli bir yöntem olmaktan uzak. Türkiye'de üreticilerin yaşadıkları sıkıntıları aşabilmeleri için yapılan yasal düzenlemenin ardından üretici birlikleri kurulmuş olsa da bu birlikler henüz sektörün sıkıntılarını karşılamaktan uzaklar.

İTHALAT

Türkiye'de 1996 yılından bu yana yapılmayan et ithalatı, AB'nin ilerleme raporlarında ele alması ve damızlık yetiştiricilerinin ihtiyacı nedeniyle Türkiye gündeminde sürekli tartışılıyor. Türkiye ve AB tarım ürünleri ticaretinde en son alınan 1/98 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca AB'den her yıl 19 bin ton et ithal etmesi için Türkiye'ye tarife kontenjanı açılmasına karşın, Türkiye deli dana (BSE) hastalığını gerekçe göstererek et ithalatı yapmadı. Tercihli ticaret rejimi kapsamında AB'nin de Türkiye'den gümrük vergisiz olarak her yıl 200 ton koyun ve keçi eti ithalat etmesi gerekiyor ancak AB de sağlık şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle Türkiye'den et ithalatı yapmıyor.

Türkiye resmi olarak et ithalatı yapmıyor olsa da kaçak yoldan yurda sokulan hayvanlarla gayriresmi olarak et ithalatı gerçekleştiriyor.

ATO BAŞKANI AYGÜN

ATO Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'de hayvancılığın tarımın bir alt sektörü olarak değerlendirildiğini oysa başlıbaşına bir sektör olduğunu söyledi. Uygulanan yanlış tarım ve hayvancılık politikaları nedeniyle bugün hayvan sayısının azaldığına ve kaçak et sorunu yaşandığına dikkat çeken Aygün, şunları söyledi:

Hayvancılık sektörü, Türkiye'de göç sorununun kriz haline gelmesini engelleyen başlıca sektördür, kırsal kalkınmanın anahtarıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun toprağı Allah vergisi bir şekilde hayvancılık yapmaya çok uygun. Hükümet sadece üretmek için değil, toplumsal huzur için de hayvancılığa sahip çıkmalıdır. Hayvancılık sektörüne ait sanayi yatırımları için Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri teşvik edilmelidir. İstanbul'u kurtarmak istiyorsak önce Doğu ve Güneydoğu'yu kalkındıralım. Bu bölgeler kalkınırsa, vatandaşlar İstanbul'a göç etmek zorunda kalmaz. " dedi.

 

http://www.atonet.org.tr/yeni/index.php?p=825&l=1

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/6/2007 - Saanen Irkı Süt Keçisi

Kategori: Keci


 Dr. Ayhan CEYHAN

Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü

Hayvan Yetiştirme ve Islahı Bölümü, Keçi Yetiştirme Şubesi


Orijini

Saanen keçisi Saanen Vadisinden orijin alan bir İsviçre ırkıdır. Keçiler Türkiye’ninde  içinde olduğu pek çok ülkede en popüler süt keçisi ırkıdır.

Irk Özellikleri

Saanen keçileri %3-4 yağlı yoğun süt üreten bir ırktır. Saanenler sütçü tip hayvanlardır, çukur veya düz yüz hatlı ve zayıf vücut yapılıdır.  Saanenler Alpin keçileri ile karşılaştırıldığında orta canlı ağırlıktadır. Keçilerin canlı ağırlığı en azında  64 kg’dır. Ortalama cidağo yüksekliği yaklaşık 81 cm, tekeler ise yaklaşık 94 cm’dir.

Kıl rengi beyaz yada kremdir ve kılar genellikle kısadır.Omurga boyunca uzun tüyler vardır. Doğumda boynuzlar tam olarak çıkmamıştır. Kulaklar genellikle sivri, baş ve kulaklar dik ve narin yapıdadır. Bu ırk aşırı güneş ışığına karşı duyarlıdır ve en iyi performansını soğuk iklim koşullarda verir. Saanenler genellikle yumuşak huylu hayvanlardır ve rutin olarak makineli sağıma iyi adapte olurlar. Sevgiye çabuk cevap verirler.

Saanen Keçisi

Yüksek verimli Saanen keçisi etkili bir döl verimine sahip olmalıdır. Dişiler yumuşak huylu, çevik görünümlü ve narin görünüşlü olmalıdırlar.

Memeler iyi gelişmiş fakat etli olmamalı, sağımdan sonra pörsümüş bir görünüme sahip ve yumuşak yapılı but arasına iyi yerleşmiş olmalıdır. Memeler yuvarlak yada  küre biçiminde olmalı fakat sarkık, iki yarım arasında yarık  olmamalıdır. Meme gelişimi iyi ve vücuda önden ve arkadan bağlantısı sağlam keçiler tercih edilir. Memeler hayvanların yüksek süt verim zamanında sarkmamalı ve taşınabilir durumunda olmalıdır. Memenin vücut’a  iyi bağlanması özellikle tercih edilir.  

Meme uçları memeden ayırt edilebilir ve bir     dereceye kadar iri olmalıdır. Meme uçları kare şeklinde birbirine simetrik yerleşmiş ve uzaktan belirgin olarak fark edilir olmalıdır. Keçilerin normal olmayan meme ve meme uçları sağımı zorlaştırır. Bu tür hayvanlar damızlığa ayrılmamalıdırlar.

Çene kare şeklide olmalı kısa yada uzun olmamalı ve  dişler sağlam olmamalıdır. Burun ve burun deliği geniş, dudaklar enli, gözler her iki yana iyi yerleşmiş olmalıdır.  Boyun uzun ve

orta şişmanlıkta, göğüs ve omuza olan bağlantısı iyi olmalıdır.

Vücut şekli düzgün ve iyi gelişmiş, yükseklik ve derinlik ölçüsüne sahip olmalıdır. Göğüs derin ve geniş olmalıdır. Kaburgalar iyi sıralanmış olmalıdır. Omuz veya göğüs kafesi arasına sıkışmış olmamalıdır. Sağrı omuz seviyesinde ve kuyruk hafifçe düşük olmalıdır.

Saanen keçileri topallamadan yürümeli ve duruşu sağlam ve düzgün olmalıdır. Bacaklar düzgün, uzun ve vücut altına kare şeklinde yerleşmelidir. Bacaklar çarpık olmamalıdır. Butlar zayıf, memenin vücut a yerleşmesine müsait olmalıdır.

Saanen Teke

Saanen tekesinin damızlık değeri; kendi döllerinin döllerinin üreme performansı ve kalitesi ile kendisinin üreme performansı birlikte  değerlendirilmelidir. Teke derin, iyi vücut konformasyonlu,  erkeksi (kaslı)  ama görünüşte kaba olmayan kuvveti sahip olmalıdır.

Testisler iri ve bir biri ile orantılıdır.  Testis torbası vücuda iyi yerleşmiş, vücuttan aşağı inmiş olmalı, her iki testis bir birinden ayrı yada dengesiz olmamalıdır.

Kabak tekler kabak keçiler ile genellikle yetiştirme programlarında boynuzsuz keçilerin yavruları ile kullanılmaz, dişiler kısır veya çift cinsiyetli doğabilir. Eğer kabak damızlık olarak aşım zamanında kullanılırsa dişilerin boynuzlu olması bu sorunu çözmektedir.

Kaynaklar

For breed standards contact the Dairy Goat Society of Australia, NSW Branch, GPO Box 4317, Sydney 2001

American Dairy Goat Association, PO Box 865, Spindale, NC 28160. Phone: 704-286-3801

Handbook of Australian Livestock, Australian Meat & Livestock Corporation,1989, 3rd Edition

 Ana Sayfa

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/6/2007 - Hayvan Genetik Kaynakları

Kategori: Makale

Türkiye’de Hayvan Genetik Kaynaklarını Korunma Çalışmaları

Conservation Studies of Animal Genetic Resources in Turkey

Ayhan Ceyhan

Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü, 10200 Bandırma/BALIKESİR

Özet

Dünyada az sayıda hayvan türü, hayvansal üretim amacı içi evcilleştirilmiş ve üretimin yaklaşık %90’ı bu türlerden üretilmektedir. Son zamanlarda bu türler arasında ırklar ve hatlar hızla azalmaktadır. Çevre koşullarına şimdi iyi adapte olan ıslah edilmiş ırklar, gelecekte yeni koşullara adapte olamayabilirler. Bu yüzden çok ekonomik olmayan yerli gen kaynaklarının korunması son derece önemlidir. Yerli genetik kaynaklar gelecekte yapılacak seleksiyon çalışmları, kötü koşullara  uyum, hastalıklara dayanıklılık ve diğer konular için bir kaynak olabilir. Pek çok gelişmekte olan bölgede, yerli ırklar çoğu kez verimli bir üretim aracı değildir. Fakat bu ırklar özellikle iklim, besleme, hastalıklar ve parazitler gibi çevre koşullarına uyum sağlamışlardır. Dünyada son yıllarda genetik kaynaklarının korunması konusunda  çalışmalarda hızlı bir artış gözlenmektedir.  

Abstract

A small number of species are domesticated and used for animal production: Animal production has been approximately 90 % of the total production from these species. Nowadays among these species, the number of breeds and lineages are declining. Some improved breeds appearing to be well adapted to environment now, may not be adaptable of new conditions in the future. Because it is very important to protect and keep traditional breeds which are not preferred presently. They migh be a resource of genes for future selection works, with objectives of adaptation to adverse condition, disease tolerance, etc. In many developing regions, local breeds are often not very efficient interm of productivity. But they are particularly adapted to environmental conditions: climate, feed, diseases and parasites. A rapid increase has seen on  world’s genetic resource conservation studies in recent years.

KORUMA NEDENLERİ

Hayvan genetik kaynakların  korunmasının temelde üç nedeni vardır. Bunlar; ekonomik potansiyelleri, bilimsel çalışmalarda kullanım olanakları ve kültürel nedenlerdir (Henson, 1992 ve Ertuğrul ve ark. 2000). Hayvan genetik kaynakları, biyolojik çeşitliliğin bir unsuru olup insanların gıda ve tarım alanında ihtiyaç duyduğu talebi karşılamakta, gıda güvencesi ve hayvancılığın geliştirilmesinde hayati önem taşımaktadır. Özellikle çiftlik hayvanlarının yok olması doğrudan insan yaşamı ile ilişkilidir ve konunun ekolojik yönü yanında sosyo-ekonomik yönü de bulunmaktadır. Yapılan ıslah, melezleme çalışmaları ve son yıllarda hayvan ithallerinin hız kazanması, diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de aynı sonucu doğurmuş; genetik çeşitliliğin azalması veya kaybolması tehlikesini beraberinde getirmiştir. Ülkemizde ırk özelliklerine dayalı detaylı bir sayım yapılamadığından ırkların bugünkü sayıları hakkında kesin rakamlar vermek mümkün olmamakta ve hangi ırkların tehdit altında olduğu açıkça ortaya konamamaktadır. Diğer yandan, yerli ırklardan ekonomik beklentilerin karşılanmaması sonucu (Okumuş ve Mercan 2004) her geçen gün yerini yüksek verimli hayvanlara bıraktığı, hatta bazı ırkların daha tam olarak tanımlanamadan yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı bilinmektedir. Adaptasyon yeteneği yüksek yerli ırklarımızın korunması ile ıslah çalışmalarına temel oluşturacak genetik çeşitlilik kaybedilmeden, melez üstünlüğünden yararlanılabilecektir. Yakın gelecekte, çevresel değişikliklere bağlı olarak oluşacak  sorunların çözümünde yerli ırkların sahip olduğu kimi genler ticari bir unsur olarak karşımıza çıkabilir. Bölgelerin kültür ve geleneğinin parçası olan yerli ırklar, eğitim ve araştırma materyali olarak kullanılarak temel biyolojik ve fizyolojik araştırmalar, besleme ve üreme veya farklı fizyolojik ve genetik seviyelerde iklime dayanıklılık çalışmalarının yanında genetik olarak farklı olan ırkların hastalıklara karşı direnç çalışmalarında kullanılabilir (Anonim, 2004), yerli ırk  koleksiyonu gelecek nesillere bırakılacak genetik bir miras olması nedeni ile korunmalıdır (Anonim, 2005 ve Soysal ve ark. 2004).

