Yrd. Doç.Dr. Ayhan CEYHAN'ın sitesi

• 29/4/2009 - Damızlık Saanen Teke

Kategori: Keci
Yrd. Doç. Dr. Ayhan CEYHAN' ın Web Sayfasına Hoş Geldiniz


Fotoğraflar Marmamara Hayvancılık Araştırma Enstitüsünde çekilmiştir.

Telefon: Tel: 0 388 311 45 27    Fax: 0 388 311 84 37,  Cep: 505 804 58 30

elektronik posta: ceyhanayhan@hotmail.com

Adres:  Niğde Üniversitesi Bor Meslek Yüksekokulu. 51700 Bor/NİĞDE


Fotoğraflar Marmamara Hayvancılık Araştırma Enstitüsünde çekilmiştir.
Yorum (0) :: Bağlantı

• 29/4/2009 - Niğde İli Koyun ve Keçi Yetiştiriciliği

 Yrd. Doç. Dr. Ayhan CEYHAN                             Yrd. Doç. Dr. Mahmut ÇINAR

Niğde Üniversitesi, Bor Meslek Yüksekokulu

 

Niğde ilinin arazi varlığı 779.522 hektardır. Bu arazinin % 44.10 çayır ve mera arazisi, %35.12’si tarım arazisi ve %20.83’de orman ve diğer alanlardır. Çayır ve mera arazisinin yaklaşık %25’i zayıf, %50’si orta ve %25’i iyi kalite meralardan oluşmaktadır.

Koyun ve keçi yetiştiriciliği zayıf ve orta kalitedeki meraların değerlendirilmesinde en uygun yetiştiricilik biçimidir. Niğde ilinde 2000 yılında 490.272 baş koyun ve keçi bulunurken, 2009 yılında bu sayı 305.604 başa düşmüştür. Niğde ilinde yetiştirilen küçükbaş hayvanların %90’ını Akkaraman ırkı ve melezi koyun, %10’unu ise yerli Kıl keçisi oluşturmaktadır. İlimizde Koyun ve keçi sayısında son dokuz yılda %37.8 azalma olmuştur.  Koyun ve Keçi yetiştiriciliği bu azalma ile devam ederse Niğde’de tükenme noktasına gelecektir. İlimizde koyun ve keçi yetiştiriciliğinin yeniden canlandırılması için aşağıda sıralanan sorunların ve çözüm önerilerinin dikkate alınmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.

 

Bu azalmanın başlıca nedenleri;

1.         İlimizde bu güne kadar küçükbaş hayvancılık konusunda programlı ıslah çalışmasının yapılmaması,

2.         Koyun ve keçi yetiştiricilerinin bir organizasyon çatısı altında toplanamaması,

3.         Yetiştiricilere, ekonomik üretim taleplerini karşılayacak yeni koyun keçi genotiplerinin sunulamaması,

4.         Zayıf ve orta kalitedeki Çayır ve mera alanlarının ıslah edilmemesi,

5.         Elde edilen ürünlerin (et, süt, deri ve yapağı) uygun fiyatlarla pazarlanamaması,

6.         Bilinçsiz hayvan besleme ve olumsuz barınak koşulları,

7.         Yetiştiricilerin, hayvan sağlığı ile ilgili koruyucu ve tedavi edici önlemleri aksatmaları,

8.         Yetiştiricilerin küçükbaş hayvan yetiştiriciliği konusunda teknik bilgilerinin olmaması,

9.         Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin genellikle ikinci iş kolu olarak algılanması,

10.      Sürü büyüklüğünün yetersiz olması ve yetiştiricilere örnek olabilecek modern anlamda koyun ve keçi işletmelerinin bulunmaması,

11.      Koyun ve keçi yetiştiricilerine verilen teşvik ve kredilerin yetersiz kalması, faiz oranlarının yüksek olması ve verilen desteklerinde sistemli bir şekilde denetlenmemesi,

12.      İlimizde özellikle küçükbaş hayvanlarda yaygın olan zoonoz hastalıklardan (Brucella vb.) dolayı süt ve ürünlerine olan talep azalığı

 NELER YAPILMALIDIR?

Niğde Üniversitesi, İl Tarım Müdürlüğü ve Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiriciler Birliği’ndeki konu uzmanlarının katılımı ile “Küçükbaş Damızlık Üretim Merkezi” kurulmalıdır. Bu merkezde yetiştirilen yüksek verimli damızlık hayvanlar, yine bu merkezde eğitilen yetiştiricilere dağıtılmalıdır. 

Küçükbaş Damızlık Üretim Merkezinde ıslah çalışması başlatılmalıdır.

Yetiştiricilerin Damızlık Koyun ve Keçi yetiştiricileri birliğine katılımı sağlanarak organize olmaları sağlanmalıdır.

Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiriciler Birliği kısa vadede bölgemize uyum sağlayabilecek kaliteli damızlıkları yetiştiricilere dağıtmalı ve verim kayıtlarını tutulmalıdır.  

İl Tarım Müdürlüğü tarafından çayır ve mera alanlarının durum tespiti yapılarak uygun ıslah yöntemleri ile çalışmalarına hız kazandırmalıdır.

Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiriciler Birliği sütlerin toplanması ve pazarlanması konusunda çalışmalar yapmalıdır.

Bölgede koyun ve keçi süt ve ürünlerini işleyen tesislerin kurulması teşvik edilmelidir.

İl Tarım Müdürlüğü ve Birilik tarafından uygulanan aşılama programları daha etkili bir şekilde sürdürülmelidir. Böylece hem sağlık sorunlarından kaynaklanan kayıplar önlenmeli hem de süt ve süt ürünlerinde rastlanan zoonoz hastalıklar (özellikle Brucella) kontrol altına alınmalıdır.

Koyun ve keçi yetiştiricilerine verilen teşvik kredilerinin yeterli olması ve verilen desteklerinde sistemli bir şekilde verilmesi ve denetlenmesi böylece ekonomik üretim yapabilecek sürü büyüklüğüne ulaşılması gereklidir.

Niğde ili acilen Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca yürütülen projeler kapsamına alınan iller arasına katılmalıdır. Böylece Avrupa Birliği fonlarından ilimiz tarım ve hayvancılığı için kaynak kullanma olanağı sağlanılacaktır. 

Balıkesir Valiliği İl Özel İdare destekli ve İl Tarım Müdürlüğünün yürüttüğü Saanen ırkı geliştirme projesi benzeri bir uygulama hayata geçirilmelidir.

İlimizde keçi populasyonunun çoğunluğunu oluşturan Kıl keçiler, Ülkemizde son 20 yılda yetiştiriciliği yayılan sütçü ırk keçilerle (Saanen vb) ıslah edilmelidir.  

Koyun varlığının %99’unu oluşturan Akkaraman ırkının verimleri, saf yetiştirme ve seleksiyon yolu ıslah edilmelidir. Diğer yandan talep doğrultusunda sütçü ve etçi kültür ırkları ile melezleme çalışmalarına başlanmalıdır.  

 

Daha fazla bilgi için: Yrd. Doç. Dr. Ayhan CEYHAN&Yrd. Doç. Dr. Mahmut ÇINAR

Niğde Üniversitesi

 Bor Meslek Yüksekokulu

0 (388) 311 45 27

0 (388) 311 84 37

www.nigde.edu.tr

 

Yorum (0) :: Bağlantı

• 1/2/2009 - Süt Keçilerinin Beslenmesi ve Barındırılması

Kategori: Keci

Süt Keçilerinin Beslenmesi ve Barındırılması

Yrd. Doç. Dr. Ayhan CEYHAN

Niğde Üniversitesi, Bor Meslek Yüksekokulu

Süt Keçilerinin Beslenmesi

Genç hayvanlara yeteri kadar enerji sağlanarak ideal büyümesi sağlanmalıdır. Ergin hayvanların vücut ağırlıkların korumak için yeterli enerji içeren yemlerle beslenmesi gerekir.  

Havanlara yeteri kadar protein, mineral madde ve vitamin içeren dengeli bir rasyon sağlanarak sağlıklarının korunması gerekir.

Keçilerin gebelikte yavru gelişimi için laktasyon dönemlerinde ise süt üretimi için ekskta yemlenmesi gerekir. 

Optimum büyüme ve yüksek süt üretimi ve hayvan sağlığının korunması ancak, hayvanların dengeli beslenmesi sonucu olabilir. Süt keçilerinin besin madde gereksinmesi tek düze değildir. Farklı dönemlerde farklı besin maddelerine gereksinim duyarlar. Keçiler iyi bakım beslemeye karşı hemen karşılık verirler.

Selülozun sindirimi özellikle süt keçilerinin rasyonları için çok önemlidir. Çok fazla tane yemlerle hayvan beslemek rumen hareketini teşvik etmez. Yoğun yem ağırlıklı dengesiz rasyonlar maliyeti yüksek besleme uygulamasıdır. Beslemede; mineraller, iz elementler ve tuzlar önemli unsurlardır. Hayvanlara bu maddeleri özel yemliklerde her zaman ayrı verilir. Kaba otlar özel tasarlanmış otluklarda verilmeli ve altlık olarak dökülmesine izin verilmemelidir. Sürünün doğru rasyon ile beslenmesinin anahtarı fazla miktarda kaba ot tüketimi ile ilgili değildir.

Oğlakların ve Çebiçlerin Beslenmesi

Oğlaklar doğduğunda hastalıklara karşı bağışıklık sistemi gelişmemiştir. Anneden alınan ilk ağız sütü (kolostrum) sindirim sisteminin çalışmasını ve bağışıklık sisteminin oluşmasını sağlar. Yeni doğan oğlağın sindirim sistemine ve ağzına hastalık yapan organizmalardan önce ağız sütünün girmesi çok daha yararlıdır.

Doğu sonrası keçilerin memesinin sıcak su ile yıkanması iyi bir uygulamadır. Doğumdan sonraki ilk 15 dakika içinde 100 gram ağız sütünün oğlağa içirilmesi gerekir. Oğlaklar elden beslenecekse keçilerin kolostrumu sağılır ve fazlası sonraki besleme için depolanır.

Eğer oğlaklar yapay emzirme ile beslenecekler ise temizlik koşullarına azami özen gösterilmelidir. Kullanılan biberon ve malzemelerin hemen temizlenmesi gerekir. Malzemelerin temizlenmesinde kendi yemek tabaklarımıza temizlikte gösterdiğimiz titizlik oğlakların biberonlarınada gösterilmesi son derece önemlidir. 

Tablo 1’de pratik besleme programı verilmiştir.  Süt 37,8 dereceye kadar ısıtılır. Oğlaklar iki haftalık yaşa geldiklerinde süte bir miktar su ilave edilir. 

Tablo 1. Sütle besleme programı

Yaş

Süt Miktarı

Günlük besleme sayısı

1 il 3. gün

113 g 

4 veya 5

4-14. gün

227-340 g

3  veya 4

2 hafta ile 3 aylık

454 g

2 veya 3

3-4 aylık

454 g

2

Oğlaklar süt ikame yemi ile 4. günden sonra beslenebilir. Süt ikame yemi en azından %20 protein ve %20 yağ ile birlikte bitkisel ürünleri de serbest olarak içermelidir. Kuzu yada kaliteli buzağı süt ikame yemi, oğlaklar içinde tavsiye edilir. İki haftalık yaşta kuru ot ve konsantre yem oğlaklara sağlanmalıdır. Tane yemlerden 113 g/gün alana kadar oğlakların sütten kesilmesi tavsiye edilmez. 

Oğlaklar 4-6 aylık yaştan sonra sağılan keçilerin rasyonları ile beslenebilir. İyi kalite kuru ot ve 227 gram konsantre yem sağlanması yeterli gelişme oranı sağlayabilir. Eğer kaba ot kalitesi zayıf ise 454 g ile 680 gram konsantre yem ile oğlaklar beslenmelidir. 

Sağılan Keçilerin Beslenmesi

Eğer süt üretimi önemli ise hayvanlar yüksek kalitede kaba ot ile protein, enerji ve mineral ve vitaminlerle iyi dengelenmiş kaliteli rasyonlar ile beslenmelidir. Yeşil otlar veya baklagil kuru otları kalite bakımından eşit sayılır. Rasyonda baklagillerin yüzde oranı artırılırsa protein gereksinimi için tahıl kullanımı azalır. 

 Tablo 2. Sağılan sürüler için kuru ot ve kesif yemler

Kaba Yemler

Karışımın % proteini 

Mineral karışımı

Baklagil veya karışımın çoğu baklagil

%14 -16 

Yüksek fosfor karışımı

Yeşil otlar ya da karışımın çoğu yeşil ot

%16-18

Ca:P 2:1 karışımı

Konsantre yem ile beslemenin seviyesi süt verim seviyesi ile yakından ilgilidir. Süt verimi yüksek keçiler kuru ot serbest olarak verilebilir ve yoğun yem iştahları ile sınırlıdır. Eğer keçi laktasyonun ortasında ise kuru ot dan serbest olarak tüketmeli her 1 litre süt için yaklaşık 454 gram  yoğun yem tüketmelidir. Laktasyonun sonunda ise keçiler 454 gram dan fazlasına gereksinim duymazlar.

Süt üretimi için yem formülasyonlarında yem ham maddelerin tane formu toz formundan daha lezzetlidir. Lezzet için üre tavsiye edilmez. Bazı yan sanayi ürünleri keçiler için diğerlerinden daha lezzetlidir. Örneğin kuru melastan ziyade ıslak melas daha lezzetlidir. Özellikle kaba ot olarak saman kullanılıyorsa bira sanayi yan ürünü ve turunçgil posaları selüloz kaynağı olarak kullanılabilir. Aşağıda tabloda işletmede bir değirmen ile karıştırılabilecek lezzetli ve besleyici bazı rasyon örnekleri verilmiştir.

Tablo 3. Yoğun yem örnekleri

 

Protein Oranı

Hammaddeler

%14

%16

%18

%20

Mısır

38

33

27

22

Yulaf Ezmesi

20

20

20

20

Soya Fasülyesi Küspesi (%44)

19

24

30

35

Pancar küspesi/Turunçgil posası

10

10

10

10

Melas

10

10

10

10

İz elementler tuz

1.0

1.0

1.0

1.0

Diklasiyum fosfor

1.8

1.8

1.8

1.8

Magnesium oxide

0.2

0.2

0.2

0.2

Vitamin mineal premiksinden ilave edilir. Karışımda 1,000 ünite vitamin A, 500 unite  vitamin D ve  3 unite vitamin E bulunur.

Yabani otlar ve meralar süt keçi rasyonlarının ihtiyaçlarını karşılamada yeterli değildir. İyi meralar yaz beslemesinin değerli bir kaynağıdır. Bitkilerin yaprakları ve döküntüleri ekstra olarak kullanılabil fakat tek kaba yem kaynağı olarak kullanımı yeterli ve dengeli besleme için yeterli değildir.

Su sağlık ve yüksek süt üretimi için çok kritiktir. Keçiler temiz su kaynağına her zaman ulaşılabilir olmalıdır.  Soğuk havalarda keçilerin içme suyu ısıtılırsa keçilerin tüketimi artar.

Kurudaki Keçilerin Beslenmesi

Eğer keçilerin kondisyonu zayıf değil ise hayvan başına 227-454 g yoğun yem verilebilir. Kaba otu keçiler tüm gün tüketebilir. Kuru dönemde kaba otun kalitesi düşük olabilir. Eğer böyle olursa konsantre yemin protein oranı artırılır.  Merada yaprak ve otlar ile otlama genellikle rumeni doldurur. Eğer kuru dönemdeki rasyon sağım dönemi rasyonundan farklı ise iki haftalık bir alıştırma süresine mutlaka gereksinim vardır. 

Tekelerin Beslenmesi

Tekelerede keçilere laktasyonda verilen rasyon verilebilir. Tekeler günlük 453 gramdan fazla konsantre yeme ihtiyaç duymazlar. Teklerin yağlanmasına izin verilmemelidir. Konsantre yem ne az nede çok miktarda verilmemelidir. Teklere daima kaba ot yeme olanağı verilmelidir.

KEÇİ AĞILLARININ PLANLANMASI

Süt keçi ağılları ayrıntılı olmak zorunda değildir. Fakat, ağıllar hayvanların konforunu ve sağlığını korumalıdır. Keçiler için iyi ağılın 5 özelliği vardır.

Ağılın yeterli havalandırması olmalı fakat  cereyanlı olmamalıdır.

Ağıl tabanı ve duvarlar nem oluşturmamalıdır.

Bölmeler temiz ve kuru olmalıdır.

Kuru ot, dane yemler ve su depoları iyi inşa edilmelidir. Yemler kirletilmemeli yada kontamine edilmelidir.

İşçiliği en aza indiren ve hayvanların giriş çıkışı kolay olmalıdır.

Sıcaklık

Süt keçilerinin rahatlama bölgesi 12,8 derece ile 21,1 derece arasındadır. Terlemeyen hayvanlar sıcaklığın düşük olmasından ziyade yüksek olmasına karşı daha duyarlıdırlar.  Süt üretimi, yem tüketimi ve rahatlama gibi durumlar -17,8-21,1 derece arasındaki sıcaklıklardan etkilenmez. Fakat sıcaklık  26,7 derecenin üzerinde olması durumunda yem tüketimi ve süt verimi düşer. Bu yüzden keçilerin kışın nasıl ısıtılacağından daha ziyade yazın nasıl serin tutulacağı konusu daha önemlidir. 

Havalandırma

Havanın mekanik yada doğal olarak  hareketi havalandırmadır. Keçi ağıllarının planlanmasında sıcaklığın, nemin ve kokunun uzaklaştırılması gereklidir. Pneumonie sorunlarının çoğu yetersiz havalandırma ile ortaya çıkar. Islak duvar ve tavanlar uygunsuz havalandırma, kötü izolasyon yada her ikisinin  olarak hastalıklar artar.

Hava harekinin oranı hayvanların ürettiği ısı ve çevre sıcaklığından etkilenir.  Binanın sıcaklığı korumasını isteriz. Kışın su boruların donması engellemek ve temiz havanın korunması için ek sıcaklık ve izolasyon gerekebilir. Havalandırma sistemi (Bacalar) iyi bir hava dağıtımını sağlamak zorundadır.  Havalandırma ihtiyacı bir fan yardımı ile yapılabilir.

Yaz boyunca düzenli bir havalandırma hayvan başına dakikada 4,2-5,6 metre küp hareket gereklidir. Kış aylarında keçi başına hava tüketimi azalarak 20 metre küpe düşer. Düzenli havalandırma ile süt üretiminin kalitesi artarken kullanılan alet ekipman, binalar ve hayvanlar korunur.  

Aydınlatma

Kapalı ağıllar için pencere önemlidir. Pencereler güneş ışıklarının girmesini izin vererek sıcaklığı kuruması ve hayvanlar için D vitamin kaynağı güneş ışıklarının girmesini sağlar. İyi aydınlatılmış ağıllar daima temiz olarak korunur. Yazın camların açılması hava hareketi için önemlidir.

Genç Ve Sağılan Keçiler İçin Barınaklar

Süt keçiciliğinde genellikle kullanılan iki ağıl sistemi vardır;

Serbest ağıl sistem: hayvanlar serbest olarak dolaşırlar

Kapalı Ağıllar: Hayvanlar için özel bölmeler vardır.  Bu sistemde yataklık kullanılarak ağıl kuru ve temiz kalır. Sıcaklık üretimi nedeni ile ağıl sıcak kalır. Hayvanların bol miktarda gezinme alanı vardır. Bu tür ağılların günümüzde bazı sorunları da vardır. Altlık temizleme,  kuru alan, ağıl için nem salması  bunlar arasında sayılabilir. Bu ağılarda suluklar iyi bir şekilde yerleştirilmeli ve altlık ıslatılmamalıdır. 

Sağım Ünitesi

Süt sağım bölmesi ağılın bir parçasıdır. Fakat, ağıl alanından ayrı bir alanda olmalıdır. Sağım bölmesi zemini ve duvarları temizliği kolay bir yüzey kaplama malzemesi ile kaplanmalıdır. Sağım yeri zeminden 38-45 cm yüksekte olmalıdır. Sağım platformu 45 cm genişliğinde, 90-100 cm yüksekliğinde her bir hayvanın bağlanabileceği şekilde olmalıdır. Keçilerin toplu olarak bağlanıp çözüleceği bir kilit sistemi kullanılmalıdır.

Bazı keçi yetiştiricileri ağılın bir köşesine sabit sağım ünitesi koyarak sağım yapmaktadırlar. Toz ve sinek bu durumda kaçınılmaz olacaktır. Bu durumdan ancak bu alanın ayrılması ile kurtulabil inir. Sağım yeri doğal ışık alacak şekilde ayarlanmalıdır. Eğer süt satılacak ya da işlenecek ise resmi yerlere inşat öncesi baş vurmak gereklidir. Eğer süt aile için üretilecekse sağlık koşulları harfiyen yerine getirilmelidir.

Sağım malzemeleri sıcak su ile iyice yıkanmalı ve temizlik kurallarına harfiyen uyulmalıdır. Sağım yerlerinde sağım malzemeleri için yeterli alan mutlaka ayrılmalıdır. Elde edilen sütün soğutulması için soğutucu mutlaka olmalıdır.

Soğutma süt lezzeti ve tadı için çok önemlidir. Bütün sütler havadan ve malzemelerden dolayı bakteri içerir. Eğer süt sıcak olarak bir süre kalırsa bakteri sayısı iki katına çıkar ve süt kalitesi bozulur. Süt hemen 4 dereceye soğutulmalıdır.

Çitler

Çitler ağılın önemli kısımlarıdır ve iki önemeli görevi vardır. 1) Keçileri farklı fizyolojik dönemler (doğum, gebelik, sağım ve kuru dönem) göre ayırmak ve 2) çitler sayesinde keçilerin çevreye verebileceği (komşunun çiçeklerini ve bodur ağaçlar) zararlar bertaraf etmektir. Çit kazıkları 1,6 yüksekliğinde 2 metre aralıkla olmalıdır. Çitlerin kapılarının kilit sistemi keçilerin meraklı olduğu düşünülerek sağlam bir sistem ile yapılmalıdır.

Teller arası kademli olarak tabandan 10 cm ile başlanarak 20-25 cm kadar artırılır ve yükseklik 1.60 civarında olmalıdır

 

Yorum (0) :: Bağlantı

• 30/1/2009 - Koyun Yetiştirme Programı (Çeviri)

Yrd. Doç Dr. Ayhan CEYHAH

Niğde Üniversitesi, Bor Meslek Yüksekokulu, 51700 Bor/Niğde

Author: Scott P. Greiner, Extension animal scientist; Virginia Tech

Publication originally written by Steven H. Umberger, Extension Animal Scientist. Publication Number 410-365, Revised 2003

Karlı koyun yetiştiriciliği, sürünün tamamına iyi zamanlanmış sürü ideresinin uygulanması ile sağlanabilir. Yetiştiriciler, yıllık satılan kuzu sayısı ve canlı ağırlığını artırmaları için yetiştirme işlerinin geliştirilmesi, doğum, yemleme ve sağlık uygulamaları  gibi araçlardan faydalanabilir.   

Koyun yetiştiriciliğinde koyun başına satılan yıllık kuzu sayısının diğer satışlardan daha büyük bir etkisi olduğunu  göstermiştir.

Gebelik oranı, kuzulama oranı, doğuran koyuna göre doğan kuzu oranı ve yaşama gücü oranı satılan kuzu sayısını etkileyen önemli verimlilik özellikleridir. 

Esas sürü kayıtları bilgisayarda korunmalıdır.  Verimliliği etkileyen tüm üretim ve idari uygulamaları kayıtsız ifade etmek imkansızıdır.  Kayıtlar; pazarlama hedefleri ve üretimin kurulması, yönetim önceliklerinin tanımlanması, bir yerdeki sorunun çözümü ve karar verme araçı olarak kullanılır. Tek yönlü olamayan üretim sistemi herkesin hakkıdır.  Bir sürü için idari işlere; ideal doğum dönemi, uygun araç ve gereçler, satış programı, mera ve yem kaynakları, genetik kaynaklar ve işçilik olarak sıralanabilinr. Bununla beraber, her bir üretim sistemi için  geliştirilmiş iyi sürü idaresi uygulamaları vurgulanmalıdır.

Her sürü için, yırtıcı hayvanların kontrolü, ayak sorunları ve iç parazit kontrolünü içeren önemli kritik konular değerlendirilmelidir.

Bir çok durumda uygulamaların zamanı, uygulamanın kendisi kadar önemlidir.  Bu yüzden her koyun çiftliği en azından yılın kritik dönemlerinde koyunları elden geçirmek için bir çalışma alanına sahip olmalıdır. Önemli işlerde çalışma alanının yokluğu genellikle ihmal edilmiştir.

Aşağıdaki program 3 kısma bölünebilir;

Birici bölümdeki işler, doğum tarihine bakılmadan yılın belli dönmelerinde yapılması gerekli olanlar.

İkinci bölümde, sürü idarisi uygulamalarını doğum ve yetiştirme işlerine göre oluşturulmuştur.

Üçüncü kısım da ise, tüm sürü ile ilgili yetiştirme, besleme, sağlık ve diğer araç ve gereçleri ile ilgili durumlar göz önünde bulundurularak genel tavsiyelerdir.

Bölüm I

Kış

Koyunlar gebeliğin 5. haftasından sonra günlük 1,8 kg/gün iyi kalite kuru ot/Baklagil almalıdır.

Gebeliğin son 4 haftasında  koyunlar 1.8 kg iyi kalite kuru ot/Baklagile ilave olarak 454 g/gün tahıl karması almalıdır.

Yüksek kaliteli kuru otla gebelik süresince besleme yapılmamalıdır. Gebeliğin erken döneminde yüksek kaliteli kaba otlardan faydalanma laktasyon ve gebeliğin sonundaki koyunların besin madde gereksinimleri ile karşılaştırıldığında düşüktür.  Eğer yonca gibi yüksek kaliteli kuru ot ile gebelik süresince besleme yapılıyorsa, fazla yem tüketiminin sınırlanması ekonomiklik için önemlidir.

Eğer kuru ot sınırlandırılırsa, 900 g kuru ot yerine 454 g tahıl karması verilebilir.  Sindirim rahatsızlığı ve yapağı yemeyi engellemek için koyunlar günde en az 680 g kuru ot tüketmelidirler.   

Günlük taze içme suyunun sağlanması:  Koyunların 24 saatten fazla susuz bırakılması yem tüketimini ciddi olarak azaltır. Gebeliğin sonlarında su yetersizliği koyunların kimi gebelik rahatsızlığını doğurur.   Hastalıkların yayılması engellemek ve yem kayıplarını minimize etmek için kaba ot ve yoğun yemler yemlikte verilmeldir.

Mineral karışımının serbest sağlanması:  Koyunlar için mineraller belirli bir biçimde formüle edilmeli ve selenyum ile kuvvetlendirilmelidir.

Laktasyonda ve tek doğurmuş koyunlar günde iyi kalitede 2.268 kg  kuru ota ilaveten 454 g %15 ham protein içeren konsantre yem verilebilir.   Laktasyonda ve ikiz doğuran koyunlar günde 2.268 kg %15 proteinli konsantre yem karışımına ilave olarak 900 g iyi kalite kuru ot verilmelidir.

Ağıl etrafında ıslak ve çamurlu yerlerden veya ağıl içinde cereyanlı, nemli ve karanlık olmasından kaçınılmalıdır.  Genç kuzular soğuk havalar karşı direnci iyi olabilir. Fakat, cereyan ve nemli ortamlar küçük kuzuların pneumoniadan zarar görmesine sebep olur.

İlkbaharda doğan satılacak kuzlar, yaz ve sonbahar mevsimi içinde otlatılır. Kuzulara tahıl ek yemlemesi, satılmadan 30-60 gün önce başlanması canlı ağırlık kazancı ve satışta hazır olmada kolaylık sağlar. Baharda doğan kuzular ise Nisandan önce satılmamalıdır.  

İlkbahar

Koyunlar ve 6 haftalık yaştan yukarı tüm kuzular ilkbaharda meraya çıkmadan önce iç parazit mücadelesiene tabi tutulmalıdırlar. Daha sonra otlatma mevsimi boyunca koyun ve kuzular 3-4 hatada bir kez iç parazit uygulaması yapılmalıdır.

Eğer koyunlar doğumdan önce kırkılmadılar ise; Mart, Nisan ve Mayıs aylarında kırkım.

Kırkılan yapağı kuru ve temiz alanda depolanmalı. Yapağılar betonda yada yerde depolanmamalıdır.

Sürüden ayıklanan koyunlar Şubat, Marta yada Nisam başında satılır.  

Tüm sürüde ayak ve tırnak bakımı kontrolü ve hayvanlar meraya gönderlimden önce ayak banyoluğundan geçirilmesi.

Kuzularını büyüten koyunlar her 2-3 haftada bir yeni meraya taşınmalıdır. İdeal koyun otlakları 4-6 cm yüksekliğinde yonca ve çayır karışımların içeriri.

Meraların üçte ikisine sürülerin girmesinin kısıtlanması. Merada fazla  otların hasat edilmesi.  Yılın geri kalan kırımında meranın kendini yenilenmesine olanak verilmesi.

Sürü yenilemede kullanılacak damızlık adayların belirlenmesi. Böylece kuzular ilk yaşında doğurabilirler.  

Kışın doğan kuzuların bakımı. Bu kuzular erken ilkbaharda fiyatlar düşmeden ve yaz sıcakları başlamadan satılırlar.  

Yaz

Merada kaldığı süre içinde sürüye selenyum ile destekli belirli bir biçimde formüle edilen tam bir mineral karışımının sağlanması,

Eğer mera yeterli ise ilkbaharda doğan kuzuların son bahara kadar merada otlamasına izin verilir. İlkbaharda doğan kuzular ucuz yoldan canlı ağırlık artışı sağladıklarından, sonbahar ve kışın da pazarlanabilir.  İlkbaharda doğan ve sürü yenilemesinde kullanılacak kuzular üreme mevsimi öncesinde sütten kesilir, kırkılır ve kaliteli bir meraya alınarak optimum gelişme sağlanır.  