MEVCUT DURUM

Dünyada birçok etkene bağlı olarak hayvan genetik kaynakları tür, ırk ve gen düzeyinde azalmakta yada yok olmaktadır. Bu durum biyolojik çeşitliliğin temel özelliği olan genetik varyasyonu iyice azaltmaktadır. Bu azalış tüm dünyada olduğu gibi Türkiye içinde söz konusudur ve yaklaşık 25 milyon koyun, 6.5 milyon keçi ve 10.5 milyon sığır bulunmaktadır (DİE, 2005).  Hayvansal genetik çeşitliliğin azalması gelecekte ortaya çıkabilecek kuraklık, hastalık gibi felaketler veya sosyo-ekonomik değişiklikler sonucu ihtiyaç duyulabilecek yeni genotipleri geliştirme şansımızı kayıp etmek anlamına gelmektedir.

Dünya genelinde sığır, koyun, keçi, at, domuz, manda ve eşek türleri dahil toplam 2944 ırktan 2126 sının sayısal mevcudu bilinmekte ve bunların 498’i yok olma riski altındadır (Ertuğrul ve ark. 2000). Yine dünyada gelecekte 70 inek, keçi, koyun, domuz, at ırkı veya kümes hayvanlarının nesli tükeneceği sanılmaktadır.

Dünyada hayvan gen kaynaklarının korunmasına ilişkin görüşler ve buna bağlı  olarak da koruma girişimlerinin geçmişi 1960’lı yıllara uzanmaktadır.  Bu  çalışmalar; resmi, sivil, özel ve gönüllü kurum ve kuruluşlar tarafından etkin bir  şekilde yürütülmeye çalışılmaktadır. Türkiye’de  hayvan  gen  kaynaklarının korunmasına ilişkin görüşlerin ortaya  atılması 1980’lerin ikinci yarısına rastlar (Ertuğrul ve Akın 1988). Türkiye’de genetik kaynakların idaresi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından koordine edilmektedir. Evcil genetik kaynakların korunması projesi 1995 yılında başlatılmıştır (Akın 2004). Çalışmalar, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yürütülmektedir. Hayvan Islahı yasası 10.03.2001 tarihinde ve bu yasa uyarınca hazırlanan “Hayvan Gen Kaynaklarının Korunması Hakkında Yönetmelik” 19.03.2002  tarihinde yayımlanmıştır. Hayvancılığın desteklenmesi hakkında  uygulama esasları tebliği de 8 mart 2006 tarihinde yürürlüğü konulmuştur. Diğer yandan Tarım ve  Köy İşleri Bakanlığının desteğiyle, 10 üniversitenin işbirliğinde yürütülecek ve 'TÜRKHAYGEN-1' projesi 2007 yılında başlatılmış ve yerli genetik kaynakların yumurta hücreleri, sperm ve embriyo gibi canlıya dönüşebilecek materyalleri toplanarak gen bankasında korunması sağlanacaktır.  

Hayvan genetik kaynaklarının korunması projesi kapsamında 9 koyun ırkı (Dağlıç, Herik, Kıvırcık, Sakız, Gökçeada, Hemşin, Çine Çaparı, Karagül, Norduz), 3 keçi ırkı (Ankara keçisi, Honamlı keçisi ve Kilis Keçisi), 6 sığır ırkı (Yerli Kara, Kilis Sığırı, Yerli Güney Sarısı, Boz ırk, Doğu Anadolu kırmızısı, Zavot) ve 1 Manda ırkı (Anadolu Mandası) yerinde koruma altına alınmıştır.

Yerli sığır genetik kaynaklarından Yerli Kara, Boz Irk, Doğu Anadolu Kırmızısı, Kilis Sığırı, Kultak Sığırı ve Zavot sığırları yok olma tehdidi altında bulunurken,   Halep Sığırı, Çukurova Sığırı, Dörtyol Sığırı, Kırım (leh) Sığırı, Kıbrıs Sığırı, Seferihisar Sığırı, Kafkasya Sığırı, Malakan Sığırı Diyarbakır Sığırı, Karacadağ  Sığırı, Urga Sığırı, Siyah (Kalmuk) Sığırı, Eleşkirt Sığırı ve Karaisalı Sığırıları yok olmuştur (Ertuğrul ve ark. 2000 ve Demirulus 2004).

Yerli koyun genetik kaynaklarından Akkaraman, Morkaraman, Ulaş Akkaraman, İvesi, Karayaka ve Gökçeada ırkları için tehdit yok, Güney Karaman, Dağlıç, Herik, Tuj, Kıvırcık ve Hemşin koyunları için tehdit altındadır. Sakız, Çine Çaparı ve Norduz koyunları ise ağır tehdit altında olan ırklardır. Diğer yandan Karakaçan, Ödemiş ve Halkalı yok olmuş koyun ırklarındandır (Kaymakçı ve ark. 2000, Ertuğrul ve ark. 2000).  

Yerli keçi genetik kaynaklarından Kıl ve Kilis keçisi için tehdit yok, Ankara keçisi tehdit altında bulunurken, Malta ve Norduz keçisi ağır tehdit altına olan keçi ırklarıdır. Yerli genetik kaynakların korunmasında temel yaklaşım her ırkın kendi doğal yayılma bölgesinde, yeterli sayıda hayvanın korunması şeklinde devam etmektedir.    

KORUMA  YÖNTEMLERİ 

Hayvan genetik kaynakların korunması için uygulanan temelde 3 metot vardır (Henson 1992; Ertuğrul ve ark. 2000; Sørensen, 2003 ve Demirulus; 2004).

1- Yerinde Canlı Koruma (İn-situ): Bu yöntemde hayvanlar doğal yetiştirme bölgelerinde yeterli büyüklükte sürüler halinde korunur. 

2- Dondurarak Koruma (Ex-situ): Koruma altına alınan canlı genetik materyalden uygun yöntemlerle alınan yumurta, embiryo, spermin dondurularak (-196 derece sıvı azotta) saklanması esasına dayanmaktadır. 

3- Genetik bilgiyi, DNA seğmenti olarak koruma: DNA, dondurulmuş kan örnekleri veya diğer hayvansal dokular yada DNA parçaları (seğmentleri) gibi genetik bilgilerin uygun koşullarda saklanması yöntemdir.

Türkiye’deki genetik kaynaklarının korunma projesi yerli genetik kaynakların yetiştirme bölgesine yakın araştırma enstitülerinde koruma şeklinde başlamış, daha sonra yerinde koruma ve dondurarak koruma şeklinde proje devam etmektedir.  

SORUNLAR

Yerli hayvanların düşük verimli olması nedeni ile yetiştiricilerin ellerinde bulunan yerli hayvanları kültür ırkları ile melezleme yapılması yerli gen kaynaklarının hızlı bir şekilde sayısal olarak azalmasına neden olmaktadır. Tarımın entansifleşmesi ve insan  nüfusunun artması ile birlikte ihtiyaçlarda artmaktadır. Bunun getirdiği baskılar  nedeniyle sürekli olarak yüksek verimli genotiplere gereksinim duyulması ve yerli hayvanların sayısı azalmakta fakat kültür hayvanlarının sayısı artmaktadır.  Koruma yöntemlerinin pahalı ve uzun  süreç gerektirmesi nedeniyle mali zorlukları beraberinde getirmektedir. Yerli gen kaynaklarının korunması çalışmalarına kamu kurumları kadar, özel sektör, yetiştirici birlikleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarından yeteri kadar destek  alınamamıştır. Yerli hayvanların ırk düzeyinde sağlıklı envanterinin olmaması nedeniyle hangi ırkın ne ölçüde tehdit altında olduğu konusunda belirsizlikler oluşturmaktadır. Diğer yandan genetik kaynakların korunup saklandığı ve araştırma faaliyetlerini koordine edilip yönetildiği bir enstitünün bulunmaması  sorunlar arasında sayılabilir. 

ÖNERİLER 

Son yıllardaki yerli genetik kaynakların korunması ile ilgili yapılan çalışmalar ve elde edilen deneyimler doğrultusunda öneriler aşağıda sıralanmıştır.

Yerli genetik kaynakların detaylı envanter kayıtlarının çıkarılması ve hangi ırk yada genotiplerin risk altında olduğu saptanmalıdır. Yerli genetik kaynaklarının, gelecekte sunabileceği muhtemel faydaları ve önemi basın yayın organları aracılığı ile kamuoyunun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gereklidir. Yerli hayvan yetiştiricileri ekonomik yönden ve kurulan birlikler ise teknik yönden daha fazla desteklenmelidir

Genetik kaynakların korunma çalışmaları yerinde koruma (in-situ) ve dondurarak koruma (ex-situ) yöntemlerinin aksatılmadan yürütülmesi zorunludur. Bugün tehdit altında olmayan yerli hayvan yetiştiricileri ve ilgili birlikler ile iletişim kurulmalıdır. Ülkemizin sahip olduğu genetik çeşitlilik gelecekte etkili bir güç olarak değerlendirilmelidir.  Tarımın entansifleşmesine bağlı olarak yerli genetik kaynakların doğal yayılma alanlarından uzaklaştırılmasına izin verilmemeli, gerekirse her ırka özel yetiştirme alanları ilan edilmelidir.

KAYNAKLAR

Akın, O. 2004.  Annual Report On Angr Activities In Türkiye 10th Erfp Workshop On Animal Genetic Resources. Bled. 04 September 2004.

Anonim, 2004. Biyoteknoloji  ve Gen Teknolojileri Stratejisi Vizyon 2023 Projesi Biyoteknoloji  ve Gen Teknolojileri Strateji  Grubu. Ağustos 2004. Ankara

DİE, 2005. Türlere Göre Canlı Hayvan Sayısı.www.die.gov.tr.

Demirulus, H. 2004. “Hayvansal Gen Kaynakları” Ne Durumda? Ekoloji Magazin Dergisi. Sayı : 1.Sayı (Ocak - Mart 2004). http://www.ekolojimagazin.com/

Henson, E.L. 1992. In Situ Conservation of Livestock and Poultry.  Food And Agriculture Organızatıon of The United Natıons Rome, © Fao And Unep 1992  M-22 Isbn 92-5-103143-6.

Ertuğrul, M., Akman, N., Dellal, G., Goncagül, T., 2000. Hayvan Gen Kaynaklarının Korunması ve Türkiye Hayvan Gen Kaynakları. Türkiye Ziraat Mühendisliği V. Teknik Kongresi (2 CİLT) Yayın No:38, Ankara.

Mercan, L., Okumuş, A.,  2004.  Hayvancılıkta Genetik Çeşitlilik Ve Dad-Is 4. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi.  http://4uzbk.sdu.tdu.tr/index.htm

Sørensen, P., 2003. Denmark's  Country Report on    Farm Animal Genetic Resources. Ministry of Food, Agriculture and Fisheries  Danish Institute of Agricultural Sciences.

Kaymakçı, M., Eliçin, A., Tuncel, E., Pekel, E., Karaca, O., Işın, F., Taşkın, T., Aşkın, Y., Emsen, H., Özder, M., Selçuk, E., Sönmez, R., 2000. Türkiye’de Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği. Türkiye Ziraat Mühendisliği V. Teknik Kongresi, 17-21 Ocak 2000, Ankara

Anonim, 2005. Gelişmelere İlişkin Değerlendirmeler ve Kararlar Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Onikinci Toplantısı. 08 Eylül 2005. Ankara

Soysal, M.I., Tuna, Y.T., Gürcan, E.K., Özkan, E.  2004. Farms In Turkey:  Sustainable Development in The Preservatıon of Anımal Genetıc Resources in Turkey And in The World.  Trakia Journal of Sciences, Vol. 2, No. 3, pp 47-53, 2004

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 19/5/2007 - Hareketli Küçükbaş Hayvan Tartım Sistemi

Kategori: Koyun

 

KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARIN İZLENMESİ,  KİMLİKLENDİRME VE KAYIT  SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ

 

 E.Sami POLAT,  Behiç COŞKUN, İbrahim KORONA, Tamer ÇAĞLAYAN

Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi

 

Ayhan CEYHAN

 

 Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

 

 

ÖNSÖZ

Proje TAGEM  tarafından 10 farklı alt proje ile farklı ırklarda ve değişik yörelerde yürürlüğe konan “ Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı” projelerinde çok sayıda hayvanın izlenmesini,tartılmasını ve kayıt altına alınmasını kolaylaştırmak amacıyla planlanmıştır.

Halk  Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı projeleri ülkemizin koyun ve keçiler üzerinde çok sayıda hayvan kullanılarak sahada ülke genelinde yapılan bir çalışmadır. Ülkemiz genetik kaynaklarına sahip çıkılması bakımından da önemlidir. Projenin yürütüldüğü her bölgede en az 6300 baş damızlık hayvan kullanılması, bu hayvanların yavrularının da projeye dahil olması ile izlenecek hayvan sayısının  15 bin başa kadar çıkması söz konusudur. Bu kadar fazla sayıda hayvandan veri toplamaktaki zaman alıcı ve fiziki güç kullanımına dayalı uygulamaların kolaylaştırılması, bir örneklik ve otomasyon kazandırılması, toplanan verilerin sağlıklı olarak kaydedilmesi  ve bu veriler üzerinde çalışmanın mümkün olabilmesi için hayvan izleme, tartı, kimliklendirme ve kayıt sistemlerinin geliştirilmesi yönünde çalışmalar bu projelerin başarıya ulaşması bakımından önemlidir.

Bu çalışma Konya Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bandırma Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yürütülecektir.

 

ÖZ

 

Küçükbaş hayvanların kimliklendirilerek izlenmesi ve ilgili verilerin bir kayıt sistemi oluşturularak toplanması amacına yönelik Yürüyen Koyun Ölçüm istasyonu  geliştirilmiştir.  Oluşturulan sistemde hayvanların en az irritasyonla ve hatasız olarak özelliklerinin belirlenmesi ve bu özelliklerin kayıt altına alınması  hedeflenmiş,  bu amaca yönelik olarak hayvanların kimliklendirilebilmesi amacıyla RFID (Radio Frequency Identification Device)’li kulak küpeleri hayvanlara takılmış, tartımların hızlı ve zahmetsiz olabilmesi için hayvanları  hareket halinde tartabilen bir terazi geliştirilmiş, tartım sonuçlarını üzerine kaydederek bilgisayardaki yazılımın her koyun için açtığı dosyaya aktarabilen bir data-logger ilave edilmiştir.  Eşgal tayini için de kantar üzerine bir kamera yerleştirilmiştir. Geliştirilerek sistem haline getirilen bu bileşenler sahada kullanılabilmesi için bir römork üzerinde toplanmıştır.  Hayvanların arazide toparlanması ve istasyona yönlendirilebilmesi için ayrıca aynı römork üzerinde taşınabilen modüler paneller ve kapılar da sisteme dahil edilmiştir.   Bu sistem sayesinde hareketsiz tartımla hareketli tartım arasındaki fark % 3 ün altında bulunmuştur.

 

ABSTRACT

Mobile Sheep Measuring Station

A mobile sheep monitoring station unit was developed for improving the identification, observation, measuring and recording methods of numerous sheep in field.  System includes devices for; 1. Identification and following of individual sheepwith RFID (Radio Frequency Identification Device) eartags 2. Walk over weighing scale 3. Light alloy metal sheep handling and directing units 4. Mobile measuring unit (trailer) 5. measuing and recording software 6. Photographing of individual sheep for identification.  All system units are collected on a trailer which can be towed with a standard car.  The walk over weighing results have been found highly correlated with constant weighing with a maximum differntation of 3 %. 

GİRİŞ

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 10 farklı bölgede, farklı koyun ve keçi ırkları üzerinde 5 yıl süreyle halk elinde ıslah ve yetiştiricileri  teşvik projesi başlatılmıştır. Yapılan uygulamalarda koordinasyon ve bir örneklik sağlanması, hayvan izleme, tartı, kimliklendirme ve kayıt sistemlerinin geliştirilmesi, projeden beklenen sonuçlara kısa sürede ulaşılması yönünden yararlı olacaktır. Hayvanların takibi ve özelliklerinin belirlenerek kayıt altına alınabilmesi için, klasik yöntemlerin yanı sıra gelişmiş ülkelerde de kullanılan güncel teknoloji imkanlarından yararlanıldığı tekniklerin de ıslah projesine dahil edilmesi yerinde olacaktır. Hayvanların izlenebilmesi için kimliklendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla kullanılan kulak numaraları pratik değerini  yitirmiştir. Diğer taraftan, Avrupa Birliğinin bu konuda bir yaptırımı yürürlüğe girmiş olu, Avrupa Komisyonunun (Regulation EEC No 3508/92) ve (EU Regulation21/2004) no’lu kararıyla, koyun ve keçi türünden olup, doğumundan itibaren 12 ay içerisinde kesime sevk edilmeyecek olan hayvanların ferdi olarak kimliklendirilmesi ve hareketlerinin bu yolla kaydedilmesi zorunlu hale gelmiştir. 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren doğan her koyun ve keçinin, elektronik bir belirleciyle işaretlenmesi (Transporder), işletmedeki her bir hayvanın kayıt altına alınması, işletmeler ve bölgeler arasındaki hareketlerin bilgisayar otomasyonuyla kontrol altına alınması yönünde yaptırımlar uygulanacaktır. Ülkemizdeki koyun yetiştiriciliğinin kapasitesi ve karmaşıklığı göz önüne alındığında, kağıt üzerinde yazmaya dayalı kayıt sisteminin ferdi hayvan kaydı ve hayvan hareketlerinin izlenmesi yönünden yeterli olamayacağı bilinmektedir.Koyun yetiştiriciliğinin bir sektör olduğu İskoçya, İngiltere gibi ülkeler, kendi ulusal numaralandırma ve kayıt sistemlerini oluşturma çalışmalarına başlanmıştır.

LİTERATÜR ÖZETİ

1. Koyunların izlenebilmesi için kimliklendirilmesi:

Hayvanları izleyebilmek ve gerekli verileri toplayabilmek ve değerlendirebilmek için öncelikle onları tanımlayabilmemiz yani kimliklendirmemiz gerekmektedir (1).  Bu amaçla kullanılan görsel nitelikli, üzerinde numara yazılı olan kulak küpeleri güvenilirliklerini ve pratik değerini yitirmiştir.  Ebat, renk ve sağlamlık yönünden de standardları henüz tam olarak belirlenmemiş olan görsel kulak küpeleriyle çalışmanın zorlukları bilinmektedir.  Çeşitli uygulamalar esnasında kulak küpesine bakılarak hayvanın tanımlanması güçlükler arzetmektedir. Öte yandan elektronik düzeneklerle hayvanların kimliklendirilmesi, izlemeyi ve veri toplamayı kolaylaştıran, daha güvenilir bir yöntemdir(2). Bu sayede hayvanların bireysel olarak izlenebilmesi, doğru bilginin tespit edilmesi ve seri olarak elektronik ortama aktarılabilirliği de avantajları arasındadır (3).  Kolaylıkla takılabilen üzerine lazerle istenilen rakamlar yazılarak aynı zamanda görsel nitelik te taşıyan elektronik kulak küpeleri mevcuttur (4).  Hayvanların elektronik olarak kimliklendirilmesiyle ilgili Avrupa Birliği Komisyonunun (Regulation (EEC) No 3508/92) ve ((EU Regulation 21/2004) no’lu kararları (5) doğrultusunda  2008 yılı içerisinde küçükbaş hayvanların, elektronik olarak işaretlenmesi, yetiştiricilerin ve hayvanların tek tek kayıt altına alınması, hayvan hareketlerinin otomasyonla bir merkezden izlenmesi yönünde ülkemizde de yaptırımlar uygulanacaktır.  Ocak 2008 den itibaren doğan ve 12 aydan fazla yaşayacak olan bütün küçükbaş hayvanların elektronik olarak kimliklendirilmesi zorunlu olacaktır.  Bu sayede hayvansal üretim zincirinin kontrolü, gıda güvenliği, sağlık gibi konuların takibi kolaylaşacaktır.  Ayrıca bilimsel yaklaşımların uygulanabilirliği, veri akışının hızlanması, üreticilerin sertifikalandırılması, salgın hastalıklarla mücadele, hayvan hareketlerinin takibi gibi birtakım kolaylıklar da meydana çıkacaktır.  Halihazırda Avrupa Birliği üyesi her ülke öncelikle kendi ulusal kimliklendirme ve kayıt sistemini geliştirmeye çalışmaktadır (6).

 2. Koyunların tartım sistemlerinin geliştirilmesi

Özellikle arazi şartlarında çok sayıda hayvanın seri şekilde ve güvenilir olarak tartımlarının yapılabilmesi için geliştirilmiş uygun tartım sistemlerine ihtiyaç vardır.  Klasik yöntemlerle hayvan tartımı çok sayıda yardımcı eleman gerektiren, son derece zahmetli ve zaman alıcı bir uygulamadır.  Bilhassa saha çalışmalarında tartımların kısa sürede ve aynı hassasiyette sonuçlandırılması neredeyse imkansız görülmektedir.  Bu güçlükleri ortadan kaldıracak bir tartım sisteminin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.

3. Koyunların sevk ve idare sistemlerinin geliştirilmesi

İzlenecek hayvanların tartım, ölçüm ve diğer işlemler için bir araya getirilmesi, koridor oluşturularak yönlendirilmesi amacıyla kolay taşınabilir, modüler özellikte sağlam ve hafif paneller ve bağlantı elemanlarına ihtiyaç vardır.

4. Kayıt Yazılımı

Çalışmada elde edilecek tüm verilerin kayıt altına alınmasını sağlayabilecek yetiştirici ve hayvanlara ait tüm bilgilerin değerlendirilebileceği ve tasnif edileceği bir bilgisayar programı gerekmektedir.