Koyun ve kuzular her 3-4 haftada bir iç parazit mücadelesine tabi tutulur. Gereksiz kuzu ölümleri ve zayıf kuzu gelişimi bunun sonucu olabilir.   

Ağustos ayında kış ve sonbahar beslemesi için çayır otu depolanmasına başlanmalıdır. 

İşletmede var olan damızlık koçlarının değerlendirilmesi yapılır ve eğer yeni damızlık koç ilavesi gerekli ise bu koçların genetik özellikleri göz önünde bulundurularak sürüye dahil edilmelidir. Eğer sürüye damızlık dişi katılacak ise  koç katım öncesinden satın alma işlemi yapılmalıdır. Dışardan satın alınan sürünün mevcut sürüye katılmadan önce minimum 4 hafta karantinede tutulması gerekir.   

Sonbahar

Kuru ot ve silajın besin değerlerinin belirlenmesi için analiz edilmesi. Kış beslemesi için uygun ve dengeli formülasyolar oluşturmak için hayvan besleme uzmanları ile görüşülmelidir.

Tırnak kontrolü ve ayak bakımı.

İlkbaharda doğan kuzular sonbahar meraları ve değerlendirilemeyen kuru ot alanlarında otlatılarak kullanabilirler.  

Eylül ve Ekim aylarında kuzu fiyatları tipik olarak yılın en düşük seviyesinde olduğu için düşük canlı ağırlıkta kuzu pazarlanmasından kaçınılmalıdır. İlkbaharda doğan kuzuların kış sonlarında pazarlanılır.

Meradaki kuzuların tahıl ek yemlemesi yapılması kuzu canlı ağırlık kazancını   artırırı.

Sürü yenilemesinde kullanılacak ilkbahar kuzularının belirlenmesi. Toklular böylece ilk defa damızlıkta  yaşında doğurabilecektir.

1 Kasımdan sonra koyunlara meraya ek olarak yemleme yapılabilir. Eğer bu dönmede laktasyonda koyular var ise yeterli ek yemleme ile desteklenmelidir. Meradan tam olarak yararlanmak için yılın belli dönmelerinde koyunların geçişi elektrikli çit ile engellenebilir. 

Bölüm II

Doğum Ve Yetiştirme İçin Sevk İdare Programı

 

Doğumdan 6 Hafta Önce  

Sütten kesilen bütün kuzular sürü ile birlikte kalır.  

Topal koyunlar yakalanır ve kontrol edilir. Eğer gerekli ise tırnak bakımı yapılır ve  tedavi edilir.

Eğer sürüye yeni damızlık hayvanlar satın alınacaksa doğum mevsiminden önce satın alınabilinir.  Satın alınan hayvanlar süre ile ağız ve ayak hastalıkları gibi hastalıkların taşınmasını azaltmak için 4 hafta süreyle ağıldan bir bölmede karantine altına alınır.  

Et üretimi için yeterli sayıda damızlık koç bulundurulmalıdır. Tavsiye edilen  Koç/Koyun oranı genellikle  genç koçlar için 1:25 ve ergin koçlar için 1:35 oranıdır. 

Koçlar için iyi bir aşım mevsimi için işletmede bir veteriner bulundurulmalıdır. Doğru üreme başarısı için semen değerlendirmesini yapılması gerkir.  

Koçların hem görsel hem de elle yoklanarak saptanan vücut kondisyon puanları en üst noktada olmasıdır. Koçların kendi kondisyonlarını korumak için günlük 454 g/gün tahıl ek yemlemesi gerekirken, zayıf kondisyonlu koçlara günlük yemlerine ilave olarak 1,134 kg tahıl ek yelmesi daha  yapılmalıdır.

Koçların kırkılması: Koçlar hastalık nedeni ile üreme mevsiminin bazı dönmelerinde kısır olabilirler.

İlkbahar ve yaz bakımında koçlar koyunların sesini duymayacağı bir alanda üreme mevsiminin ilk günlerine kadar bakılırılar. Çit boyunca koyun ile kontak kurmasından kaçınılmalıdır. Koç etkisi sonucunda üreme performansı geliştirebilinir.  

Koyunlar ve yavruların tamam hastalıklarına karşı aşılanmalıdır.  

Koç Katımından 2 Hafta Önce  

Koç ve koyunlara iç parazitlere karşı işlem yapılır.  

Koyunlar kalitesi yüksek mera alanlarına alınır.  Meranın %50’sinin yada daha fazlasınınsın yonca yada Baklagil olmasından kaçınılır. Baklagillerin östrojenik bileşikler içermesi nedeni ile düşük gebelik oranı sağladığı gösterilmiştir.  

Koç katım öncesinden 2 hata öncesinden başlanarak koç katım sonrası 2 hafta kadar hayvan başına 454 g arpa yada buğday ek yemlemesi yapılmalıdır. Ek yelmem uygulaması ile kuzu verimi %10-15 oranında artırılabilir.  

Birbirine alışık olmayan koçlar küçük bir bölmeye birbirine alışmaları için 3-5 gün önceden alınmalıdır. Bu uygulama kavga sonucu ölüm ve yaralanmaları engeller.  

KOÇ KATIMINDA

Pratikte sürü, günün sıcak zamanlarınd kuru temiz ve serin bir ağıl bölmesine tutulur.   

Her koç için bir işaret vurulması. Bu koçların üreme performansı ile koyunların kızgınlık döngülerinin belirlenmesi konusunda yardımcı olur.

İşaret rengi her 17 günde bir değişir. Koyunlardaki farklı renk değişimleri üreme problemlerini gösterir. İşaretleme yapıldıktan sonra üreme kayıtları yapılır. Böylece kayıtlar sayayesinde doğumda hayvanların sevk ve idaresi daha kolay olur.  

Bir grup koyuna birden fazla koç kullanıldığı zaman koçların yaşları ve ağırlıklarının bezer olmasına çalışılmalıdır. Genç koçlar ergin koçlar ile birlikte sürü içinde bulundurulmamalıdır. İri ve yaşlı koçlar küçük koçlara baskın gelme eğilimindedirler. Bunun sonucu düşük gebelik oranı ve doğum oranı olabilir. 

Sürü koçlar için bölünebilir. Genç bir koça 1:25 oranında koyun hesap edilebilir ve ergin bir koça 1:35 oranında koyun hesabı yapılması tavsiye edilir. Her iki haftada bir koçlar bölmelere bir rotasyon ile değiştirilir. Sürü bu dönmede yakında gözlenmelidir. Koç katım süresi 60 gün içinde tamamlanmalıdır.

Koçlar vücut ağılığının %12’sini koç katımının 45. gününde kayıp ederler. Koçlara mümkün olan en erken dönemde tahıl ek yemelmesine başlanmalıdır.  

Belirli bir biçimde formüle edilen bir mineral madde karışımı üreme mevsimi boyunca koyunlara serbest olarak desteklenmelidir.  

Kuzulamadan 6 Hafta Önce

Ergin koyunların ortalama vücut kondisyonları gebeliklerinin 3.5 haftasından itibaren korunmalı yada yavaşça arıttırmak için beslenilmelidir. Bu zaman dilimi zayıf meraların yada ürünlerin değerlendirilmesi bir avantajdır. Eğer bu zaman kışın meydana gelirse kuru ot ve silaj herhangi bir ek kesif yem vermeden bu iş için değerlendirilebilir.

Zayıf koyunlar ayrı bir bölmede beslememelidir ve doğumdan 6 hafta önce günlük 454 g ile 680 gram arasında kesif yem ile bu dönmede 4,5-6,8 kg arasında ağırlık kazancı sağlamak için koyunlar ek yem ile  desteklenmelidir.

İlk defa doğuracak koyunlar ergin koyunlardan ayrı bölmede beslenmelidirler. Bu koyunlar koç katımından doğumdan 6 hafta öncesine kadar yaklaşık olarak 11 kg canlı ağırlık kazancı sağlamalıdır.  İlk defa doğuracak koyunlarda fazla kilo artışı kuzu kayıplarına neden olabilir.

Gebe koyunların ana sürüden ayrı bir bölmede korunansı faydalıdır. Bu uygulama ana sürüde yavru atma ve diğer hastalıkların azalmasına neden olabilir.  

Kuzulamadan 6 Hafta Önce

Gebelik hastalıklarından korunmak için hayvan başına günlük 228 g kesif yem ile beslemeye başlanır. Tahıllar tane olarak buğday veya arpa olabilir.  Koyunlar iyi kalitede meralarda bulunsalar bile bu dönmede ekstra tahıl yemlerine gereksinim duyarlar. Kış süresince yada zayıf meralar kaldığında tahıl yemlemesine ilave olarak yaklaşık 1.8 kg kuru ot ilavesi ile beslenmelidir.  

Doğum öncesi tetrasiklin antibiyotik grubu eklenmesi ile düşüklerin azaldığı gösterilmiştir. Sürü sağlığı için bir veteriner hekim ile değerlendirme yapılmalıdır.

Hayvanlar yem yerken yeterli yemlik alanı olduğundan emin olunmalıdır.  

Ağılda Hendek, kapı pencere eşiği,  dar kapılar veya diğer başka nesneler kontrol edilmelidir. Buralara koyunlar düşebilir, izdiham olabilir ve kuzular  sıkışabilir yada tırmanabilirler.  

Doğumdan 4 Hafta Önce

Gebe koyunların meme ve baş bölgesindeki kıllar kırkılır.  Eğer kırkım makinesi kullanılırı durumda ise koyun tamamen kırkılabilir. Kırkılmış koyun kuzu için daha uygundur. Böylece koyunlar ağıl içinde daha fazla koyun barındırılabilir ve koyunlar yapağıdan dolayı daha az nemli kalacaklarından daha kuru kalırlar ve kuzları için kuru bir çevre hazırlanmış olur. Koyular yağmurlu, soğuk ve donlu havalarda ağılara girmek zorundadır. Koyunlara aşırı soğuk havalarda ek yemleme yapmak zorunludur.  

Tetanos ve şişmeye karşı koyunlar aşılanmalıdır. Bu aşılar kolostrum vasıtası ile kuzulara pasif bağışıklılığı 4-6 haftalık yaşta aşılanıncaya kadar sağlarlar.

Memesi gelişen ve diğer gebelik işaretlerini gösteren bütün koyunlar kontroldan sonra ayrılır. Doğuma 1 haftası kalan gebe koyunlar doğum bölmesine yakın yerlere alınır. Doğum belirtisi gösteren bütün koyunlara tahıl yemlerinden ve kaliteli kuru ottan 454 g/günlük sağlanır. Koyunların beslenmesi organize edilir.   

Kuzular yakından gözlenmelidir. Koyunların yemlenmesinde yemliğe ağır ağır gitmeleri ve yemlik başında duraksamaları erken dönmede gebelik hastalıklarının işareti olabilir.  Eğer böyle ise koyunlar günde 3-4 kez 56 gramlık propilen glikol ile ıslatılabilir.   

Ağıllara kötü havalarda kapasitesinden fazla koyun konulur.  

Doğum bölümleri ve doğum malzemeleri hazırlanır. Bir doğum bölmesine doğum dönmeinde 10 koyun hesabı yapılabilir.   

Kuzu malzemelrinden İodin, antibiyotikler, dondurulmuş kolostrum, mide sondası, enjekte edilen Selenyum, Vitamin E,  doğu malzemeleri, göbek bakım seti, kulak küpesi gibi malzemeler depoda bulundurulur.

Doğum Zamanında

Koyunlar mümkün olduğunca sıklıkla her 3-4 saate kontrol edilir.  Gece yarısı bu kontrol edilmememlidir. Gece yarısı yapılacak kontrolller normal zamanda olacak doğumları 2-3 saat geciktirebilir.

Doğum bölmeleri, ağılda diğer koyun bölmelerinden ayrı bir yerde,   duvar yanında 4x6 ölçülerinde  olduğunda başarılı bir şekilde kullanılan yerlerdir.

Doğum bölmelerinin altına yerden 10 cm yüksekliğe 2’şer adet tahta  monte edilerek kuzu bu bölmede tutulmalıdır.  

Doğum sonrası koyun ve kuzular genişlik ve derinliği minimum 5x5 m olan bölmeye alınmalıdır.  Koyunların her iki memesinden doğum sonrası süt gelip gelmediği, meme uçlarının kontrolü ve kuzunun 30 dakika içinde emip emmediği kontrol edilmelidir.  

Kuzunun hayatta kalabilme isi için kolostrum hayatidir. Sütsüz koyunlar kuzularına analık yapamazlar ve kuzulara kolostrum mide sondası yoluyla  mutlaka verilmelidir. Eğer koyun kolotrumumu bulunmazsa keçi ve sığır kolostrumu kullanılabilir. Kolostrum küçük buz kalıbı içinde veya fermuarlı torbalarda dondurulabilir. Kolostrum dolaylı yoldan ısıtılarak çözülmelidir. Doğrudan ısıtma kuzuya sağlayacağı antikorların tahrip olmasına neden olur.  Kuzular doğum ağırlığının her bir kilogramı için 20 ml kadar kolostrum alabilirler. Eğer kuzuların beslenmesi 4 saat aralıkla yapılırsa en iyidir.  

Eğer kuzu zayıf ve üşümüş ise bir kuzu ısıtıcısı kullanılabilinir.  Kuzular ısıtılırken yangın tehlikesinden ve altlığın tutuşmasından kaçınılmalıdır.  Isıtıcılar köşeye konularak böylece koyunların altına gelmesi engellenir.   

Koyun ve kuzunun sağlık durumu doğum sonrası en az günde 3 kez kontrol edilmelidir. Yatan kuzular kaldırılabilir. Ayakta duramamak sonraki zamanlarda problemlere neden olabilir. Kuzu ölümlerinin büyük bir kısmının nedeni açlıktandır.  

Eğer selenyum eksikliği bir sorun ise 4.5 kg ağırlığındaki bir kuzuya kuzular doğumdan sonra 0,25 mg selenyum hemen verilmelidir.  Yıl içinde sürüye iyi kaliteli mineral sağlanması esasta selenyum eksikliğine bağlı hastalıkların görülmesini engellemektir.

Doğum yapan bir koyun ve kuzusu genel bir kural olarak her bir kuzu için doğum bölmesinde bir gün kalmasıdır.  Zayıf ve küçük kuzular daha uzun süre doğum bölmesinde kalmaya gereksinim duyabilirler.   

Koyunlara doğum yaptıkları günde taze su ve kaliteli kuru ot verilmelidir.  İkinci güne kadar yoğun yem ile beslenmemelidirler. Koyunlar doğum bölmesinden alınana kadar 454 g yoğun yeme ilave olarak 2.22 kg kaliteli kuru ot ile bakımı yapılmalıdır.  

Doğum sonrası 3 hafta içinde koyunlar iç parazit için tedavi edilmedilerse koyunlar öncelikli olarak doğum bölmelerinden çıkmadan önce iç parazit tedavisi görmelidirler.  