5. Koyunların eşkallerini belirlemek amacıyla resimlerinin alınması

Özellikle damızlık değeri olan elektronik olarak tanımlanmış hayvanların tartım esnasında dijital bir kamera ile fotoğrafları çekilerek elde edilecek görüntünün doğrudan hayvanların dosyasına kaydedilmesi ıslah çalışmalarını kolaylaştıracaktır.

6. Toplanan verilerin kaydedilmek ve incelenmek üzere istenilen merkezlere yönlendirilmesi

Sisteme yerleştirilen bir modül sayesinde GSM hattı veya internet bağlantısı üzerinden elde edilen verilerin istenen merkezlere aktarılması, sistem yazılımının gerektiğinde güncellenebilmesi sağlanmalıdır

7. Seyyar istasyon kurulması 

Bu sistem sahada çiftlik şartlarında kullanılacağından bu kadar fonksiyonel bir sistemin her işletmeye yerleştirilebilmesi mevcut imkanlar içerisinde mümkün görülememektedir.  Kantarı, padoklama sistemlerini ve çalışmalarda kullanılacak diğer malzemeleri taşıyacak ve binek taşıtların kolayca çekebileceği, taşıt trafiğine çıkmasında sakınca olmayan bir römork tasarlanması gerekmektedir.  Römork üzerinde gerekli malzemeler toplanarak, ölçüm yapılacak yerlere kolaylıkla sevki sağlanmalıdır. 

MATERYAL VE METOD 

Bu çalışma, Selçuk Üniversitesi  Veteriner Fakültesi, Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Servotec Eelectronics ve Taralsa firmaları tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmiştir.   Denemeler S.Ü. Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği Koyunculuk Ünitesinde gerçekleştirilmiştir. 

1. Koyunların izlenebilmesi için kimliklendirilmesi: 

Çalışmanın başlangıcında kullanılacak RFID nin tipinin belirlenmesi üzerinde durulmuş, rumen bolusu, implant veya kulak küpesine yerleştirilmiş belirleyiciler denenmiştir.  Rumen bolusunun uygulama zorluğunun yanısıra, RFID okuyucu tarafından okunmasındaki zorluklar da dikkate alınarak vazgeçilmiştir.  Implant şeklinde uygulanabilir transponder ise, görsel nitelik taşımadığı için ilave bir küpe sistemine de ihtiyaç doğacağından tercih edilmemiştir.  Kulak küpesi içerisine yerleştirilmiş olan RFID (Radio frequency identification device) olarak adlandırılan transponderlar.  ISO CE standartlarına ( CE/FCC no. E920780) uygun olarak düşük frekanslı (125 Khz) transponder’lı kulak küpeleri ve bunların kısa ve uzun mesafe okuyucuları tercih edilmiştir. Bu küpelerin üzerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı standartlarına uygun görsel numaralandırma yapmak ta mümkündür.

 2. Tartım sistemi:

Arazi şartlarında çok sayıda hayvanın seri şekilde tartımının yapılabilmesi için koyunların içinden çıkamayacakları şekilde dizayn edilmiş yürüyerek geçecekleri şekilde 250 cm uzunluğunda, 60 cm genişliğinde, 4 adet loadcell üzerine monte edilmiş çelik konstrüksiyonlu bir elektronik bir kantar imal ettirilmiştir.  Kantarın tartım kapasitesi 0-400 kg olup, 50 g hassasiyete sahiptir.  Kantar üzerinde koyun geçişi esnasında tartımı başlatıp sonlandıracak 2 adet sensor mevcuttur.  Çok hızlı geçiş yapabilecek hayvanları yavaşlatmak amacıyla bir adet otomatik bariyer yer almaktadır.  Aynı kantar üzerinde hem hareketli hem de sabit tartım yapmak mümkündür.  Kantar üzerindeki çeşitli aparatlara kumanda edebilen ve aynı zamanda verileri üzerinde toplayarak bunları bilgisayar ortamındaki yazılıma aktarabilen bir data logger geliştirilmiştir

3. Hayvan toparlama ve yönlendirme sistemleri:

Çalışmaya alınan hayvanların tartım, ölçüm ve diğer işlemler için bir araya getirilmesi, koridor oluşturularak yönlendirilmesi amacıyla kolay taşınabilir, modüler özellikte sağlam ve hafif paneller 2x4 cm alüminyum profil kullanılarak portatif bir padoklama sistemi imal edilmiştir.  Koridor ve havuz panelleri 80x150 cm ebatlı olup geliştirilen menteşe sistemiyle pratik olarak bağlanabilmektedir.  Yine aynı bağlantı sistemiyle uyumlu kapı çerçeveleri ve bunların içinde her iki yöne de açılabilen sevk kapıları mevcuttur.  Römorka çıkış ve inişi sağlayacak rampalar ve yan korkulukları da aynı ölçüde alüminyum profilden imal edilmiş olup bağlantı noktaları sistemin tamamına uyumludur. 

4. Yazılım:

Çalışmada elde edilecek tüm verilerin kayıt altına alınmasını sağlayabilecek bir bilgisayar programıyla yetiştirici ve hayvanlara ait tüm bilgilerin değerlendirilebileceği ve tasnif edileceği menüleri ihtiva eden bir yazılım geliştirilmiştir.

 5. Eşkal tayini:

Koyunların eşkalini belirlemek amacıyla elektronik olarak tanımlanan hayvanların dijital bir kamera ile fotoğrafları çekilerek elde edilecek görüntünün doğrudan hayvanların dosyasına kaydedilmesi sağlanmıştır. 

 6. Veri aktarımı:

Sistem üzerine veri aktarımını sağlayacak RS232, RS485 modülleri sabit olarak konulmuş, GSM/GPRS modem veya Ethernet seçenekleri tercihli olarak kullanılmak üzere sistem yazılımına dahil edilmiş, donanım ilavesi yapıldığında çalışacak seviyeye getirilmiştir.

 7. Sistem taşıyıcısı (Römork):

Kantarı, padoklama sistemlerini ve çalışmalarda kullanılacak diğer malzemeleri taşıyacak ve binek taşıtların kolayca çekebileceği, taşıt trafiğine çıkmasında sakınca olmayan üstü kapatılabilir 150x250 cm ebatta, tek dingilli, çeki demirli, üzerinde trafiğe çıkışı için uygun sinyalizasyon sistemi bulunan bir römork tasarlanarak imal ettirilmiştir.

 

BULGULAR VE TARTIŞMA

Koyunların, Avrupa Birliği standardlarına uygun bir biçimde kimliklendirilmesi sağlanmıştır.  Geliştirilen sistem sayesinde görsel nitelik taşıyan numaralandırılmış ve barkodlu küpe kulağın üst tarafında yer alırken, RFID taşıyan küpe kısmı kulağın iç tarafına uygulanmıştır.  Hayvanların geçit yerlerine yerleştirilen elektronik okuyucular sayesinde uzaktan, veya sürü içine girmek suretiyle de bireysel olarak kimliklerinin belirlenmesi sağlanmıştır.

Tartım sistemi sayesinde, koyunlar kantar üzerinden geçiş yaparken canlı ağırlıkları zahmetsizce  belirlenmekte, fotoğrafları çekilmekte ve doğrudan bilgisayarda bulunan kartlara kaydedilmektedir.   Sabit tartımla hareketli tartım arasındaki sonuçlar yönünden korelasyon çok yüksek bulunmuştur.  Farklılık % 3 ün altındadır. 

Hayvan yönlendirme sistemleri taşıyıcı römork üzerine yüklenerek taşınması sağlanmakta, ölçüm yapılacak yerlere gelindiğinde çok kısa sürede montajı yapılarak uygulamaya konulabilmektedir.

Oluşturulan yazılım sayesine, her bir hayvanla ilgili her türlü veri (yaş, cinsiyet, kondisyon skoru, verimleri, aşılamalar vb uygulamalar kaydedilebilmektedir.

Toplanan veriler internet üzerinden istenilen merkezlere aktarılabilmektedir.

Taşıyıcı römork binek otomobil tarafından rahatlıkla çekilerek sahada sistem taşınabilmekte olup, yine saha çalışmalarında gerekli olabilecek alet ve malzemeleri de taşıyabilecek kapasitededir.  Römork üzerinde hem 12 V DC hemde 220 V AC elektrik akımıyla çalışabilecek donanım mevcuttur.

LİTERATÜR LİSTESİ

1. CSIRO (1965) Field Investigation with Sheep, a manual of techniques. Ed: Moule G. R..The Commonwealth Scientific and Industrial Research Organization, Melbourne, Australia.

2. Brewin, B.(2002) Radio Frequency Identification. Computerworld, December16, 2002.

3. Shepard, S. (2004). RFID: The Promise of a Strategic Technology. www.shepardComm.com

4. Shepard, S. (2005).Radio Frequency Identification. pp245.  McGraw-Hill Companies, NewYork.

5. COUNCIL REGULATION (EC) No 21/2004 of 17 December 2003 establishing a system for the identification and registration of ovine and caprine animals and amending Regulation (EC) No 1782/2003 and Directives 92/102/EEC and 64/432/EEC. Official Journal of the European Union 9.1.2004.

6. Department for Environment Food and Rural Affairs of United Kingdom http://www.defra. gov.uk /animalh/tracing/sheep/eid/pdf/interimprogress.pdf. 

Aşağıdaki siteden hareketli küçükbaş tartım sistsi ile ilgili resimler izlenebilir.

http://saanen.slide.com/

 Ana Sayfa

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2007 - Charolais ırkı koyun

Kategori: Koyun

Charolais Irkı Koyunun Genel Özellikleri

Tarihçesi

Irkın orijini Fransa’nın ünlü Charolais sığırlarının yetiştirildiği bölge olan Saone et Loire’dır. Irk 19. yüzyılda yerli ırkların İngiliz Dishley Leicesterile melezlenmesi ile geliştirilmiştir. O zamandan beri sürü saf olarak koyun ve sığırı ile ünlü bölgede saf yetiştirildi. Irk ilk defa 1976 yılında İngiltereye ithal edildi ve aynı zamanda pek çok Avrupa ülkesi, Çin ve Afrika, Kanda ve Amerika Birleşik Devletlerinede götürülmüştür.    

Tanım

Charollais koyunu orta irilikte, iyi kas yapılı, uzun, derin ve iyi kas yapılı butludur. Vücut uzun ve iyi kaslı, uzun geniş belli ve derin but  yapılıdır.  Baş tüysüz pembemsi/kahverengi renkli ve bazen lekelidir.  Kolay doğum için önemli olan arka but hattı iyi yerleşmiştir.  Bacaklar kısa, kusursuz, renkli fakat asla siyah renkli değildir. Ön bacaklar çok geniş yayılmamış ve iyi dengelenmiş olmalıdır. But iyi gelişmiş, kalın ve derindir. Irk esas olarak baba hattı olarak kullanılır ve et kalitesi çok önemlidir. Bu ırkta fazla kemik istenmez. Yapağı rengi beyaz, kalitesi iyi, kopma direnci yüksek ve kısa uzunluktadır.

Irkın Ana Amacı

Charollais ırkı İngiltere’de koyunculuk sektörü içinde baba hattı için yoğun olarak kullanılmaktadır. İngiltere de ticari kuzu eti üretimi için pazarın yaklaşık %20’sini bu ırk elinde tutmaktadır. İngiltere de Charollais koçları, ticari melez koyun yetiştiriciliğinde yüksek kaliteli yağsız kuzu eti üretimi amacı ile kullanılmaktadır. Irkın kendine özgü hızlı büyüme özelliği, yağsız fazla kasaplık et ve bir örneklik ki, bugün ki kuzu eti tüketimi için ideal bir baba hattı yapmaktadır. Bu ırkın özellikleri arasında doğum kolaylığı ve kuzuların yaşama gücü oranı sayılabilir.   