Herhangi bir hastalıktan tedavi gören koyunlar kayıt edilmedir. Kuzular bireysel olarak kulak küpesi ile tanımlanmalı ve annesi ile eşleştirilmelidir. Koyun ve kuzunun performansının izlenmesi için tanımlamanın yapılması önemlidir. Kayıtlar sürü yenileme ve sürüye hayvan ayırma ve çıkarma işleminde hayati öneme sahiptir.  

koyunların ve kuzuların daha geniş gruplu bölmeler alınmadan önce birbirlerini ile iyice tanıdıklarından emin olunmalıdır. İkiz doğum yapan koyunlar %15 proteinli yoğun yemlerden 900 g/gün ve  iyi kalite kuru ottan da 2.26 kg günde yem almalıdır. Tek doğuran koyunlar ise %15 protein içeren yemlerden 454 g kesif yem ve 2.26 kg kaliteli kuru ot ile belenmelidir.  

Bütün kuzular 2 haftalık yaşta kastre ve kuyruk kesimi yapılmalıdır.  

Kış besleme programında bütün kuzular 7 günlük yaşta yüksek kaliteli protein içeren alıştırma yemlerine kolayca erişebilmelidir. Alıştırma yemleri (Creep feeds)  18% ile 20% ham protein ve düşük selüloz içermelidir. Kuzu büyütme yemleri inde bulunan proteinler doğal protein olduğundan emin olunmalıdır ve üre içermemelidir. Kalsiyum-Fosforun 2:1 oranını korumak için rasyona kireç taşından %1 ilave edilmelidir. Kalsiyum ve fosforun 2:1’den düşük oranı idrar taşı oluşumuna neden olmaktadır. Alıştırma yemleme alanı yapılırken aklımızda bulunması gerekenler;

1) Bu alanlar koyunların bulunduğu bölmeye yakın olmalıdır. 2) Her iki tarafa giriş sağlayan özelliğe sahip olmalı 3) Bu alanlar kuru ve temiz olmalı; 4) Kuzların hareketlerine engel olamayacak bir aydınlatma olmalı. Güneş ışığı bu bölmelere girmeli. 5) yemlikler ve suluklar temiz olarak korunmalı ve taze su sağlanmalı, 6) Yemlikler kuzuların onunla oynayacağı yada devireceği özellikte olamayacak şeklide inşa edilmelidir.

Doğumdan Sonra

Kuzular 4 hatalık yaşta entertoksemiye (fazla yem yeme) karşı aşılanmalıdır. Sütten eksim öncesi fazla yem yemeye karşı kuzuların güçlendirilmesi

Kışın doğan kuzular 2-3 aylık yaşta ilkbaharda doğan kuzular 3-5 aylık yaşta sütten kesilir. Sütten kesim yaşı kuzuların pazarlanması ile yakın işliklidir. Genellikle kışın doğan kuzular erken yaşta sütten kesilmeli ve erken gelişmesi için bakım beslemesi yapılmalı ve ilk bahalarda satışı yapılmalıdır. İlkbaharda doğan kuzular daha geç yaşta sütten kesilebilir ve kuzuların büyümesi daha çok meraya bağlı olduğu için büyümeleri daha yavaştır. İlkbaharda doğan bu kuzuların satışı kışın doğan kuzular ile karşılandığında daha geç yaşta ve sonbahar yada kış mevsiminde olur.

2-3 aylık laktasyondaki koyunlar sütten kesim öncesinden bir hafta önce yoğun yem tüketimi sonlandırılmalı ve kaba otun kalitesi azaltılmalıdır. Sütten kesimde koyunların 72 saat süre ile  kesif yem ve susuz bırakmak mastitisin engellenmesi için başarılı bir şekilde kullanılabilir. Bu dönmede yüksek sıcaklıkta koyunların gölgeliğe girmesine izin verilmelidir.  

Bölüm III

Genel Tavsiyeler

Çiftlik Hayvancılığı

Koyunlar: Ticari kuzu üretimi için sadece melez koyunlar kullanılmalıdır. Melezleme nedeni ile melez kuzuların saf ırk kuzulardan sütten kesim ağırlıkları daha ağırdır. Melez kuzular doğumda yaşam gücü daha yüksek ve sütten kesim ağırlığı daha ağırdır. Çalışmalar iki ırk melezlemesi koyunların 3 ırk melezlemesi koç ile çiftleştirilmesi ile sütten kesimde saf ırklardan koç katımında koyun başına yaklaşık olarak %35 daha yüksek ağırlıkta sütten kesildiğini gösterilmiştir.  Ekonomik önemi olan bazı özellikler için arasında büyük farklılıklar vardır.  

Ticari sürüler için  tek ırkın çiftleştirilmesi yapılarak ırklar kombinasyonu kullanılarak yapılan bir üretim sisteminde olduğu gibi etkili bir koyun eti üretimi hedefi mümkün değildir. Yetiştiriciler üretim sistemlerinin oluşturulmasında pozitif katkıda bulunacak sistemlerin seçilmesine gereksinim duyarlar.  Melezleme progaramlarında koyun ırklar için; erken gelişme, orta ergin ağırlık, yüksek döl verimi optimum süt verim yeteneği, uzun ömürlülük, kolay sevk ve idare,  kabul edilebilir büyüme ve gelişme özellikleri gibi önemli karakterleri içerir.  Melezleme programı için seçilen bir koç ırkının önemli özellikleri olarak yüksek büyüme hızı,  kabul edilir ergin canlı ağırlığı ile yaşama gücü ve karkas özelliklerini içerir.  Sürü yenilemede kendileri ikiz doğmuş ortalama büyüme oranı ve doğum dogum dönemeinde doğan kuzular seçilir.  Sürüye alınan dişi kuzular bir yaşında doğrabilmelidirler.  Koçlar – Ticari kuzu eti üretiminde kullanılacak koçlar satın alınacak koçlar iştahlı, gelişmiş, kaslı olmalıdır. Damzılık koç satın alınabilecek kaynaklar kamu ve özel çiftliklerde damızlık amaçlı yetiştirilen yerler olmalıdır. Koçun kaynağına bakılmadan yetiştiriciler satılan koçu garanti edebilmedirler. Buralardan satın alınan koçlar için seçim yapabilmek için performans kayıtları ve bilgilerini karar vermek için sunmak gereklidir.

Üreme Mevsimi:

Doğum sezonu için daha uygun olan mera, yemin kalite ve miktarı, zararlılar, ağıl içi hava koşulları ve doğum malzemeleri düşünülerek belilernmelidir.

Sonbahar ve Kış doğumları uygun tesisler  ve iyi bir kış beslemesine uygun  çiftlikler için daha faydalıdır.

İlkbahar doğumları ülkenin dağlık bölümlerinde yapılan üretimler için tercih edilendir ve diğer üretim sistemlerinden sürekli olarak daha yaralı olduğu gösterilmiştir.

Koyunların gruplandırılarak büyük işlerin yılın birkaç ayına bölünmesi en iyi olarak bulundu. Koyunlar mevsimsel üremektedirler. Koyun ırklarının çoğu ve melezlerin kızgınlığın başlaması yaz sonuna ve üremenin en yoğun olduğu mevsim sonbahar dadır.  Koyunlarda kızgınlık ortalama her 17 günde bir görülür ve 18-40 saat sürer ve ovilasyon kızgınlığın sonunda olur. Koyunlar için gebelik süresi 140-159 arasında değişir ve ortalama 145 gündür.  

Kuzu Satışı:

Mevsim ve pazar isteğine göre ideal karkas ağırlığı, kalitesi belirlenmelidir. Kuzular 22-54 kg arasında etkili bir şekilde pazarlanabilirler. Yıllara göre kuzu fiyatları mevsime bağlı olarak en yüksek Nisan-Mayıs aylarında ve en düşük Eylül-Kasım aylarındadır. Sonuç olarak kışın doğan kuzular baharda satılmalıdır ve baharın doğan kuzularda sonbaharın sonunda yada kışın satılmalıdır.  

Yapağı Satışı: Yapağının büyük bir kısmı kurulacak bir yapağı satış havuzunda pazarlanmalıdır. Ülkede ki bütün üreticiler için katılım için uygundur. Bu havuz bölgedeki yapağı satışı ve toplamsı için bir koordinasyon yapar. Yapağı toplanması yılın Haziran ve Temmuz ayında yada birkaç farklı zamdan olabilir.  

Kayıtlar:

Üretim kayırları sadece seleksiyon için değil aynı zamanda sevk ve idare aracı içinde önemlidir.  Hayvanların bireysel olarak temel verim performanslarının belirlenmesi için kayıtlara doğunda başlanır. Basit bir kayıtta doğum tarihi, doğum tipi ve büyütme şeklini içerir.  Kuzular çoğu kez anne ve babalarının kayıtları gibi bireysel olarak tanımlanan kayıtlar ile tanımlanmalıdır.  Temel kayıtlar sürünün temel verim özellikler, yetiştirme şekli ve bireysel üreme performansları izlemek için çok yararlı olabilir.  Yağın olarak tutulan bireysel kayıtlarda kuzuların sütten kesim ağırlığı, sütten kesim sonrası büyüme ortalamasını içermesi ticari sürüler için bir avantaj oluşturur. Bu kayıtlar büyüme özellikleri için daha doğru bir seçim yapılmasını sağlar. Düzenli bir seleksiyon için bütün bu kayıtlar genel bir düzeltme yapılamasına gereksinim duyar. Büyüme özelliklerinin ölçülmesi için doğum tipi ve cinsiyet ve ana yaşı gibi faktöler tarafında düzeltilmeye gereksinim duyulur. Bu düzeltme faktörleri farklı kaynaklardan ulaşılarak düzeltmek ve  daha sonra kolay uygulanır.

Çalışma Araç Gereçleri: Aşılama, tırnak bakımı ve parazit kontrolü gibi yönetim pratiklerinin başarılı olması kaullanılabilir basit bir çalışma alının olmasına bağlıdır.  Koyunlarda etkili bir işçiliğin 6 esas bileşeni vardır: 1) geniş bir bekletme alanı; 2) toplama alanı; 3) toplama yolu; 4) uzun ve dar çalışma yolu ve kapısı; 5) ayak banyoluğu ve 6) yükleme bölümü.

Yorum (0) :: Bağlantı

• 27/1/2009 - ÖZGEÇMİŞ

 Ana Sayfa

Kişisel Bilgiler

Doğum Tarihi                            :15.02.1973

Doğum Yeri                              :Sungurlu

Medeni Hali                              :Evli

Akademik Birimi                       :Yüksekokul

Bölümü/Programı                      : Teknik Programlar / Kanatlı Yetiştiriciliği

Anabilim Dalı                            :-

Yabancı Diller                           : İngilizce

Mesleki İlgi Alanları                   : Küçükbaş Hayvan Yetiştirme ve Islahı

İletişim Bilgileri

İş Adresi                                  : Niğde Üniversitesi, Bor Meslek Yüksekokulu

Dâhili Telefonu                          : 0 388 311 45 27

E-Posta                                   : aceyhan@nigde.edu.tr

Kişisel web sayfası                   :ayhanceyhan.blogcu.com

Eğitim Durumu

Lisans                                      : Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü

Y.Lisans                                  : Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü

Doktora                                    : Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü

Bilimsel Yayınlar

Yüksek Lisans Tezi

Analı Kuzu Büyütmede İki Farklı Yemleme Sisteminin Assaf Kuzularının Büyüme Performansına Etkileri Ç.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi.1998. D.Baş No: 2844.

Doktora Tezi

Analı Kuzu Büyütme Yönteminde Değişik Sürelerde Alıştırma Yemlemesine Geçişin Karacabey Merinosu Kuzuların Büyüme, Besi ve Karkas Özellikleri ile Analarda Süt Verimi Üzerine Etkileri. Ç.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi. 2004. D.Baş No: 4786

Science Citation Index (SCI)

1.      Ceyhan A. Sezenler, T. Erdogan, E. 2009. The Estimation of Variance Components for Prolificacy and Growth Traits of Sakız Sheep. Livestock Science. 122 (2009) 68–72 .
2.

Ceyhan, A. H. Hanoglu, T. Sezenler and I. Erdogan. 2008. The improvement studies on mutton sheep for Marmara region conditions. 2. Fattening and carcass characteristics of lambs.  Bulgarian Journal of Agricultural Science, 14 (6: 606-615.

 

3.      Bülent Ekiz, Mustafa Özcan, Alper Yılmaz, Ayhan Ceyhan. 2005. Estimates of Phenotypic and Genetic Parameters for Ewe Productivity Traits of Turkish Merino (Karacabey Merino) Sheep. Turk J. Vet Anim. Sci.29 (2005) 557-564.

4.      Mustafa Ozcan, Bülent Ekız, Alper Yılmaz,  Ayhan Ceyhan, 2005.  Genetic Parameter Estimates for Lambs Growth Traits and Greasy Flace Weight at First Shearing in Turkish Merino Sheep.  Small Ruminat Research. 56 (2005) 215-222.

5.      Bülent Ekiz,  Mustafa Ozcan, Alper Yılmaz,  Ayhan Ceyhan, 2004.  Estimates of Genetic parametres For Direct and Maternal Effects on Birth and Weaning Weights ot Turkish Merino Lambs. Turk J. Vet. Anim.Sci. 28 (2004), 383-389.

6. Özder, M., Sezenler, T., Onal A.R., Ceyhan A. 2009. Genetic and Non-Genetic Parameter Estimates for Growth Traits in Turkish Merino Lambs. Journal of Animal and Veterinary Advances. 8(9):1729-1734.

 1.                  Yılmaz, M. Ozcan, B. Ekız, A. Ceyhan,  A. Altınel,  2003. The Body Weights and Wool Characteristics of the Indigenous Imroz and Kivircik Sheep Breeds of Turkey. Wool Tech. Sheep Breed. ISSSN 004-7875/03.2003 51 (1), 16-23

2.                  Yılmaz A, Ozcan M., B Ekiz., Ceyhan A., Altınel A.,  2003.  The  production characteristics of the indigenous Imroz and Kivircik sheep breeds in Turkey. AGRI 2003, 34: 57-66

3.                  Yılma A., Ceyhan A., Ozcan M., Altınel A., Ekız B. 2003. The Fattening And Carcass Characteristics Of The Imroz And Kivircik Lambs Raised Under Intensive Conditions  Assiut Veternary Medical Journal. Vol.49. No.97, April 2003, p141-151

 

Ulusal Dergi Yayınları

 1.                  Ayhan Ceyhan, İsmail Erdoğan, Cüneyt Kaptan, Mehmet Ada, Ali Mehmet Taluğ. 2006. Kıvırcık, Siyah Başlı Alman Et Koyunu, (SBA x Kıvırcık) F1 ve (SBA x F1 ) G1 Koyunların Bandırma Çevre Koşullarına Fizyolojik Tepkileri. Tarım Bilimleri Dergisi. Sayı 2, Cilt, 12, s 113-120. 