Gene Bilgiler

Bu ırkın geliştirilmesindeki amaç, ticari koyun yetiştiriciliğinde kaliteli kuzu eti üretmek için baba hattı olarak kullanılmasıdır.

Ortalama Döl verimi

Irk çok güçlü analık özelliğine sahiptir. Kolay doğum ırkın önemli bir özelliğidir. Ergin koyunların aralık ayındaki kuzu verimi ortalama  %180’dir. Bu oran Şubat’da %210-220’ye yükselir. Kuzular 7 aylık yaşta koça gelmekte ve kuzu verimleri %130 üzerindedir. Irk standartları, yetiştiriciler tarafından kendi sürülerini oluşturmak için kullanılmalıdır. Hakemler gösterilen hayvanların değerlendirilmesinde bu standartlara başvururlar. Kafa rengindeki değişimlerinin tanımlanması hayvanının yetiştirme bölgesi ve yetiştirici terciklerine göre yapılır.

Büyüme  Özellikleri

 

Ortalama Doğum Ağırlığı

0 - 56  gün arası ortalama günlük canlı ağırlık kazancı

Erkek Kuzular

 

 

Tek

5.0 kg

500 g / gün

İkiz

4.5 kg

420 g / gün

Dişi Kuzular

 

 

Tek

4.7 kg

395 g / gün

İkiz

4.0 kg

380 g / gün

Çoğuz

3.5 kg

330 g / gün

Ergin Ağırlıklar

 Koçlar: 100 - 150 kg

Koyunlar: 80-100 kg

 

Irkın geliştirilmesi ile özellikler iki kategoride toplanmaktadır; yapısal uyum ve ırk özellikleri.

Yapısal Uyum

Dişler

Dişler ideal olarak kısa ve düzgün yapılı olmalıdır.

Ayak

Ayaklar zarif ve dengeli olmalıdır.

Omuzlar

Omuzlar düz ve iyi etli olmalıdır. Omuzlar çok kaba yada çok dar olmamalıdır. Irk ta omuzda fazla yağ birikimi istenmez.  

Ön Bacaklar

Bu ırkta düzgün ve dengeli bacaklar çok istenir. Fakat, ne çok kapalı nede çok açık bacak tipi istenmez.

Bacaklar iyi renkte olmalıdır.

Kemikler ne çok kaba nede çok ince olmalıdır. İyi durumda hareket etmesi önemlidir.

Arka Bacaklar

Bacaklar çok geniş alanda yerleşmiş ve iyi bir şekilde olmamalıdır. Ayaklar tırnakları ne çok bükümlü nede çok düz olmalıdır.  Yine kemikler ne çok ince nede çok kalın olmalıdır. İyi hareket için denge önemlidir.

Testisler

Koçlar, iki adet normal bağlı, yeterli büyüklükte testise sahip olmalıdır.

Meme

Koyunların memeleri kusursuz ve küçük olmamalıdır

Irk Özellikleri

Bel

Bel, uzun, geniş ve derin, göz kası alanı geniş olmalıdır. Hayvanlarda et üzerinde fazla yağ birikimi olması istenmeyen bir özelliktir.  

But

Butlar, kalın, derin ve tam dolgun olmalıdır. But’un arka kısmı dolgun ve geniş olmalıdır. Bu ırkta dar ve ince but istenmez.

Gelişme

Hayvan yetiştiriciliğinde gelişme önemlidir. Ancak hayvan gelişirken iyi kalitede et üretmesi istenen bir özelliktir.  

Baş

Irkın tanımlayıcı özelliklerinden olan baş, tüysüz olması ile karakterize edilir. Deri rengi pembe ve krem tonunda olabilir.

Yapağı

Irk ne uzun nede çok kısa olan iyi bir yapağıya sahip olmalıdır. Yüzler ve bacaklar hariç vücudun tamam yapağı ile kaplı olmalıdır.

href="http://img.blogcu.com/uploads/ayhanceyhan_Charolais.jpg">

 

Charolais ırkı koyunların farklı ırklar ile entansi besideki performansına ilişkin değerler aşağıdaki gibi bildirilmiştir.

Tablo1. Suffolk (SU), Charolais (CO) ve OLIBS kuzularının Besi performansı

Melezler

Besi Başı Canlı Ağırlık

0-56 günde ortalama günlük canlı ağırlık kazancı

Besi Sonu Günlük Canlı ağırlık Arışı

Besi Süresi

0-56 yem değerlendirme

Besi sonunda yem değerlendirme

SU (32)

19.9a

365a

372a

73

3.4

3.5

CO (27)

18.4ab

327 b

344 b

80

3.7

3.7

OL (26)

16.8 b

335 b

340 b

83

3.5

3.8

LSD

2.3

28.8

24.4

ns

ns

ns

Mean

18.3

342

352

79

3.5

3.7

CV

5.6

3.7

3.1

5.4

5.9

8.9

 

Tablo 2. Charolais-cross (COx) ve Suffolk-cross (SUx)  kuzularının besi performansı

Melez

n

Besi Başı Canlı Ağırlık

0-41. günlük canlı ağırlık artışı

0-41. yem değerlendirme

Besi sonunda günlük canlı ağılık artışı

Besi sonunda yem değerlendirme oranı

CO

7

25.8

349

4.9

341

6.0

SU (1)

18

24.8

363

3.9

348

4.9

SU (2)

17

20.2

373

3.8

342

Ana Sayfa
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/2/2007 - ET KEÇİSİ DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ

Kategori: Keci

Dr. Ayhan CEYHAN

Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü

Hayvan Yetiştirme ve Islahı Bölümü, Keçi Yetiştirme Şubesi

Bu bilgi notu pazara et üretmek için canlı hayvanların et verimini tahmin etmekte kullanılan metotları tanımlamaktadır. Bu notta sadece et keçisi ticaretinde kullanılan yöntemler özetlenmiştir.

Değerlendirmenin amacı

Keçilerin canlı olarak  kasaplık olarak satılmadan önce değerlendirmek için birkaç önemli sebep vardır. Bunlar:

1. Satıştan önce keçilerin niteliklerini belirlemek, 2. Müşteri özel isteklerine uygun keçileri seçmek, 3. Karkas özelliklerini tahmin etmek, 4. Keçiler satılmadan önce ek yemlemeye ihtiyacı olup olmadığına  karar vermek ve 5. Müşteri için et özelliklerini tarif etme başarısızlığından kaçınmak için değerlendirme yapılır. Keçi yetiştiricileri ne zaman pazara keçi eti üretirlerse bu noktadan sonra tüketici taleplerini dikkate almak zorundadır.

Tüketici Talepleri

Kasaplık hayvan ticaretinde tüketici taleplerine göre üretim yapılırken keçi karkaslarının değerlendirilmende çeşitli metotlar vardır. Bütün metotlar, keçi eti ve karkaslarının nasıl bir standart ile pazara sunulacağı ile ilgilidir. 

Canlı Hayvan Değerlendirme Metotları

Keçilerin pazara sunulması için 4 ana metot vardır. Bunlar:

1.Canlı ağırlık tahmini;

2. Son kaburgada yağ derecesi ;

3. Omurgalardan vücut kondisyon skoru;

4. Dişlere bakarak ağızdan yaşın tahminidir. Keçilerin değerlendirmesinde kullanılan diğer önemli faktörler ise cinsiyet ve ırktır.

1. Canlı Ağırlık tahmini

Canlı ağırlık keçilerin et verimlerini belirlemede önemli bir bakış açısı oluşturur. Keçiler gelişirken canlı ağırlık kazanır ve sonuçta karkas verimleri artar. Keçilerin yağ rezervleri keçiler gelişirken artar. Eğer keçiler canlı ağrılık kayıp ederlerse buna bağlı olarak yağ miktarı da azalacaktır.

Keçi yetiştiricisi et için satacağı keçisinin pazara satışa çıkarmadan önce, canlı ağırlığını değerlendirmelidir. Canlı ağırlık saptanması, keçi ve koyun için tasarlanan tartım aletlerinde en iyi belirlenir. Sandıklı tartılar bu maksat için özellikle satılır. Modern elektronik tartılar hayvan tartımın da oldukça güvenilirdir. Keçilerde, elle kontrol ve göğüs çevresi ölçüsü sakalsı yardımı ile canlı ağırlık tahmini yapmak mümkündür.

2. Son Kaburgada Yağ Derecesi

Yağ miktarı evcil hayvanların yağ sınıfın tahmin edilmesinde kullanılan bir yöntem olarak belirtilmiştir. Yağ miktarı ve yağ sınıfları, 1'den 5'e kadar tablo 1’de açıklanmıştır.

Tablo 1. Keçi Yağ Sınıfı ve Bel  Bölgesinde Doku Derinliği Arasındaki İlişki

Yağ sınıfı

Tanım

Bel Alanında Doku Derinliği

1

Çok yağsız

3 mm aşağı

2

Yağsız

4 ile 6 mm

3

Kısmen yağsız

7 ile 9 mm

4

Kısmen yağlı

10 ile 12 mm

5

Yağlı

12 mm üzeri

Yağ sınıflandırmasında, karkas da son kaburganın yanında bel bölgesindeki doku derinliği saptanması et verimi  çalışmalarında kriter olarak kullanılır. Kavram yeri kısa kaburga kemikleri ile uzun kaburga kemiklerinin sondan 2. sinin (12. kaburga) omurga boyunca yaklaşık 1 cm yanıdır (Şekil 1.)

 

Şekil 1. Kısa Kaburga ve 12. Uzun Kaburga Bölgesinde Kavram Yeri

Kavram bölgesinde yağ ve kas doku derinliği ve doluluğu belirlenir. Kavram noktası keçilerde yağ ve kas doku birikimi için  iyi bir  referans notası olarak kabul edilir. Bu bölge, karkasın yağ ve et içeriği için güvenilir kaynak oluşturur. Kavram bölgesi kolayca ölçülür. Bölgenin ölçümü  mm olarak değerlendirilir. Keçiler kesilmeden önce  karkaslarda ki yağ sınıfının tahmin edilmesinde elle yağ derecesi uygulaması önerilir.

Yağ Skoru Nasıl Yapılır?

a) Hayvanlar ayakları üzerinde rahat bir şekilde durmalı, korkmuş, büzülmüş veya çökmüş olmamalıdır. Eğer hayvanlar korkuyor yada kasılıyor ise sağlıklı bir kondisyon puanlaması yapmak mümkün değildir. 

b)  Parmaklar kapatılmadan açılarak  kullanılır.

c) Bel bölgesi 12 inci uzun kaburganın üzerinde vücut hissedilerek ölçü alınır. Kaburga üzerinde ve çıkıntılarında doku miktarı hissedilir.

d) Kaburga kemiği altında yağ derecesini hissetmek kolaydır.

e) Hayvanlar kalın yapağılı olduğunda  yapağı noktasından deriyi daha kolay  hissetmeye  ihtiyaç duyulur.

f) Şekil 1ve  Tablo 2’den nasıl yağ derecesi puanı verileceği öğrenilebilir.

g) Keçilerin bel noktasında yağ sınıfı ile et üretim  miktarını tahmin etmek için mümkün olduğu kadar sık uygulama yapmaya ihtiyaç vardır.


Tablo  2. Canlı Keçilerde Elle Yağ Dokunun Derecelendirilmesi

Yağ derecesi

1

2

3

4

5

Bel  Bölgesinde

Ne

Hissetin?

Kaburgalar çok kolay hissedilir ve kaburga üzerinde doku hissedilmez

Kaburgalar çok kolay hissedilir. Kaburga üzerinde çok hafif doku hissedilebilir.

Kaburgalar kolay hissedilir. Kaburgalar üzerinde biraz doku vardır.

Kaburgalar hissedilebilir ve çok miktarda doku vardır

Kaburgalar sadece bastırınca hissedilir ve dokular çok belirgin ve kaygandır.

3. Kısa Kaburgalarda Vücut Kondisyon Skoru

Keçilerin pazarlanmasında yağ birikimi ile canlı ağırlık tahmini yerine vücut kondisyon skorunu kullanılabilir. Vücut kondisyon skoru uygulaması keçilere elle bastırılarak uygulanan bir tahmin metodudur. Vücut kondisyon skoru uygulaması kakasın doku miktarının doğrudan değerlendirmesinin yapıldığı güvenilir bir yöntemdir. Keçiler, genellikle deri altında koyunlardan daha az yağ miktarına sahiptir. Keçilerde vücut kondisyon skoru ile et verimi tahmininin Keçilerde koyunlardan daha güvenilir olarak kullanılmasının nedeni budur.  

Vücut Kondisyon Skoru Nasıl Yapılır?

a) Hayvan, bütün ayakları üzerinde gevşemiş olarak durmalı ve bir köşeye sıkışmış ve gergin olmamalıdır.  Eğer hayvan pusuyor yada diğer hayvanların üzerine atlıyorsa sağlıklı bir vücut kondisyon skoru tahmini yapmak mümkün değildir.

b) Parmakların bel bölgesinde açılarak gezdirilmesi ile yapılır.

c) Bel alanında en son uzun kaburganın sadece arkasında belkemiği boyunca vücut hissedilir. Omurganın çıkıntıları ve omurganın kenarlarında et miktarı hissedilmeye çalışılır  (Şekil 1).

d) El, başparmak ve  parmaklar ile bele uzatılır.  Omurga çıkıntılarının sonlarında  etin miktarını tahmin etmek için  parmaklar bölgede nazikçe  bastırılarak gezdirilir.

e) Sonunda göz kasını el ile hissederek, omurga ve bel kemiği arasındaki  kalınlık et miktarı konusunda bir fikir elde edilir. Hayvanların değerlendirme sonunda aldığı fazla puan etliliğin bir belirtisidir.  

f) Özellikle koyunlar kalın yapağılı olduğundan  yapağı noktasından deriyi daha kolay  hissetmeye  ihtiyaç olacaktır.

Tablo 1 ve 3 e göre nasıl vücut kondisyon puanı verileceği gösterilmiştir. Daha güvenilir bir değerlendirme için mümkün  olduğu kadar fazla pratik yapılmalıdır.

Vücut kondisyon puanı güvenirliği pratikler ile gelişir. Uygulama her yerde yapılabilir.  Bu uygulama özellikle canlı hayvan pazarlarında sıkça kullanılan bir yöntemdir. Hayvanların aldığı skora göre fiyat belirlenir. Vücut kondisyon puanlamasında esas puanlar arsında verilen  2-, 2, 2+, 3-,3  ve 3+.değerlerleri daha uzman kişiler tarafından verilmektedir.

Tablo 3. Canlı Keçide Vücut Kondisyon Skoru Nasıl Hissedilir

Vücut kondisyon Skoru

Her bir yanda ne hissetin

Et Verimi için ortamla Skor Nedir

Omurga

Bel Kemiği uygulaması

Göz kası

1

Belirgin ve keskin

Keskin uçlar, parmak kolayca araya girer

Çok ince ve yağ örtüsü yoktur

Çok zayıf. Zayıf et verimi. Daha azla beslenmeli. Daha fazla ağırlık kaybı, ölümle sonuçlanabilir

2

Belirgin ve düzgün

Düzgün Yuvarlak, parmaklar araya girer

Bazı doku  vardır

Zayıf, Eğrinler için orta, Oğlaklar için çok düşük

3

Düzgün ve yuvarlak ama yükseltili

Düzgün, uçları hissetmek için batırmak gerekir

Çıkıntılar tamamen dolu

Orta, Oğlaklar için ideal, Erginler için çok yağlı olabilir.

4

Sadece basarak belirlenir.

Hissedilemez

İyice yuvarlak

Yağlı, Beside çok fazla tutulmuş, Besi kesilmelidir

4. Ağızdan Yaşın Tahmin edilmesi

Keçilerin yaşı dişleri vasıtası ile belirlenebilir. Bu demektir ki ergin keçilerin alt çenesinde bulunan dişlerin çıkışı ile keçilerin yaşı tanımlanabilir. Keçilerin yaşının doğru bir şekilde bilinmesi için kesici diş yöntemi uygulaması faydalı olabilir.  

Tablo  4. Diş Yoluyla  Yaşın Belirlenmesi

Dişler

Yaş (ay)

0. sürekli kesiciler

0 ile 15

1.sürekli öğütücüler

3 ile 5

2. sürekli kesiciler

13 ile 21

4. sürekli kesiciler

18 ile 24

6. sürekli kesiciler

22 ile 32

8. sürekli kesiciler

27 veya fazlası

Karkas ve Et Üretiminin Değerlendirilmesi

Keçilerde et üretiminde kullanılan canlı ağırlık ve vücut kondisyon puanı arasındaki ilişkilerin detayları hayvanların durumu hakkında bilgi edinilmesini sağlar.

Sonuç

Keçilerin pazarlanmasında müşterilerin istekleri doğrultusunda keçi eti üretimi temeldir. Keçi yetiştiricilerine canlı ağırlık tahmininde, vücut kondisyon skoru ve yağ puanlama becerilerinin geliştirmesi şiddetle tavsiye edilir. Keçilerin Pazar sunulmadan önce değerlendirmek pazara müşteri isteklerine göre nasıl keçi eti üretimi yapılacağı konusunda avantajlar sağlar. Kasaplık havyaların değerlendireme becerisinin gelişmesi ile keçi eti müşterilerin talepleri daha iyi yorumlanacaktır.

Kaynaklar

Aus-Meat (2001). Goat meat Language. (Woolloongabba:Queensland).

A.J. Simmonds (2001), Australian Goat Notes. Ed.. 267 pp. (Australian Cashmere Growers Association: Kellyville, NSW). Orders C/- Box 380, Kellyville, 2155,

McGregor, B. (2002). Meat and offal yields of goats. Agriculture Note, DPI, http://www.dpi.vic.gov.au/notes The previous version of this note was published in May 2002.

 Ana Sayfa

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/2/2007 - YAYINLAR

  Ana Sayfa

  1. Ayhan CEYHAN, 1998. Analı Kuzu Büyütmede İki Farklı Yemleme Sisteminin Assaf Kuzularının Büyüme Performansına Etkileri Ç.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi.1998. D.Baş No: 2844.  (Yayınlandı).
  2. Ayhan CEYHAN, 2004. Analı Kuzu Büyütme Yönteminde Değişik Sürelerde Alıştırma Yemlemesine Geçişin Karacabey Merinosu Kuzuların Büyüme, Besi ve Karkas Özellikleri ile Analarda Süt Verimi Üzerine Etkileri. Ç.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi. 2004. D.Baş No: 4786  (Yayınlanmadı).
  3. TORUN Osman, ÖZCAN Lütfi, FIRAT M. Ziya, , ÇEKİCİ Atilla, CEYHAN Ayhan. 1998. GAP Bölgesinde Yetiştirilen İvesilerin Döl. Süt ve Et Verimlerinin Islahında Egzotik Irklardan Yararlanma Olanakları 10. Besi Özellikleri. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 12(2): 89-99. Adana
  4. TORUN Osman, ÖZCAN Lütfi, FIRAT M. Ziya, CEYHAN Ayhan, ÇEKİCİ Atilla. 1998. GAP Bölgesinde Yetiştirilen İvesilerin Döl. Süt ve Et Verimlerinin Islahında Egzotik Irklardan Yararlanma Olanakları 11. Karkas Özellikleri. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 12(4): 117-126. Adana
  5. TORUN Osman, GÜNEY Okan, CEYHAN Ayhan. 1998, İvesiye Dayalı Olarak Geliştirilen Farklı Genetik Yapıdaki Melez Kuzuların Yoğun Besideki Performanslarının Saptanması Üzerine Bir Araştırma. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 13(3): 19-26, Adana
  6. TORUN Osman, ÖZCAN Lütfi, FIRAT M. Ziya,  CEYHAN Ayhan. 1998. GAP Bölgesinde Yetiştirilen İvesilerin Döl. Süt ve Et Verimlerinin Islahında Egzotik Irklardan Yararlanma Olanakları 12. Besi Performansı. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 13(4): 89-96. Adana
  7. CEYHAN Ayhan, TORUN Osman. 1998. Farklı Kuzu Büyütme Sistemlerinin İncelenmesi Üzerine Bir Araştırma. KSÜ Fen ve Mühendislik Dergisi, 2(1):117-126 Kahramanmaraş
  8. CEYHAN Ayhan, TORUN Osman. 1998. Analı Kuzu Büyütmede İki Farklı Yemleme Sisteminin Assaf Kuzularının Büyüme Performansına Etkileri. II.Zootekni Bilim Kongresi. 22/25 Eylül 1998, s284-292 Bursa
  9. CEYHAN Ayhan, SEBESTER Uğur, ÖZTÜRK Durmuş. 1998.  GAP Bölgesinde Koyun ve Kuzu Eti Üretimini Arıtma Olanakları. GAP Hayvancılık Kongresi, 26-28 Mayıs 1999, s1059-1066 Şanlıurfa
  10. CEYHAN Ayhan,  BAŞ Sinan. 1999. Keçilerden Kaşmir Üretimi ve Lif Özellikleri. Uluslararası Hayvancılık 99 Kongresi. 21-24 Eylül 1999, s783-788 İzmir
  11. YILMAZ, M. OZCAN, B. EKIZ, A. CEYHAN,  A. ALTINEL,  2003. The Body Weights and Wool Characteristics of the Indigenous Imroz and Kivircik Sheep Breeds of Turkey . Wool Tech. Sheep Breed. ISSSN 004-7875/03.2003 51 (1), 16-23.
  12. YILMAZ, A. CEYHAN, M. OZCAN, A. ALTINEL, B. EKIZ, 2003. The Fattening And Carcass Characteristics Of The Imroz And Kivircik Lambs Raised Under Intensive Conditions  Assiut Veternary Medical Journal. Vol.49. No.97, April 2003, p141-151
  13. Ayhan CEYHAN., Torun OSMAN., İsmail ERDOĞAN.,  2003. İmroz, Kıvırcık ve Merinos Yerli Koyun Irklarında Canlı Ağırlık ve Yapağı Özellikleri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2003, 18(4): 101-108
  14. A, YILMAZ, M. OZCAN, B. EKİZ, A. CEYHAN, A. ALTINEL,  2003.  The  production characteristics of the indigenous Imroz and Kivircik sheep breeds in Turkey. AGRI 2003, 34: 57-66.
  15. BÜLENT EKIZ,  MUSTAFA OZCAN, ALPER  YILMA,  AYHAN  CEYHAN, 2004.  Estimates of Genetic parametres For Direct and Maternal Effects on Birth and Weaning Weights ot Turkish Merino Lambs . Turk J. Vet. Anim.Sci. 28 (2004), 383-389
  16.  MEHMET  ADA, AYHAN CEYHAN, TAMER SEZENLER, MUHİDDİN ÖZDER, ERTAN KÖYCÜ. 2004. Farklı Kondüsyon Puanına Sahip Kıvırcık Koyunlarında Aşım Dönemi Ek Yemlemenin Kuzu Verimi Üzerine Etkileri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2004, 19(1): 89-96.
  17. Mustafa Ozcan, Bülent Ekız, Alper Yılma, Ayhan Ceyhan 2004.. The Effects Of Some Envıronmental Factors Affectıng onn The Growth and Greasy Fleece Yield at First Shearing of Turkish Merino (Karacabey Merino) Lamb. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakülte Dergisi. Cilt 30, Sayı 2, S.159-167
  18.  Ayhan CEYHAN., Torun OSMAN., İsmail ERDOĞAN 2004. İmroz, Kıvırcık ve Merinos Yerli Koyun Irklarının Verim Performansları. . Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2004,19 (2):11-20
  19. Bülent EKİZ, Mustafa ÖZCAN, Alper YILMAZ, Ayhan CEYHAN. 2005. Estimates of Phenotypic and Genetic Parameters for Ewe Productivity Traits of Turkish Merino (Karacabey Merino) Sheep. Turk J. Vet Anim. Sci.29 (2005) 557-564
  20. MUSTAFA OZCAN, BÜLENT EKIZ, ALPER  YILMA,  AYHAN  CEYHAN, 2005.  Genetic Parameter Estimates for Lambs Growth Traits and Greasy Flace Weight at First Shearing in Turkish Merino Sheep.  Small Ruminat Research. 56 (2005) 215-222
  21.  Ayhan CEYHAN, İsmail ERDOĞAN, Cüneyt KAPTAN, Mehmet ADA, Ali Mehmet TALUĞ. 2006. Kıvırcık, Siyah Başlı Alman Et Koyunu, (SBA x Kıvırcık) F1 ve (SBA x F1) G1 Koyunların Bandırma Çevre Koşullarına Fizyolojik Tepkileri. Tarım Bilimleri Dergisi. Sayı 2, Cilt, 12, s 113-120. 
  22. Ayhan Ceyhan, İsmail Erdoğan, Cüneyt Kaptan, Ali Mehmet Taluğ, Mehmet Ada,. 2006. Saf Kıvırcık Siyahbaşlı Alman F1 (Siyahbaşlı Alman x Kıvırcık) Ve (Siyahbaşlı Alman x F1) G1koyunların Bandırma Koşullarındaki Üreme Performansları Üzerine Bir Araştırma, Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2006,21 (1), 37-44.
  23. Ayhan CEYHAN., Torun OSMAN, 2006. Analı Kuzu Büyütme Yönteminde Değişik Sürelerde Alıştırma Yemlemesine Geçişin Merinos Kuzularının Büyüme, Besi ve Karkas Özellikleri İle  Analarda Süt Verimi Üzerine Etkileri I.Büyüme Özellikleri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2006,21 (1), 55-64.
  24. Ayhan CEYHAN, İsmail ERDOĞAN, Tamer SEZENLER. 2007. Gen Kaynağı Olarak Korunan Kıvırcık, Gökçeada ve Sakız Koyun Irklarının Bazı Verim Özellikleri. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi. 2007 4(2), 211-218.
  25. Ayhan CEYHAN. 2007. Türkiye’de Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunma Çalışmaları.Tarım Türk Dergisi. Mayıs-Haziran 2007. Sayı:5, Yıl: 2, Sayfa:75-78.
  26. Ayhan CEYHAN. 2007. Toros Alaca Keçilerinin Verim Özellikleri. 5. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi. 05-08 Eylül 2007, Yüzüncü Yıl Üniversitesi  Ziraat Fakültesi. Van.
  27. Ayhan CEYHAN. 2007.  Toros Alaca ve Kilis Oğlaklarda Besi Performansı  Üzerine Bir Araştırma. 5. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi. 05-08 Eylül 2007, Yüzüncü Yıl Üniversitesi  Ziraat Fakültesi. Van.