2.                  Ayhan Ceyhan, İsmail Erdoğan, Cüneyt Kaptan, Ali Mehmet Taluğ, Mehmet Ada,. 2006. Saf Kıvırcık Siyahbaşlı Alman F1 (Siyahbaşlı Alman X Kıvırcık) Ve (Siyahbaşlı Alman X F1 ) G1koyunların Bandırma Koşullarındaki Üreme Performansları Üzerine Bir Araştırma, Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2006,21 (1), 37-44.

3.                  Ayhan Ceyhan., Torun Osman, 2006. Analı Kuzu Büyütme Yönteminde Değişik Sürelerde Alıştırma Yemlemesine Geçişin Merinos Kuzularının Büyüme, Besi ve Karkas Özellikleri İle  Analarda Süt Verimi Üzerine Etkileri I.Büyüme Özellikleri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2006,21 (1), 55-64.

4.                  Ayhan Ceyhan, Cüneyt Kaptan, Mehmet Ada,. İsmail Erdoğan, Ali Mehmet Taluğ, 2006. Saf Kıvırcık Siyahbaşlı Alman F1 (Siyahbaşlı Alman x Kıvırcık) ve (Siyahbaşlı Alman x F1) G1 Koyunların Bandırma Çevre Koşullarına Fizyolojik Tepkileri. Tarım Bilimleri Dergisi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, 12 (2), 113-120.

5.                  Ayhan Ceyhan, İsmail Erdoğan, Tamer Sezenler. 2007. Gen Kaynağı Olarak Korunan Kıvırcık, Gökçeada ve Sakız Koyun Irklarının Bazı Verim Özellikleri. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi. 2007 4(2),211-218.

6.                  Mustafa Ozcan, Bülent Ekız, Alper Yılma, Ayhan Ceyhan 2004. The Effects Of Some Envıronmental Factors Affectıng onn The Growth and Greasy Fleece Yield at First Shearing of Turkish Merino (Karacabey Merino) Lamb. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakülte Dergisi. Cilt 30, Sayı 2, S.159-167

7.                  Ayhan Ceyhan., Torun Osman., İsmail Erdoğan 2004. İmroz, Kıvırcık ve Merinos Yerli Koyun Irklarının Verim Performansları. . Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2004,19 (2):11-20

8.                  Ayhan Ceyhan., Torun Osman., İsmail Erdoğan.,  2003. İmroz, Kıvırcık ve Merinos Yerli Koyun Irklarında Canlı Ağırlık ve Yapağı Özellikleri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2003, 18(4): 101-108

9.                  Mehmet  Ada, Ayhan Ceyhan, Tamer Sezenler, Muhiddin Özder, Ertan Köycü. 2004. Farklı Kondüsyon Puanına Sahip Kıvırcık Koyunlarında Aşım Dönemi Ek Yemlemenin Kuzu Verimi Üzerine Etkileri. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 2004, 19(1): 89-96.

10.              Ceyhan Ayhan, Torun Osman. 1998. Farklı Kuzu Büyütme Sistemlerinin İncelenmesi Üzerine Bir Araştırma. KSÜ Fen ve Mühendislik Dergisi, 2(1):117-126 Kahramanmaraş

11.              Torun Osman, Özcan Lütfi, Fırat M. Ziya, Çekici Atilla, Ceyhan Ayhan. 1998. GAP Bölgesinde Yetiştirilen İvesilerin Döl. Süt ve Et Verimlerinin Islahında Egzotik Irklardan Yararlanma Olanakları 10. Besi Özellikleri. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 12(2): 89-99. Adana

12.              Torun Osman, Özcan Lütfi, Fırat M. Ziya, Ceyhan Ayhan, Çekici Atilla. 1998. GAP Bölgesinde Yetiştirilen İvesilerin Döl. Süt ve Et Verimlerinin Islahında Egzotik Irklardan Yararlanma Olanakları 11. Karkas Özellikleri. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 12(4): 117-126. Adana

13.              Torun Osman, Güney Okan, Ceyhan Ayhan. 1998, İvesiye Dayalı Olarak Geliştirilen Farklı Genetik Yapıdaki Melez Kuzuların Yoğun Besideki Performanslarının Saptanması Üzerine Bir Araştırma. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 13(3): 19-26, Adana

14.              Torun Osman, Özcan Lütfi, Fırat M. Ziya,  Ceyhan Ayhan. 1998. GAP Bölgesinde Yetiştirilen İvesilerin Döl. Süt ve Et Verimlerinin Islahında Egzotik Irklardan Yararlanma Olanakları 12. Besi Performansı. Ç.Ü. Z.F. Dergisi, 13(4): 89-96. Adana

 

Ulusal Sempozyum/ Konferans/ Kongre Bildirileri

Sözlü Bildiriler

 

  1. Ceyhan, A. Sezenler, T. Yildirir, M. and Erdogan, I.  2009. Reproductive performance and lamb growth characteristics of crossbred Ramliç sheep. International Scientific Conference Balnimalcon-2009. Challenges of the Balkan Animal Industry and the Role of Science and Cooperation. P:66-70. May 14-16th 2009. Stara Zagora /Bulgaria.
  2. Ceyhan, A. Sezenler, T. Yildirir, M. Erdogan E. 2009.  Siyahbaşlı Merinos (Alman Siyahbaşlı Et x Karacabey Merinosu G1) Koyunların Döl Verimi, Kuzularda Büyüme ve Yaşama Gücü Özellikleri. 6. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi. 24-26 Haziran. 2009.
  3. Ceyhan Ayhan. 2007. Toros Alaca Keçilerinin Verim Özellikleri. 5. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi. 05-08 Eylül 2007, Yüzüncü Yıl Üniversitesi  Ziraat Fakültesi. Van.
  4. Ekiz, B., Ozcan, M., Yilmaz, A., Ceyhan, A. 2004. Genetic parameter estimates for ewe productivity traits of Turkish Merino (Karacabey Merino) sheep. The 12th Congress of Mediterranean Federation for Health and Production of Ruminants, 17, İstanbul, 2004.
  5. Ozcan, M., Ekiz, B., Yilmaz, A., Ceyhan, A. 2004. The effects of some environmental factors affecting on the growth and greasy fleece yield at first shearing of Turkish Merino (Karacabey Merino) lambs. 4th Joint Scientific Symposium within the Framework of the Partnership between the Veterinary Faculties of T.C. İstanbul Üniversitesi and Ludwig-Maximilians Universitat München, 30-37, München, 2004.
  6. Ceyhan A., Torun O. 1998. Analı Kuzu Büyütmede İki Farklı Yemleme Sisteminin Assaf Kuzularının Büyüme Performansına Etkileri. II. Zootekni Bilim Kongresi. 22/25 Eylül 1998, s 284-292 Bursa.
  7. Ceyhan A., Sebester U, Öztürk D. 1998.  GAP Bölgesinde Koyun ve Kuzu Eti Üretimini Arıtma Olanakları. GAP Hayvancılık Kongresi, 26-28 Mayıs 1999, s1059-1066. Şanlıurfa.

 

Posterler

 

1.                  Ceyhan A. 2007.  Toros Alaca ve Kilis Oğlaklarda Besi Performansı  Üzerine Bir Araştırma. 5. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi. 05-08 Eylül 2007, Yüzüncü Yıl Üniversitesi  Ziraat Fakültesi. Van

2.                  Ekiz, B., Ozcan, M., Yilmaz, A., Ceyhan, A.: The possibility of improving ewe productivity traits of Turkish Merino (Karacabey Merino)sheep by selection. 5th Joint Scientific Symposium of the Veterinary Faculties of Ludwig-Maximilians Universitat München and Istanbul University, İstanbul, 2006.

3.                  Ceyhan A.,  Baş, S.1999. Keçilerden Kaşmir Üretimi ve Lif Özellikleri. Uluslararası Hayvancılık 99 Kongresi. 21-24 Eylül 1999, s783-788 İzmir

 

Diğer

1.                  Ayhan CEYHAN. 2007. Türkiye’de Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunma Çalışmaları. Tarım Türk Dergisi. Mayıs-Haziran 2007. Sayı:5, Yıl:2, Sayfa:75-78.

2.                  E.Sami Polat,  Behiç Coşkun, İbrahim Korona, Tamer Çağlayan, Ayhan Ceyhan. 2007. Küçükbaş Hayvanların İzlenmesi,  Kimliklendirme Ve Kayıt  Sistemlerinin Geliştirilmesi. TAGEM

 

Uluslararası Dergi Yayınları
Ana Sayfa
Yorum (0) :: Bağlantı

• 30/6/2008 - Keçi Sütü Peyniri Yapımı

Kategori: Keci

Gerekli Malzemeler; 

Keçi Sütü (en az 5 kg)
Maya (1 çay kaşığı)
Süzek (Peynir suyunu süzdürmek için temiz tülbent)
Tencere:Çelik veya cam
Tuz: 1 litre su için 140-200 gram tuz.
Yapılışı;
Çiğ keçi sütü

Sütün süzülmesi

Sütün 75-80 dereceye kadar karıştırarak 25-30 dakika ısıtın (Sütte bulunan zarararlı mikroorganizmları öldürmek için)

Sonra ocak kapatılır. 30-35 dereceye kadar süt soğutulur.

Mayalama: yaklaşık bir çay kaşığı peynir mayası bir fincan içine konur. Daha sonra fincana süt ilave edilerek  seyrelltilir. Seyreltilen maya süte ilave edilerek karıştırılır. Daha sonra bir havlu ile tencere sarılır. Yaklaşık 3-3.5 saat  mayalanmaya bıraklır. 
Pıhtının alınması: Mayalama sonra oluşan pıhtı tencerede 4-8 parçaya kesilir. Bu pıhtılar tülbent içine alınır. 

Pıhtının süzdürülmesi: Pıhtı içinde bulunan peynir suyu pıhtıdan hızlı bir şekilde süzdürülür. iyi bir süzdürme için üzerine ağırlık konulabilir.

Peynirin Tuzlanmsı: Süzdürülen peynir 8-10 cm ebatında kesilir.(Büyüklük isteğe bağlı). Kesilen peynirler yaklaşık %14-20'lik tuzlu suda en az 5 saat bekletilir.Tuz oranı düştükçe peynirin sertliği azalır.
Peynir suyundan lor yapımı:
Elde edilen peynir suyu yüksek ateşte karıştırılarak ısıtılır. Bir süre sora biriken lor kevgirle alınır.
Kalan Peynir altı suyu dökülmez....
Hamur işlerinde kullanımı mümkündür.(yüksek protein ve enerji içerir.)

Yorum (2) :: Bağlantı

• 29/6/2008 - Sağlıklı Keçi Sütü Peynirinin Araştırma Verileri

Kategori: Keci

Sağlıklı Keçi Sütü Peynirinin  Araştırma Verileri


Peynir lezzetli, çok yönlü ve işlevsel bir gıdadır. Araştırmacılar gıdaların
konjuge linoleik asit içiriklerinin duyusal ve yapısal özellikleri değişmeden  sağlığı nasıl koruduklarını araştırmışlardır.

Sütten imal edilen peynir her zaman ana besleyici öğeler yanında ihtiyaç duyulan pek çok vitamin ve mineral maddeleri de ihtiva eder. Peynirin bu değeri içeriğinde bulunan maddelerin sağlık için çok faydalı olmasından kaynaklanır. Peynir içinde bulunan konjuge linoleik asit varlığı fonksiyonel bir gıda olarak peynirin değerini artırmaktadır.  Konjuge linoleik asitlerin antioksidan özelliği ile birlikte  yağları yakıcı etkisi ve kanseri engellediği ile ilgili artan kanıtlar vardır.

Avrupa birliğinin destelediği projenin amacı; süt esaslı gıdaların içeriklerinin, özellikle besleme ve bakım stratejilerinin geliştirilmesi yolu ile konjuge linoleik asit  seviyesince arıtılmasıdır. Çalışma sığır, koyun ve keçi türlerini içermektedir. Fakat Faransa’daki bir araştırma merkezi özellikle keçi peyniri üzerine yoğunlaşmıştır.

Çalışmayı yapmak için farklı rasyonlarla beslenen 3 farklı araştırma başlatılmıştır.  Çalışmadalar da keçilerin  kuru otlarla veya merada otlatılarak beslenmesi üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Hayvanlara ilave olarak keten tohumu küspesi, ayçiçeği tohumu küspesi ve vitamin E takviyesi yapılmıştır.   Sonuçta peynirdeki konjuge linoleik asit seviyesi değerlendirilmiştir. Uzman panelistler peyniri duyusal ve lezzet (tat) olarak değerlendirdiler.  Duyusal testte yapı, lezzet ve koku bakımından bir not verildi. 60 Fransız Tüketici uluslar arası bir değerlendirme yöntemine göre 1 (kötü)  ile 7 (çok iyi) arasında bir puan verdi.  Düşük puan verenler özellikle keçi kokusu ve maya kokusundan dolayıdır. Peynirlerin tamamı Fransız tüketiciler tarafından orta veya yeteri kadar iyi olarak değerlendirildi. Yağlı tohum ilavesi sonucu konjuge linoleik asit seviyesi çok yüksektir. Özellikle keten tohumu küspesinin kusuru yüzünden peynirin lezzeti bazen bozulmuştur. Beklendiği gibi vitamin E antioksidan özellikleri nedeniyle istenmeyen yağ oksidasyonu en alt seviyede çıkmıştır.

Bu araştırma sonuçlarına göre keçi peyniri ve diğer ürünleri konjuge linoleik asitlerce zenginleştirilmiş sütlerden elde edilebilir. Bundan dolay peynir endüstrisi peynirin fonksiyonel bir gıda olarak lezzet ve duyusal özelliklerinden kayıp olmadan pazarlanabileceğide gösterildi. Sağlık, ilaç ve gıda sektörleri de bu araştırma sonuçlarından faydalanacaklardır.

Ülke : FRANCE

Bilgi Kaynağı: Result from the EU funded LIFE QUALITY programme
Tarih
: 2008-06-17

İletişim

FERLAY, Anne (Ms.)

Institut National de la Recherche Agronomique (INRA) Research scientist
Clermont-Theix Research Centre, Herbivore Research Unit, 63122
Saint Genes Champanelle FRANCE

Tel: +33-4-73624513
Fax: +33-4-73624519
Email: Contact  URL: http://www.clermont.inra.fr/urh/eq-tall.htm

Yorum (0) :: Bağlantı

• 24/6/2008 - Kuzu Besisi

Kategori: Koyun

Kuzu Besisi
1. GİRİŞ

         Yaşamın devamı için insan beslenmesinde en önemli besinin protein olduğu ve protein eksikliğinin diğer besin maddeleriyle giderilemeyeceği, yapılan araştırmalar ile belirlenmiştir. Proteinler içerisinde hayvansal proteinlere, insan vücudunda ki proteinlere yapı itibarı ile benzemesi ve bitkisel ürünlerin, sindirilebilme derecesini azaltan sellülozu içermemesi nedeniyle, insanlar hayvansal protein kaynaklarından bol ve ucuz olarak faydalanma yollarını aramaya yönelmişlerdir. Bunun yanısıra insan vücudunda oluşturulamayan bazı proteinlerin hayvansal gıda maddelerinde bulunması da, hayvansal protein kaynağının tercih edilmesinde etkin bir rol oynamaktadır.

         Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sorunlardan birinin yetersiz ve dengesiz beslenme olduğu bilinmektedir. Özellikle ülkemizde beslenme yetersizliğinin başlıca nedeni; toplam proteini tüketimi yetersizliği değil, toplam protein içerisinde hayvansal protein tüketiminin az oluşudur. FAO raporlarına göre, yetişkin bir insanın günlük hayvansal protein gereksinimi 35 g dolayındadır. Buna karşılık dünyada kişi başına ortalama 27 g hayvansal protein tüketilmektedir. Gelişmiş ülkelerde hayvansal protein tüketimi kişi başına ortalama 44 g, gelişmemiş ülkelerde ise 9 g. dır. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizde kişi başına ortalama günlük protein tüketimi 18 g dır.

         Hayvansal protein gereksiniminin karşılanmasında et ilk sırayı almaktadır. Bunun ana nedeni , ülkemizin tarım deseni ve bu yapıya bağlı geleneksel beslenme kültürüdür. Ekonomik ve kültürel yönden gelişmiş ülkelerde kaliteli kırmızı ete yönelim vardır. Kırmızı et kaynakları arasında koyun, keçi ,sığır, domuz, deve yer almaktadır. Söz konusu etler arasında koyun et, ilk sırayı almaktadır (Çizelge1).

 Çizelge 1. Türkiye’de türlere göre et tüketiminin oransal dağılımı

KOYUN

% 45.5

SIĞIR

% 30

KEÇİ

% 10

KANATLI

% 9

DANA

% 5.5

          Ülkemizde sayısal yönden kasaplık hayvan potansiyelinin önemli bir bölümünü oluşturan kuzuların, et üretimine katkıları oldukça düşüktür. Özellikle erken yaşta ve daha düşük canlı ağırlıkta kesilmeleri gibi nedenler yanında, bilimsel anlamda bir besleme veya besi yönteminin uygulanmayışı, elde edilen et veriminin düşük olmasına neden olmaktadır (Ertürk ve Okuyan, 1995).

 Türkiye’de koyun sayısı 2006 yılı itibariyle 26. 616 912 baştır (Anonim, 2006).

         En çok koyun yetiştiren ülkeler ve koyun varlıkları aşağıda verilmiştir.

         Koyunculuk sektörü; Türkiye toplam 1.127.430 tonluk süt üretiminde %11’ni, ayrıca et üretimimizin de %27.55’ni oluşturmaktadır. Ayrıca söz konusu sektör 11.681.190 adet ham deri ve 44.690 ton kirli yapağı üretimi ile ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır (Anonim, 1996). Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemiz koyunculuğunun da, verimli ve pazar için üretim yapan bir sanayi dalı haline getirilmesi zorunludur.

         Koyunculukta birim anaç başına kuzu sayısının artırılmasına çalışılırken, öte yandan elde edilen kuzulardan ekonomik bir şekilde daha fazla et üretimini sağlayacak yöntemler üzerine durulmaktadır. Tüm bu çalışmalar içinde, koyun ve kuzuların beslenmeleri ile ilgili sorunlar birinci derecede önem taşımaktadır. Ancak, iyi bir bakım ve besleme ile verimin yükseltilmesi çalışmalarının yanında et üretimi sırasında izlenen bazı yanlış uygulamaların da terk edilmesi ön koşuldur. Kuzuların erken kesime alınmaları, bu yanlış uygulamanın tipik bir örneğidir. Çünkü kuzuları yeterince uzun beside tutmadan kesime göndermek önemli boyutlarda et kayıplarına neden olmaktadır. Oysa, gerek et üretim potansiyelimizin yüksek olması gerekse halkımızın beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak koyun ve kuzu etine olan talep, bizleri bu hayvan türünden daha fazla et üretmeye yönlendirmektedir. Nitekim şimdiye değin yapılan tüm kalkınma planlarında bu hedefler dikkate alınarak çalışmalar yapılmıştır. Proje desteklemesi ile ortaya konulacak üretim kapasitesi, Kahramanmarş ili kuzu eti talebine katkı sağlayacaktır.

 2. ENTANSİF KUZU BESİSİNDE YAPILASI GEREKLİ İŞLEMLER

       Entansif kuzu besisinde aşağıda kısaca özetlenen önemli hususlar yerine getirildiği taktirde verimlilik ve karlılığın artması beklenebilir.

 2.1. Besi Öncesi İşlemler

Kuzular yetiştiricinin kendi yetiştirdiği kuzular ise, besi öncesi emme döneminde iyi kalite büyütme yemi ve kuru yonca otu ikinci haftadan itibaren verilmeli, kuzulara tüm aşıları zamanında yapılmalı ve kuzuların sağlıklı ve gürbüz olmalarına özen gösterilmelidir (Özcan 1989; Görsoy ve Kırk 1998; Ceyhan, 1998).

Kuzular satın alınacaksa tek doğmuş, gürbüz erkek kuzulardan 18-22 kg arasında olanlar tercih edilmelidir.

Kuzu başına 0.5-0.6 m2 kapalı ağıl alanı hesaplanmalıdır (Yemlik ve suluk alanları dışında).

Öğünlü yemleme uygulanacaksa kuzu başına yeterli yemlik alanı (25 cm/kuzu) hesaplanmalıdır. Yemlik yetersiz olduğu taktirde iri kuzular ufak kuzular yem yeme fırsatı vermeyecektir.

Kuzulara 24 saat temiz su sağlanmalıdır.

Besi öncesi ağıl hastalık ve zararlılar karşı ilaçlanmalıdır.

Kuzu başına 90-100 kg kesif yem ve 25-30 kg kaba yem hesap edilerek yem depo edilmelidir.

Ağıla en az 10 cm altlık serilmelidir.

 2.2. Besi İşlemleri

         Besiye sütten kesimle birlikte olabildiğince erken başlanmalıdır.

         Kuzular besiye alınmadan önce sütten kesilmeli veya en çok 2-3 hafta daha kalıntı süt emmelerine izin verilmelidir.

         Sütten kesme işlemi en geç Haziran sonunda olmalıdır.

         Kuzular ağıla geldikleri ilk gün sadece kuru ot verilmeli ve entrotoksemiye karşı 20 gün ara ile iki kez aşılanmalıdır.

         İkinci gün yine sadece kaba yem verilmeli, iç ve dış parazit mücadelesi yapılmalıdır.

Üçüncü gün :

Aynı kaba yeme ilave olarak 150-200 g beside kullanılacak kesif yem karışımı ve kaba yem verilmelidir.

Kuzulardan 10-20 adeti tartılarak besi başı canlı ağırlığı belirlenmelidir. Daha sonraki tarımlarda aynı kuzuları tartabilmek için kuzuları toz boya ile boyamamız gerekir.

Kuzular arasında büyük ağırlık farkı var ise iki gruba bölmek gerekir.

Eğer havalar çok sıcak is kuzuların kırkılması ile beside %5-10 arasında daha fazla canlı ağırlık kazancı  sağlanır.

Yetiştirici için zor olmadığı taktirde kaba yem (%10) ile kesif yem (%85-90 oranında) karıştırılarak verilmelidirler.

Kesif yem bir haftalık bir alıştırma döneminden sonra %85-90 düzeyine çıkarılmalıdır. Kuzulara verilecek yem canlı ağırlıkları ile bilinse de en iyi yol yemlikte yem kalıp kalmadığıdır. Yemliklerde az miktar yem artmalıdır. Kuzular hayatlarının ilk 100-120 gününde çok hızlı bir büyüme sergilerler.

Besinin 10.gününde antrax ve 25.gününde şapa karşı aşılama yapılmalıdır.

Kuzular ayrıca enfeksiyoz hepatite karşı 10 gün ara ile iki kez aşılanmalıdır.

Kuzular dış parazitlere karşı özellikle keneye karşı arda bir kontrol edilmelidir.

Sınırlı yemleme yapılacaksa yemleme üç öğüne bölünerek yapılmalıdır.

Ağılların havalandırması mükemmel olmalıdır. Hızlı büyüme için temiz hava şarttır.

Ülkemiz ırkları için 250 g günlük canlı ağırlık artışı normal olup 90-100 günlük beside 45 kg canlı ağırlığı geçmek çok olağandır.

Besinin değerlendirilmesi için canlı ağırlıkları (besi başı, besi ortası, besi sonu), yedirilen kaba ve kesif yem  miktarlarını ve diğer gerekli verilerin kayıt edilmesi çok önem arz eder.

Besi  40-45 kg canlı ağırlıkta bitirilmeli ve tümü birden pazara sunulmalıdır.

Besinin ekonomik analizi yapılmalı ve kar hesaplanmalıdır.

 3. BESİ MATERYALİNİN  ÖZELLİKLERİ

         Beside kullanılacak besi materyalinin seçimi çok önemlidir. Hızlı büyüyen, erken gelişen, yemden yararlanma yeteneği yüksek hayvan seçimi başarının ve karlılığın önemli bir anahtarıdır.

         Kuzuların et verimi ve kalitesi çok sayıdaki faktörlere bağlı olarak önemli değişiklikler göstermektedir. Bu faktörlerin başında özellikle hayvanın ırkı, görünümü, yaşı, cinsiyeti, beslenme faktörleri ile kondüsyon ve sağlık durumu gelmektedir.

 3.1 Irk Faktörü

         Besiye alınacak hayvanların seçiminde ırk faktörü özel bir önem taşır etçi koyun ırkları yedikleri yemleri daha ekonomik olarak ete çevirirler. Günlük canlı ağırlık artışları ve et kaliteleri yüksektir. Bu nedenle çalışılacak hayvan ırkı etçi ve prolifik bir ırk olması gerekmektedir. Ülkemiz koyun ırkları dikkate alındığında besi gücü bakımından aralarında önemli bir farklılığın olmadığı görülmektedir. Ancak ivesi koyunlarının uygun çağda batı ülkeleri etçi koyunları ile benzer benzer performans sergiledikleri pek çok araştırıcı tarafından ortaya konulmuştur Özcan ve ark. 1990).

3.2. Görünüm Faktörü

       Materyalin genel görünümünden et yada süt tipi olduğunu anlamak olasıdır. Et tipi hayvanlar derin yapılı, kısa boylu, sırt, bel ve sağrısı düzgün olan hayvanlar olup kaburgaları yay gibi şişkin, yönleri omurgaya dik ve aşağı doğru ve aralarındaki mesafe dardır.

Şekil1. Et Tipi Bir Koyun

 Bunlara ilaveten göğüs kemiği ileri doğru çıkık, ayaklar ve boyun kısa, baş ve gerdan küçüktür.

Bir hayvanda bu özelliklerin var olması durumunda et randımanı yükselmektedir. Besiye alınan hayvanların iyi bir et tipi görünümlerine karşın, besiye alındıklarında semirme kabiliyetinin yetersiz olduğu anlaşılır anlaşılmaz besiden çıkarılmaları faydalı olacaktır.

3.3. Yaş Faktörü

         Beside yaş faktörü önemli bir özelliktir. Eğer beside gerçekten yüksek karlılık amaçlanıyorsa besiye alınacak hayvanlar genç olmalıdır. Besi başlangıcında hayvanın 2 aylık yaşta olması karlılığı artırır. Çünkü genç hayvanlar gelişmelerini tamamladıkları için aldıkları besin maddelerinin iskelet kas ve organlarının gelişimi için kullanırlar ve dolayısıyla az miktarda yağ depolarlar. Hayvanlar fiziksel olgunluk dönemlerine yaklaştıklarında büyüme durur.

 Şekil 2. Optimum Besi Süresi

 Kaslar kemikler üzerine yerleşmiş olduğu için fiziksel olgunluğa ulaşmadan önce besiye alınan hayvanlarda kas gelişimi hızlı olmaktadır. Bu nedenle kuzuların yemden yaralanma yetenekleri daha iyidir. Fiziksel olgunluğa ulaştıktan sonra besiye alınan hayvanların canlı ağırlık kazançları gerçek bir büyümeden kaynaklanmamaktadır. Bu zamandaki büyümeye kimyasal olgunluk adı verilmektedir. Bu dönemdeki büyüme kemik ve kas dokusu büyümesinden değil, vücutta yağ birikiminden kaynaklanmaktadır. Genç hayvanların canlı ağırlıkları daha az olduklarından yaşama payı ihtiyacı düşüktür. Dolayısıyla yedikleri yemlerin büyük bir bölümünü büyümeye harcanır. Buna bağlı olarak canlı ağırlık kazanmaya daha uzun bir süre devam edebildiğinden özellikle pazarın uygun olmadığı dönemlerde besi süresi uzatılmış olsa bile ekonomik verimlilik etkilenmez. Gelişmesini tamamlamış yaşlı hayvanlarda besiden elde edilen canlı ağırlık artışının % 2/3-3/4 ‘ü yağdan kaynaklanır. Ancak, genç hayvan besisi yaşlı olanlara oranla daha masraflı olmakta ve böyle hayvanlar besi başında daha yüksek birim fiyatla satın alınmaktadır.

         Bu nedenle, bu tür hayvanlar ya etin kalitesine göre fiyat bulduğu büyük şehirlerde satılmakta veya ihraç edilmektedir. Aksi taktirde besiden beklenilen kar sağlanamayacaktır.

3.4. Cinsiyet Faktörü

         Kuzularda cinsiyet büyümeyi önemli düzeyde etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda erkek materyallerin dişilere oranla daha hızlı canlı ağırlık kazandıkları ve yemden yararlanma kabiliyetlerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna göre erkek kuzular besi için en uygun cinsiyet grubunu oluşturmaktadır.

3.5. Doğum Şekli

         Tek doğan kuzular ikiz doğan kuzulara göre daha hızlı büyür ve gelişirler. Bunun sebebi anneden daha fazla süt aldıklarından ve doğum ağırlıklarının yüksek olmasından ileri gelmektedir. Doğum şeklinin etkisi sütten kesime kadar etkili olsa da daha sonraki 2-3 ay içinde ortadan kalkmaktadır.

3.6. Yemleme Metotları

         Besi yerine getirilen hayvanlar değişik ortam ve yemlerle karşılaştıkları, kimi zamanda yol yorgunluğuna sahip oldukları için yeterli yem ve rasyonla besiye alınsa dahi beklenen seviyede ağırlık kazanamazlar. Bu nedenle, öncelikle besi ortamına ve yemlere alıştırılmaları gerekir bu alıştırma dönemi genellikle kısa sürmektedir. Taşıma stresi altındaki hayvanların besi yerlerine alındıktan sonraki ilk bir kaç günlük yemlemelerine çok dikkat edilmelidir. Hayvanlara besi yerine getirildikleri ilk gün su ve kepek içeren rasyondan az miktarda verilmeli ve ikinci gün su ve yem miktarı artırılır uygulamaya yem miktarı azar azar artırılarak devam edilir. Su ise, bol miktarda verilmelidir özellikle ağıl taşıma stresi geçiren hayvanlar için besi yemine alıştırma çok önemlidir. Ancak, bu durum tamamen ortadan kalkınca besi yemine başlanılmalıdır. Kaba yem olarak  saman, kuru ot ve ilaveten kesif yem ağırlıklı rasyon verilecekse ve hayvanlar iyi bir mer’a dan gelmişlerse sindirim sisteminin özellikle bağırsakların kuru yem tipine alıştırılması gerekmektedir.