 Ana Sayfa

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/2/2007 - Koyun ve Koç Sürüsünde Üreme Faaliyetleri

Kategori: Koyun

Koyun ve Koç Sürüsünde Üreme Faaliyetleri

Dr. Ayhan CEYHAN

Hayvan Yetiştirme ve Islahı Bölümü, Marmara Hayvancılık Araştırama Enstitüsü

Üreme oranı karlı bir koyun yetiştiriciliğinin belirlenmesinde en önemli bir faktördür. Koyun sürüsünün verimliliği üreme etkinliğinden diret olarak etkilenmektedir. Genetik özellikleri üst düzey olan bir koyunun eğer üreme yeteneği yok ise kasaplık olarak değerlendirilir. Hiçbir hayvan dış görünüşü için sürüde tutulmamalıdır. Amaç ve hedeflerimiz daha genel olarak önce ve şimdiki üreme sezonunda  sahip olacağımız kuzu üretimini belirlemektir. Koyunların üreme özelliklerini arıtırken  gerçek hedef işçilik ve zamanı azaltmaktır. 

Koyunlarda üreme özellikleri pek çok faktör tarafından etkilenmektedir. Bunlar genetik potansiyel, besleme durumu, çevre faktörleri, gün uzunluğu veya fotoperiyot, sağlık durumu ve diğer faktörlerdir. Bu faktörler hem koç hem de koyun için önemlidir. Çünkü pek çok koyun çoğuz doğum yeteneğine sahiptir ancak çevresel etmenlere bağlı olarak üreme oranları düşer. Fakat bu durum çevrenin iyileştirilmesi ile giderilebilir.

Koyunların Üremesi

Genel olarak pek çok koyun ırkı sezonal üreme özelliğine sahiptir. Koyunlarda kızgınlık başlangıcı genellikle gün uzunluğunun azalmasıyla başlar. Gün ışığı azaldığında koyunların kızgınlık döngüsü hormonal mekanizmanın başlamasıyla görülmeye başlanır. Bu periyot genellikle Ağustosun başlanıcı ile Eylül ayının sonunda başlar. Koyunların üremede pik noktası genellikle Eylül ayı ile Kasım ayı arasındandır. Koyunlar her 16-17 günde bir kızgınlık gösterirler yada  anöstrus periyotu başlatırlar. Koyunlar 24-48 saatler arasında koçu kabul ederler. Eğer bir döllenme olmuş ise koç katımından 144-152 gün sonra doğum olacaktır.

Koçların Ürem özellikleri

Koçların üreme sezonundaki performansı tüm yıl boyunca beklenmez. Ergin, kondüsyonlu  ve sağlıklık bir koça bir sezonda 75 koyun verilebilir. Ne yazık ki çoğu kez zayıf ve hasta koçlar kısırdır ve hiçbir koyuna aşamazlar.

Koçların verimlilik ve üreme kapasitesin belirlenmesi için ırkın sağlamlığıyla  başarısı değerlendirilebilir. Bir ırkın sağlamlığının ölçüsü dış görünüş, genel sağlık, ve kondüsyon, besi, bacaklar, gözler, dişler gibi özellikleri içerir. Skrotumun çevresinin ortalaması testis bölgesinin elle dokunulması ile alınabilir. Testisler sertleşmiş olabilir fakat bunu belirlemek zor değildir. Testisteki abseler görünmeyebiliriler bu ve benzer diğer durumlar verimliliği etkileyebilir. Penisde yapışma ve incime çürüme görülmüş ise kontrol edilmelidir.  Testis çevresi oldukça önemlidir.  Testis çevresi ile yaş arasında yakın bir ilişki vardır. Tabloda yaşa göre testis çevresi verilmiştir. 

Yaş (Ay)

Minimum Çevre (cm)

5-6

29

6-8

30

8-10

31

10-12

32

12-18

33

18+

34

Koyun ve sığırlarda testis çevresi fazla olan ebeveyinlerin yavrularının üreme özelliği, testis çevresi küçük olandan daha yüksek olduğu göstermiştir.

Koçlardan semen örnekleri ekektro ejakülat veya suni vajen ile toplanabilir.  Semen örneklerinden mikroskopla canlı hücre oranı, hareketlilik, anormal hücreli spermlar  bulunabilir. Sperma toplamak için suni vajen gibi yardımcısı aletlere gereksinim duyulur. Bununla birlikte deneyim gereklidir. Alet ve ekipmanların pahalı olması nedeniyle bazı yetiştiricileri bir araya gelerek bir merkezde toplanmaları daha cazip olabilir. Böylece fazla maliyetler daha fazla yetiştirici üzerine dağıtılabilir.

Koçlar dış parazitler karşı koç katımı öncesinde kırkılırlar. Koç katımı öncesinden 2-4 hafta önceden iyi bakım ve beslemeye tabi tutulur.

Üreme Üzerine Sıcaklığın Etkisi

Koyunların üreme yetenekleri genellikle yüksek sıcak ve nemden etkilenirler. Özelliklere vücut sıcaklığının artması gerçekte üreme problemine neden olur. Bu durum özellikle çevre sıcaklığının artmasından kaynaklanır. Ancak bu durum sıcaklık stersinden, hastalık, ve özellikle kızgınlık  periyodunda çevre sıcaklığının artmasıyla da meydana gelir.  Merada otlayan sığır ve koyunların otlaklardan fungusların bulaşmasıyla vücut sıcaklıklarının artış olduğu görülmüştür. 

Vücut sıcaklığının artması koyunların üreme oranın düşmesine, düşük ovilasyon oranına, düşük doğum ağırlığı, kızgınlık döngüsü veya embriyonik ölümlerde artışlar olabilir.  Koçlarda sıcaklık stresi 6-10 haftalık kısırlığa neden olur.

Genel yaklaşım sıcaklık stresinin önlenmesidir. Koyunlar sıcak günlerde taşınmaz ve hareket ettirilmez. Koyunlara doğal gölgelikler yapılabilir. Koç ve koyunların koç katımdan 2-4 hafta öncesinden kırkılması sıcaklık stresinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Sıcak günler boyunca koç katımı geçe yapılabilir. 

Besleme ve Yönetim

Bazı besleme ve idare tekniği vardır ki koyunların üreme etkinliğinin geliştirilmesinde kullanılabilir.  Koç katımından 2-4 hafta önce koyunlara ek yelmem uygulanır.  Ek yemlerin enerji içeriğinin kalitesinin artırılması  koyunların canlı ağırlığını artırır. Bu durum koyunların kuzulama oranını artırır, doğumların toplulaşmasını sağlar. Ek yemleme uygulaması düşük kondüsyonlu koyunların koç katım sezonuna hazırlanmasını sağlar.  İyi kondüsyonlu koyunlar sadece merada otlatılır. Koyu sürüleri serbest olarak tuz ve mineral verilmelidir. Bakır zehirlenmesine karşı dikkatli olunmalıdır. Yemlerin bozuk ve küflü olamamasına özel dikkat edilmelidir. Koç ve koyunlar ek yemlemeye kademeli olarak alıştırılmalıdır. Bazı özel durumlara kaşı aşı uygulaması tüm sürü için önerilebilir.

Seleksiyon

Döl veriminin kalıtım derecesi düşüktür. Bu yüzden döl veriminin ıslahı birden fazla generasyonda yapılır. Aşağıdaki noktalar dikkat edilerek damızlık seçimi yapılır.

1-Doğum sezonunda erken doğan ve ikiz kuzuların seçimi

2- İkiz doğurmuş genç koyunların seçimi

3- Üçüzlerin seçimi

4- Erkelerin kendi işletme koşullarına en iyi uyum sağlayanının seçimi

5- Kısa sürede kızgınlı sezonu biten sürüden

6- Erkelerin testis problemi olamamalıdır

Damızlık olacak kuzuların bakımı

Damızlı adayı dişi kuzular 12-14 aylık yaşta damızlıkta kullanılabilir. Bu yaşta damızlıkta kullanılmasının bazı avantajları vardır. Erken damızlıkta kullanılarak daha fazla kuzu elde edilebilir. Diğer yandan iç yağ depolaması daha az olacaktır. Seleksiyon da erken yaşta karar verilebilecektir. Doğum öncesi ve doğum sonrası ekstra bakım ve besleme olumsuz yanı olarak gözlenmektedir.

Koç Adayı Kuzuların Kullanımı

Koç adayı kuzular ancak, başarılı bir yetiştirme programından sonra sınırlı  şekilde kullanılabilir. İyi gelişmiş 7-8 aylık yaşta kuzular 15-25 koyun ile iyi bakım koşullarında çiftleştirilebilir.

Koç adayı kuzular üreme sezonu içinde iyi gözlemlenmelidir.  Genç koçlar üreme sezonunda genellikle ekstra bakıma ihtiyaç duyarlar. Koyunların aştırılması, akşam yada geçe    yapılması başarılı bir yetiştiricilik için gereklidir.

Bir koçun genetik yapısı doğumla birlikte başlar. Bu özellikler daha sonradan kazanılamaz yada kayıp etmez. Genç koçun kuzularının düşük doğum ağırlığında olur ata sözü gerçek değildir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/2/2007 - KOYUNLARDA DÖL VERİMİNİ ARTIRMA YOLLARI

Kategori: Koyun

 Ana Sayfa

KOYUNLARDA DÖL VERİMİNİ ARTIRMA YOLLARI

Bütün ekonomik faaliyetin esası kardır. Entansif üretim yapılan bir sürüde karlılığı artırmak için, ana başına, ya da yılda doğum başına kuzu sayısını artırmak gerekir. Döl verimi neslin devamlılığını sağlayarak, kalıtsal özellikler nesilden nesile geçer. Koyunlarda döl verimi genetik (Anne ve Baba)  ve çevresel etmenlere bağlı olarak değişir. Koyunlarda doğum başına yavru sayısını çoğunlukla ana tayin eder.  Koyunlarda döl verimini artırmak için hormon  uygulaması yapılır. Bu uygulamada amaç, döl verimini artırmak ve kızgınlığı düzenleyerek doğumların toplulaştırılmasını sağlamaktır.

1. GENETİK İYİLEŞTİRME

Döl veriminin genetik iyileştirilmesinde baş vurulacak yollar seleksiyon ve melezlemedir.

1.1. SELEKSİYON  

Yetiştirici düzeyinde döl verimin artırmak için yapılması gereken işlemler şöylece sıralanabilir.

a)       Kendileri ikiz doğmuş ve yüksek döl verimine sahip fertlerin ayrılması

b)       Arka arkaya iki yıl kısır kalan koyunların sürüden çıkarılması

c)       Canlı ağırlığı yüksek ve iyi gelişen koyunların damızlığa ayrılması

d)       Damızlık seçilen koçların özellikle yüksek süt ve döl verimli bir anneden doğmuş olması ile birlikte birbirine eşit ve bir çift yumurta olmalıdır.

1.2. MELEZLEME

Melezleme, koyun yetiştiriciliğinde  döl verimini artırmak için uygulana gelen bir yöntemdir. Melezleme;

a)       Daha çok döl verim ırka doğru melezleme (Çevirme melezlemesi)

b)       Sonradan yeni bir ırk olacak yeni bir koyun tipi elde etme (Birleştirme Melezlemesi)

c)       Kasaplık kuzu üretimi anası olacak şekilde yapılacak melezleme şeklinde sınıflandırılabilir.

2. ÇEVRESEL İYİLEŞTİRME

2.1.  KOYUNLARIN YEMLENMESİ

Değişik yaş ve özellikteki koyunların besleme ve yemleme şekillerinin farklı olacağı ortadadır. Nitekim besleme ve yemleme yönünden koyunlar 3 ana sınıfa ayrılırlar.

1.Damızlık olarak kullanılanlar

a-Kuzular

b-Aşıma hazırlananlar

c-Gebe koyunlar

d-Laktasyondaki (Sağımdaki) koyunlar

2.Besiye alınan kuzular

3.Koçlar

Damızlık Kuzular

Sağlıklı gelişme hayvancılığın temel unsurlarından biridir. Buda ana rahminde ve doğumdan sonra kuzuların yeterli beslenmeleri ile sıkı sıkıya ilişkilidir.

Kuzular için en önemli yem süttür. Damızlık kuzularda 2 hafta ana sütünden başka hiçbir şey vermeyip, 2.nci hafta sonundan itibaren yavaş yavaş kaliteli kaba yem ve kesif yem verilmelidir. Koyun sütünün kıymetli olduğu bölgelerde dahi damızlık kuzularda 8 haftadan önce sütten kesim yapılmamalıdır. Bölgemizde kaşak olarak tabir edilen ve kuzuların analarının yanında bir bölmede barındırılmaları ve canları istediği zaman analarının yanına geçebilecekleri şekilde bölmenin parmaklandırılması güzel bir uygulamadır. İlk haftalar bol yapraklı kaliteli yonca verilmesinde fayda vardır. Kesif yem ise 14-20 g dan başlamak üzere yavaş yavaş arttırılmalıdır. İşletme şartlarında hazırlanıp kuzulara verilebilecek kesif yemlere örnek olarak aşağıdaki Çizelge1’deki rasyonları verebiliriz.

Çizelge 1. Damızlık Kuzuların Beslenmesinde Kullanabilecek Rasyon (Yem) Örnekleri

I. Rasyon

II. Rasyon

III. Rasyon

Hammadde

Miktar

(kg)

Hammadde

Miktar

( kg)

Hammadde

Miktar (kg)

Arpa

650

Arpa

700

Yulaf  (Ezme)

360

Ayçiçeği Küspesi

180

Kepek

130

Mısır (Kırma)

330

Pamuk Toh. Küsp.

150

Mermer Tozu

14

Ayçiçeği Küspesi

140

Kepek

150

Tuz

6

Kepek

150

Mermer Tozu

14

 

 

Mermer Tozu

14

Tuz

6

 

 

Tuz

 

TOPLAM

1000

TOPLAM

1000

TOPLAM

1000

 

Meranın  durumuna  göre meraya çıkarılmış kuzulara  kesif  yem vermek  ekonomik  olmaz. Ancak  çok  bozuk kalitede olan meradan  dolayı ağılda bir  miktar kesif yem  takviyesi  gerekebilir. Meraya  ilk çıkış  günlerini 2 ila 4  saat  arasında tutmak, daha sonra içeri alıp bir miktar kaba yem vermekte  şişkinliği engellemek için iyi olur.

2.1.2. KOÇ KATIMI ÖNCESİ BESLEME

Koyunlarda bu dönemde yemleme oldukça önemlidir. Zira yapılan araştırmalar göstermiştir ki koç katımında dölün tutması, yaşayıp gelişmesi, hele ikiz döllerden birinin ana tarafından geri emilmemesi için ananın dengeli beslenmiş ve güçlü bir şekilde koç katımına girmiş olması şarttır. Hele bazı bölgelerde mer’a dönemini takiben hayvan iyice kondisyon olarak gerilemişken bu dönem besleme daha da önem kazanır.

Genellikle bu uygulamaya koç katım gününden 2-3 hafta önce başlamakta fayda vardır. Verilecek yem; eğer var ise kaliteli kuru yonca günde 500 g’dan başlayarak 1.5 Kg.a kadar verilebilir. Kaba yemimiz kaliteli değilse kaba yeme ek olarak günde 200-300 g dan başlamak üzere karma yem veya yulaf ve arpa kırması verilebilir. Yavaşça artırılarak bu takviye hayvanların durumuna göre 700-800 g a kadar çıkarılabilir. Fakat mer’ada yeşil ot bol ise ek yemi düşük tutmak ihtiyaca cevap verir. Bu dönem besleme koyunun koç alımından sonra 2 hafta daha devam ettirilmelidir.

2.1.3. GEBE KOYUNLARIN BESLENMESİ

Gebelikte ana kadar ana rahmindeki yavrunun beslenmesi de önemlidir. Gebelikte iyi bir besleme sağlıklı kuzu, kuzu doğum ağırlığı ve yaşama şansı yüksek kuzular sağlayacaktır. Gebelik süresince 6-10 Kg.lık bir canlı ağırlık artışına imkan sağlanmalıdır. Zaten bu ağırlığın büyük bir kısmı ana karnındaki yavru ve çevresini saran zarlar ve sıvılardır.

Beslenme açısından gebelik periyodu 2 ana kısma ayrılır;

2.1.3.1.  Gebeliğin İlk Yüz Günü

Bu dönemde ana rahminde yavrunun gelişmesi yavaştır. Anaya fazla bir yük bindirmez. Bu durumda ihtiyaçlar azdır. Fazla yetersiz beslemenin sakıncaları çoktur. Mer’a döneminde iseler meranın kalitesine göre davranmalı çok bozuk meralarda günde 500 g a kadar kaba yem verilmelidir. Eğer hayvanlar içeride iseler baklagil kuru otu veya çayır kuru otundan 1.5-2 Kg.a kadar verilebilir. Fakat kaba yemimizin kalitesine güvenemiyorsak hayvanların genel durumuna göre 400 g a kadar arpa veya karma yem verilebilir.

2.1.3.2. Gebeliğin Son Altı Haftası

Bu dönemde yavru ana karnında kendi ağırlığının 9 katına varan oranlarda büyüyeceği için ihtiyaçlar oldukça yükselir. Dolayısıyla beslemede karma yeme ağırlık vermekte büyük faydalar vardır. Kaba yemin kalitesine göre karma yemin miktarı 400 g’dan başlatılarak 1000-1100 g a kadar çıkarılabilir.

Yine işletme imkanları ile hazırlanabilecek karma yemlere örnekleri Çizelge 2’de verilmiştir.

Çizelge 2. Gebeliğin Son Dönemindeki Koyunların Beslenmesinde Kullanabilecek Rasyon (Kesif Yem)  Örnekleri

I. Rasyon

II. Rasyon

Hammadde

Miktar (kg)

Hammadde

Miktar ( kg)

Arpa

730

Buğday

680

Ayçiçeği Küspesi

50

Kepek

200

Mermer Tozu

14

Pamuk Küspesi

100

Tuz

6

Mermer Tozu

14

 

 

Tuz.

6

TOPLAM

1000

TOPLAM

Hakkımda

Yrd. Doç.Dr. Ayhan CEYHAN Niğde Üniversitesi Bor Meslek Yüksekokulu

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Çukurova Üniversitesi
E-Devlet
Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü
Resim

Kategoriler

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
Son Sayfa | Sonraki Sayfa