          Normal bir besi rasyonu hazırlarken protein/ enerji oranı, hayvanın gereksinimine göre farklılık gösterir: Bu oran yaşlı hayvanlarda ve besi sonunda relatif olarak düşüktür. ( Enerjisi yüksek). Genç hayvanlarda ve besi başında ise yüksektir (Protein Yüksek).

         Besi süresi ilerledikçe her kg. canlı ağırlık için yem tüketimi artar. Ekonomik bir besi için besi süresi ve beslenmeyi çok iyi dengelemek gerekir.

3.7. Kondüsyon ve Sağlık Durumu

       Hayvanın besi öncesi durumunu belirten özelliğine kondüsyon denir. Kondüsyon besinin karlılığında önemli rol oynayan bir faktördür. Türkiye’de besiye alınan hayvan türlerinin büyük bir çoğunluğu mer’alardan gelmektedir. Bunlarda zayıf, orta ve iyi kondüsyonlu olmak üzere 3 grupta toplanmaktadır. Zayıf kondüsyonlu hayvanların besiye alınmaları sakıncalıdır ve yaşlarının gerektirdiği canlı ağırlığın altında bir ağırlığa sahiptir. Hayvanların bu durumu, bir hastalık nedeniylede ortaya çıkmış olabilir. Zayıf kondüsyonlu hayvanların bu durumu hastalıklardan kaynaklanmıyorsa ve nedeni beslenme yetersizliği ise hayvanlar telafi edici bir beslenme ile kısa sürelerde kendilerini toplayabilirler.

         Orta ve iyi kondüsyona sahip besi materyalleri kısa süreli, zayıf kondüsyonda olanlar ise uzun süreli besiye uygun olurlar. İskelet sistemi iyi gelişmiş kuzular daha fazla canlı ağırlık kazanır ve daha iyi et tutarlar. Sırt ve bel kısmı dar olan kuzular iyi et tutmadıkları gibi, canlı ağırlık kazançları da düşüktür. Ayrıca besi için satın alınacak kuzuların derileri esnek, tüyleri sık, gözleri parlak, iri ve canlı olmalıdır. Aynı besleme durumunu gösteren hayvanlardan iri olanları, ufak yapılı olanlara oranla beside daha hızlı canlı ağırlık artışı sağlarlar. besiden önceki bakım ve besleme, besi süresindeki canlı ağırlık artışını etkilemektedir.

         Besiye alınacak hayvanların sağlıklı olmaları önemlidir. Hastalıklı ve parazitli hayvanlar ekonomik bir canlı ağırlık kazancı sağlayamazlar. Böyle hayvanların mortalite (ölüm) oranları fazla olduğu gibi diğer hayvanlara da hastalık faktörlerini bulaştırarak çok daha büyük oranda ekonomik zarara yol açabilirler.

          Bu nedenle işletme dışından satın alınan hayvanlar besi yerine alınmadan önce sağlık kontrolünden geçirilmelidir. Ayrıca bu süre zarfında gerekli aşılamalar ile iç ve dış parazit mücadeleleri yapılmalı göz kapakları içi sarımsı, kulakları ince ve tüysüz durgun görünüşlü hayvanlar besiye alınmamalıdır.

4. KUZU BESİSİ VE AĞIL KOŞULLARI

         Hayvan başına kapalı ağılalar da 1m2 alan düşünülmelidir. Ağılın pencere alanı,ağıl taban alanının yaklaşık %5’i olarak planlanmalıdır. Ağılın tabanı grobeton veya sıkıştırılmış toprak olabilir. Bir hayvan için 35 cm yemlik boyu hesaplanmalıdır. Yemlik ahşaptan yapılabilir. Açık ağıl

Gölgelik ve sundurma altında kuzu başına 0.75 m2

Günlük yem ihtiyacı:

Başlangıçta (ilk bir hafta) 500 g kesif yem, 200-400 g kaba yem ( yonca, korunga fiğ)

İlk bir haftadan sonra 1.200 g kesif yem + arpa, 200 g kaba yem

Besiye alınacak hayvanın ortalama canlı ağırlığı 14-20 kg

Ortalama canlı ağırlık artışı yerli ırklar için 250 g/gün ve kültür ırkları için 300-350 g/gün olmalıdır

Besi süresi 60-90 gün olmalıdır ve kesim ağırlığı 45 kg geçmemelidir.

Kesim randımanı yerli ırklarda %48-51, melezlede 50-53 oranında olmalıdır.

Ölüm oranı %3 oranında ve ölen hayvanın derisi değerlendirilmelidir.

400 hayvan için bir bakıcı gerekmektedir.

Hayvanlar besi başlangıcından önce bölgede yaygın olan hastalıklar karşı  ilaçlama yapılmalıdır (Anonim,1995).

 

         Besi yapılan işletmelerde ağılların projelendirilmesinin önemi büyüktür. Ağıl projesinde iklim önemli bir rol oynar, besi materyalinin verim özelliklerini gösterebilmesi için iklim ve çevre koşullarının uygun olması gerekmektedir. Rahatlık bölgesi sınırları içerisinde kalan sıcaklıklar hayvanlar için optimum sıcaklıklardır (18 °C). Hayvanlar bu koşullarda en az yem tüketimleri ile en yüksek üretimlerde bulunurlar. Uygun sıcaklık sınırlarından daha aşağıdaki sıcaklıklarda kuzular vücut sıcaklıklarını koruyabilmek için tükettikleri yemlerin enerjilerini kullanmaya başlayacakları  için, yemden yararlanma azalır  (Kutlu,1997).

         Barınaklarda diğer önemli bir hususta bağıl nemdir. En uygun bağıl nem, % 60-65 dolayında olmalıdır.

         Proje dahilinde kullanılacak ağıl tipi, sundurmalı doğal zeminli açık besi ağılıdır.

Doğal zeminli açık besi yerlerinde hayvan başına hesaplanacak alanı etkileyen en önemli faktör, yağış miktarıdır. Diğer faktörler ise arazi eğimi ve zemin yapısıdır. Sundurmalı doğal zeminli açık besi yerlerinde hayvan başına sundurma altında 0.75 m2 lik alan ayrılmaktadır.

4.1 Yemlikler

Hayvan başına 20 cm yemlik uzunluğu esas alınarak yükseklik optimize edilmiştir.

4.2. Suluklar

 İşletmelerde devamlı ve temiz su prensibinden yola çıkılarak besi yerlerine ve zemine dökülebilecek suların işletme dışına en kolay aktarılabileceği ve bütün bölümlerdeki hayvanların suluklardan yararlanmalarını sağlayacak dizaynlar oluşturmalıdır.

4.3. Gölgelik

 Gölgelik hesabında hayvan başına 1 m2 yer düşünülmektedir: Yükseklik ise asgari 3 m olarak hesaplanmalıdır.

4.4. Sundurmalar

Hayvanları yazın sıcaktan, kışın sert rüzgarlardan korumak ve dinlenmelerine kuru bir zemin sağlamak amacıyla yapılır. Sundurmalar güney yönüne bakmakta olup, güneşin sundurmanın en dip noktasına ulaşarak yaş zemini kurutması için sundurma eninin fazla geniş tutulmaması uygun olmaktadır.

         Sundurmalarda hayvan başına 1 m2 alan hesaplanır. Sundurma arka yüksekliği asgari 2.30 m. olmalı, genişlik ve çatı eğim durumlarına göre ön yükseklik hesap edilmelidir.

4.5. Hayvan Yakalama Yeri

Hayvanların aşılanması ve tartılması amacıyla düzenlenmiş olup  ağıl alanının uygun bir yerinde 2.5 m. uzunluğunda, giriş kısmı 1.20 m. çıkış kısmı 0.90 m. genişliğinde ve hayvan baskülüde (kantar) buraya monte edilecek şekilde düzenlenmelidir.

4.6. Hayvan İndirme-Bindirme Rampası

İşletmeye gelen ve işletmeden pazara götürülecek hayvanların indirme ve yüklenmesinde kolaylık sağlaması amacıyla sabit veya taşınabilir rampalar yapılması yarlıdır. Rampaların ortalama yüksekliği, kamyon kasası yüksekliğinde, hayvanın kolayca çıkabileceği eğimde ve kenarlar korkuluklarla çevrilmelidir.

5. BESİ KUZULARININ BAKIMI VE BESLENMESİ

         Beside yaş faktörü çok önemlidir. Besi materyalini oluşturan hayvanların genç olması halinde karlılık yüksek olmaktadır. Kuzu besisinde yüksek karlılık için hayvanların besi başı 2 aylık yaşta olması gerekir. Bu çağdaki hayvanın kazandığı canlı ağırlığın büyük bir kısmını et oluşturur. Yani kazanılan canlı ağırlık su ve proteince zengin yağca fakirdir. Buna      karşılık yaşlı hayvanlar çok miktarda yağ depolar ve kazanmış oldukları canlı ağırlık,genç hayvanlardakinin aksine enerjice zengin, su ve proteince fakirdir. Yaşlı hayvanların protein ihtiyacı düşük olup hayvan yaşlandıkça enerji ihtiyacı artar ve 1 kg canlı ağırlık kazanabilmesi için, tüketilmesi gereken yem miktarı da artar. Bu da yem değerlendirme sayısının ( 1 kg. canlı ağırlık artışı yapabilmesi için tüketilen yem miktarı ) artması yani, 1 kg canlı ağırlığın daha pahalıya mal olması demektir. Daha fazla maliyet ise; daha az kazanç demektir.

         Besiye alınan kuzuları yemleme olanakları işletme koşullarına göre değişir. Besicilikte amaç, hayvanların her gün belirli bir canlı ağırlık artışı sağlamalarıdır. Hayvanın bazal metabolizma, yaşama payı ve verim payı gereksinimlerini karşılamak için yemlerle yeterli düzeylerde enerji alması gerekir. Bazal metabolizma gereksinmesi mutlak dinlenme durumunda bir hayvanın yaşamsal fonksiyonlarını (sindirim dışında) devamı için gereksinme duyduğu enerji düzeyidir. Yaşama payı gereksinmesi, hayvanın sürekli olarak verim vermeye hazır durumda bulunabilmesi için gerekli olan besin maddeleri ve enerji miktarıdır. Bu kavram, bazal metabolizma ile sindirim ve hayvanın sağlıklı kalabilmesi için gerekli olan enerjiyi içerir. Verim payı gereksinmesi ise, hayvanın büyüklüğüne bağlı değildir. Bu gereksinme hayvanın türüne, istenilen verime, sindirilen besin maddelerinin değerlendirilme derecelerine uygun olarak değişir. Besicilik yapılırken hayvanların yaşama ve verim payı gereksinimlerini bilmek ve buna göre rasyon hazırlamak gerekir. Besi hayvanlarının yaşama payı ihtiyaçları canlı ağırlıkları ile yakından ilişkili olup hayvanın canlı ağırlığı arttıkça yaşama payı gereksinimi de artmaktadır. Hayvanın o gün içerisinde kazanmış olduğu canlı ağırlık artışı ertesi gün hayvanın bir önceki günkü canlı ağırlığının üzerine ekleneceğinden, artık bu hayvanın toplam canlı ağırlığı içerisinde yer alır. Canlı ağırlık arttığı için hayvanın ertesi günkü yaşama payı ihtiyaçlarını bu yeni canlı ağırlık üzerinden hesaplamak gerekir. Ancak bu açıklanan yol pratikte sorun yaratmakta, hayvanların her gün değişen canlı ağırlıklarına göre rasyon hazırlamak hem  zor olmakta, hem de karışıklıklara yol açabilmektedir. Bu sakıncaları önlemek amacı ile önerilmektedir. En kolay uygulama ise, tüm besi süresinin artışına göre rasyonu düzenlemek ve devamlı olarak bu rasyondan yararlanmaktır.

         Bir hayvanın yem tüketim gücü günlük olarak tüketebileceği kuru madde miktarı ile belirtilir. Bir hayvanın günlük canlı ağırlık artışının sağlanabilmesi için gerekli besin maddeleri , hayvanın günlük tüketebileceği yemlerdeki kuru madde içerisinde bulunmalıdır. Hayvan verilen rasyonun tamamını tüketemez ise, gereksinme duyduğu günlük besin maddelerini alamaz. Bu durumda beklenilen ve istenen canlı ağırlık artışı gerçekleşmez bu nedenle hayvanın yiyebileceği maksimum kuru madde miktarı bilinmelidir. Hayvanın tüketmesi gereken kuru madde miktarı canlı ağırlığa göre değişir. Ancak, prtatik bir rakam vermek gerekirse, hayvanın tüketebileceği kuru madde miktarı hayvanın canlı ağırlığının % 2-2.5’i kadardır.

         Rasyondaki protein miktar ve oranı, hayvanın fizyolojik durumu ile canlı ağırlığına göre ayarlanmalıdır. Beside protein kalitesi fazla önem taşımaz, bu nedenle amino asitler bakımından dengeli olmayan proteinlerden de yararlanılabilir.

         Hayvanlar doğal yemlerle beslendiklerinde, normal besi için gerekli elementlerden Ca, P hariç diğerlerini yeterli oranlarda alırlar. Bu nedenle bir rasyonun hazırlanmasında Ca ve P oranlarının göz önünde bulundurulması gerekir. Hangi kaba yem/ kesif yem oranının seçileceği bu iki faktörün sağlanma olanaklarına ve ödenebilecek nakite bağlıdır. Bu oranın seçiminde dikkate alınması gereken bir diğer konu da istenilen karkas tipidir. Rasyondaki kaba yem oranı % 20’ yi aştığında, günlük canlı ağırlık artışında ve yem tüketiminde artış olmakta, kaba yem oranı % 40’ı aştığında her ikisi de düşmektedir.

5.1. Rasyon İçeriği ve Kullanımı

         Besicilikte genel olarak %80 tahıllar ve % %20 küspeler kullanılmaktadır. Çiftçi koşullarında yapılan besicilikte genellikle yem materyali bölgede bulunan ucuz yemler oluşturmaktadır. Beside en yaygın kullanılan yem hammaddesi arpadır. Kaba yem olarak ise saman kullanılmaktadır. Besi kuzularına verilecek olan 2400-2600 ME/K Cal. ve %14-16 ham protein içermelidir. 

Örnek besi yemi
Hammadde
                           %

Arpa                                   49

Buğday Kepeği                  27

Pamuk Tohumu Küspesi    11

Buğday Samanı                  11

Premix                               2

Toplam                              100


Hammadde
                                          %

Arpa                                                 50

Bugday                                             10

Ayçiçeği Küspesi                               13

Pamuk Tohumu Küspesi                    13

Kepek                                              6

Kuru Pancar Posası                           5

Ön Karışım (Vitamin ve Mineral)       2

Tuz                                                   1

Toplam                                             100

 

Yorum (0) :: Bağlantı

• 23/6/2008 - Keçiler Hakkında İlginç Önemsiz Şeyler!

·         Dişi olan erginlere keçi, erkeğine teke, 6 aylık yaşa kadar erkek dişi keçi yavrusuna oğlak, 6-12 aylık yaşa kadar çebiç (erkek dişi), hepsine birden davar denir.

·         Keçiler ruminattır ve sığır, koyun, geyik ve antilopun da olduğu boynuzlular (bovidae) familyasına aittir.

·         Evcil keçiler çift tırnaklı, çene altında uzun sakallı, kısa ve kalkık kuyruklu, boynuzludur. Tüyler düz ve kışın soğuktan korur.

·         Keçiler yaklaşık olarak 70 – 120 cm yükseklikte olabilir.

·         Ağırlıkları 45 - 75 kg olabilir.

·         Keçiler cinsi olgunluğa 4 – 18 ayda ulaşırlar.

·         Gebelik süresi yaklaşık olarak 150 gündür. Bir doğumda 1 – 3 oğlak olabilir.

·         Keçilerin ömrü yaklaşık 15 yıldır.

·         Keçilerin yaşı dişlerinden bilinebilir.

·         Bir keçi yaklaşık 1.5 m atlayabilir.

·         Keçiler sığır ve koyunlar gibi ruminat hayvanlardır. Ruminasyon yaparlar.

·         Keçi sürüleri 5-20-500 başlık olabilir.

·         Keçiler gelişmiş 4 mideye sahiptir ve bu sayede uzun bir yaşama süresine sahiptir. Bu midelerinin özelikleri sayesinde çok miktarda besin tüketebilir.

·         Keçiler süt sağım makinesi ile sığırlar gibi sağılabilir.

·         En çok bilinen evcil keçi ırkları Ankara keçisi, Cashmere, French-Alpine, Nubian, Saanen  ve Toggenburg’dur.

·         Keçilerin yaşam alanları çok farklıdır. Dağlar, ovalar ve çöller olabilir.

·         Keçiler çok soğuk olan Antartika hariç her yerde üreyebilir.

·         Dünyada keçi sayısı yaklaşık 600 milyon, Türkiye’de 6 milyondur.  

·         Keçiler otçul hayvanlardır. Yiyecekleri arasında taze yeşil otlar, ağaç yaprakları, makilik ve çalılıklar ve diğer bitkiler olabilir.

·         Dünyada pek çok insan inek sütünden ziyade keçi sütü içer.

·         Keçi pek çok tarihçiye göre ilk evcilleştirilen hayvandır.

·         Keçiler para olmadan önce değerli olması nedeniyle gümüş ile eş ticari değere sahiptiler.

·         Keçiler koyun, inek, domuz ve tavuk hatta köpekten bile yiyecek konusunda daha seçici ve temiz hayvanlardır. Keçiler çok farklı türde bitkiyi yiyebilmelerine rağmen, kirli, bulaşık, zeminde ve yerde olan yiyecekleri yemek istemezler.

·         Keçiler çok titiz tüketicilerdir. Yiyeceklerini araştırırlar ve bunların en iyilerini yerler.

·         Keçiler araka ayakları üzerinde durarak ağaçların yüksek dallarına uzanabilir.

·         Keçilerin az miktarda kahve çekirdeği yedikten sonra çok enerjik olduklarının farkına varıldıktan sonra ilk kez keşif edilmiştir!

·         Keçi süt alkali, inek süt asidiktir. Keçi sütü düşük kolesterol ve yüksek kalsiyum, fosfor ve vitamin A içerir.

·         Keçi sütü doğal homojenleştirici ve çok kalya sindirilebilir. Yağ kürecikleri küçük ve inek sütündeki gibi topak oluşturmaz. Keçi sütü 20 dakikadan daha az bir sürede sindirilir(hazmedilir). İnek sütünün sindirimi hemen hemen bir gün sürebilir.

·         Keçiler susuzluğa deveden sonra en dayanıklı hayvandır ve günde 10 litre su içebilirler.

·         Keçi eti kolesterol bakımından tavuk etinden daha düşük değere sahiptir.

·         Keçi peyniri lezzet ve sağlık yönünden çok aranan bir peynirdir.

·         Keçiler bir yılda yaklaşık 1000 kg gübre yapabilir. 

·         Keçi sütünün nemlendirici özelliği vardır.
Daha fazla bilgi için: Dr. Ayhan CEYHAN, Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, ayhan73ceyhan@hotmail.com 

Yorum (0) :: Bağlantı

• 8/6/2008 - Kene

Kategori: Makale

Keneler Hakkında

Keneler tropik ve subtropik iklim özelliklerine sahip bölgelerde yaygın olarak yaşayan canlılardır. Yaşamak için kan emerek beslenmek zorundadır. Kan emmek için konak seçimi yapmazlar. Memeli, sürüngen kanatlı hayvanlar ve ya insanlardan kan emebilirler. Ayrıca, kan emdikleri canlılar arasında viral, riketsiyal, bakteriyel ve protozoan hastalık etkenlerini taşıma ve bulaştırma yolu ile birçok hastalığın çıkış ve yayılışında rol oynarlar. Türkiye’nin subtropik iklim kuşağında yer alıyor olması, coğrafik yapısı gibi özellikler nedeni ile birçok kene türünün üreme ve gelişmesi için çok uygun bir ortam oluşturmaktadır. Ülkemizde yaygın olarak bulunduğu bildirilen kene türleri aşağıda verilmiştir.

Yumuşak kenelerden: Argas persicus, A. reflexus, Ornithodorus lohorensis’in yaygın oldukları bildirilmiştir. Bunların yanında A. vespertilionis, Ornithodorus coniceps, O. tholozani ve Otobius megnini türlerinin daha az yaygın oldukları ancak ülkemizde var oldukları bilinmektedir. 

Sert kenelerden ülkemizde yaygın olan türler ise; I. ricinus, H. anatolicum anatolicum, H. a. excavatum, H. detritum, H. marginatum, H. aegyptium,  Rhipicephalus bursa, R. sanguineus, R. turanicus, Haemopyhsalis punctata, H. parva, H. sulcata, H. numidiana, H. inermis, Dermacentor marginatus, D. nivens, Boophilus annulatus, olarak bildirilmiştir.  I. hexoganus, H. dromedari, A. variegatum, H. concinna, B. kohlsi türleri ise ülkemizde varlıkları bildirilmiş yaygınlıkları az olan türlerdir (Kaya, 2008).

Keneler pire yada bite benzemezler fakat örümcek ve akarlar gibi eklem bacaklılar sınıfına aittir. En kolay görülen özelliği ayaklarıdır. Ayaklar 3 yada 4 çift olabilir. Keneler genel kan emicilerdir ve hayata kalabilmeleri için bir konakçıya ihtiyaç duyarlar. Beslenmek için  kancalarını konakçının üzerine batırarak yapışır. Keneler sadece omurgalı (hayvan ve insan) hayvanların kanları ile beslenir. Keneler konakçısının üzerine atlayamazlar. Fakat sadece fiziksel temas ile taşınma olur. Keneler genellikle uzun otlarda bulunur. Kenelerin kafalarında delme ve emme organları bulunmaktadır. Kenenin ilk iki bacağında duyu organları bulunur. Bu bacaklarla kurbanlarına tutunurlar. Solunumlarını son iki bacaklarla yaparlar. Üreme organları alt karın bölgesinde bulunur. Kenelerin normal büyüme döngüleri 4 esas basamaktan oluşur. Bunlar yumurta, larva, nimf (tam gelişmemiş kene) ve ergin dir. Keneler her bir yaşam basamağı için bir konakçıya gereksinim duyarlar.


İki önemli kene ailesi vardır. Bunlar Ixodidae (sert keneler-) ve Argasidae (yumuşak keneler)’dir. Sert kenelerin (Ixodiae-) dış kabuklarını ve kafarlarını ağızlarını dıştan görmek mümkündür. Erkek kenenin bütün vücudu bir tür koruyucu madde ile kaplıdır. Dişilerde bu koruyucu alan küçük bir kısımdır. Dişi kenelerin karınları fazla miktarda kan emmeleri nedeni ile normal boyutlarında çok fazla şişerler. Erkek kene asla dişinin ulaştığı kadar iriliğe ulaşamaz. Sert keneler konakçısının vücuduna yapıştıktan sonra 10 gün kalır. Bu sürede kendi vücut ağırlığının 200 katı kan emebilir (Anonim, 2008a).

Kenenin Bulaştırdığı Hastalıklar

Bir kene ısırığı çok tehlikeli hastalıklara neden olabilir. Bu virüsler çok çeşitli olup kişiden kişiye değişiklik gösterir.  Avrupa'da en yaygın olarak görülen Lyme-Borreliose ve FSME virüsleridir. Kenenin bulaştırdığı virüsler bazı belirgin semptomlar gösterir: 

Lyme-Borreliose: Ateş ve baş ağrısı, beyin zarı iltihabı ve kalp problemleri

FSME: Ateş; baş ve eklem ağrısı, bazen de menenjit.

Tularemia: Ateş ve baş ağrısı, çok tehlikeli olabilir.


Mittelmeer- Fleckfieber (Akdeniz Ateşi) : Çok yüksek ateş ve tipik alerjik reaksiyon.

Ehrlichiosis: Ateş; baş, sırt ve adale ağrıları.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi: Keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi veya diğer alanlarda kanama ile bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür. Bu süre en fazla 9 gün olabilir. Nairovirüs 10 nm boyunda bir virüstür. Yapısında RNA, heliksel kapsidi ve zarflı virüs vardır. Kanda 40°C derecede 10 gün yaşayabilirler. Ultraviyole ışınlar ile hızla inaktivite olabilirler (Anonim, 2008a). 

Hastalığın belli başlı belirtileri :

Ateş, kırgınlık, baş ağrısı, yüz ve göğüste kırmızı döküntüler, gözlerde kızarıklık, gövde kol ve bacaklarda morarıklık, burun kanaması, dışkı ve idrarda kan görülmesidir. Ölümler karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezliğinden olmaktadır.

1. Kırım Kongo Ateşi hastalığına sebep olan virüsü taşıyan kene ORNITHOPHILE HYALOMMA dişi kenesidir. 30 çeşit türü vardır.

2. Çiftlik hayvanlarında bulunur. Koyun, keçi, sığır, deve...

3. Hayvanlarda bu keneler ölümlere yol açmaz ancak keneli hayvanların kanından, etinden, sütünden bu virüsü insanların alma riski vardır.

4. Hasta kişinin (insan) kanından, dışkısından, vücut sıvılarından, idrardan diğer kişilere virüs yayılabilir.

5. Tedavi olarak kullanılan tek bir ilaç olan N.Ribavirin (Bu ilaç araştırma aşamasındadır)

Kırım Kongo Ateşi kene hastalığı ile ilgili birkaç çarpıcı örnek:

6. 12. yüzyılda Tacikistan’da aşırı kanamalı hastalık olarak 1100 kişi keneden ölmüş

7. 1940’lı yıllarda özellikle Kırım yarımadasında çiftçiler ve askerler arasında yaygın olarak ortaya çıkmıştır.

Keneler her bölgede ve her insanda değişik hastalıklar yayabilirler. Avrupa'da kene ısırığından sonra ortaya çıkan hastalıkların başlıcaları FSME ve Borreliose hastalıklarıdır. Ancak bu demek değildir ki bu hastalıklar sadece Avrupa'da görülür. Aynı şekilde Kırım Kongo hastalığına Avrupa'da ve Balkanlar’da da rastlanmaktadır.

Bilinmelidir ki; keneler diğer hayvanların üzerinde tüm dünyayı gezebilmektedirler. Şu anda bilim adamları halen kene ısırıklarının niçin değişik hastalıklara neden olduklarını bilememektedirler. Sonuç olarak şu söylenilebilinir ki; keneler dünyanın her yerinde tehlikeli virüsleri insana veya hayvana aktarmakta sonu ölüme kadar gidebilen kalıcı hastalıklara neden olmaktadırlar.

0-6 yaş çocuklarında ise kene tarafından aktarılan virüsler çok az etkili olabilmektedir. Almanya Stuttgart'ta bilim adamları tarafından yapılan son araştırmada tütünden elde edilen,  kene ısırığının etkisini azaltacak aşı üzerinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Her kene hastalığının değişik tedavi metotları mevcuttur.

Yumuşak kenelerde (Argasidae) vücut şekli oval ve kafa ve ağız vücut altında gizlidir. Yumuşak keneler genellikle kuşlara ve kemirgenlere yapışırlar. Bu keneler insanlara da yapışabilir. Yumuşak keneler yarık ve çatlaklar, kemirgen hayvanlar yada çukurlarda  yaşar. Sadece beslenmek için ortaya çıkarlar. Yumuşak keneler HİV dahil sıtma ve artan vücut ısısı şeklinde hastalıklara neden olurlar.

Kene ısırılma riski herkes için vardır

Kene vücuda ulaşır ulaşmaz deri yüzeyinde ısırmak için en iyi alanı arar. Kene kan dolaşımının yoğun olduğu bir yerden yavaşça azıcık ısırır. Kene burada yaklaşık 10 gün süreyle yapışık kalır. Tabi ki erken dönemde fark edilip uzman kişilerce oradan uzaklaştırılmazsa. İnsan kenenin ısırdığını his etmez.  Çünkü; kene salyası içinde olan bir tür uyuşturucu salgılar.

Kimler Risk Altındadır?

Hastalık genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıksa da herkes risk altındadır. Ancak;

Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar

Ziraat Mühendisleri (Zooteknisiler)

Veteriner hekimler ve diğer yardımcı sağlık personeli

Kasaplar

Mezbaha çalışanları

Sağlık personeli özellikle risk gurubudur.

Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır (Anonim, 2008c).

Keneler ile bulaşık Olan Bölgelere Girmekten Kaçının. Keneler ile bulaşık bir bölgede bulunmanız halinde, uzun boylu bitkilere değmekten kaçının, pantolonunuzun paçasını çorap içine koyarak geçin. Sonrasında vücutta kene kontrolü yapın.

Vücutta Kene Kontrol Yerleri

Genelde vücudun sıcak yerlerini seçerler. Keneler vücutta aşağıda belirlenen yerlere yapışabilir.

Bunun için;

Koltuk altı

• Ense ve Kulak içi ve çevresi

Göbek deliğinin içi

• Eklem yerleri (Dizlerin arkası)

Saç ve kıllı bölgelerin içi ve çevresi

• Karın, genital bölge ve bacak arası

Bel çevresi ve vücudun tamamını kontrol edin!!!!

Kenenin Vücuttan Uzaklaştırılması

Kenenin vücuttan en kısa sürede tamamen (hiçbir parçası kalmadan)  uzaklaştırılması son derece önemlidir. Kene çıkarılırken çok dikkatli olunmalıdır. Aşırı sıkıştırmak yoluyla ezilmesi hastalık bulaştırma riskini artırır. Çeşitli metotlarla (yağla, cımbızla, elle, iple...) çıkarılmaya çalışılırken stres ve baskı altında bulunan kene, hızla salgıladığı sıvı ile çok tehlikeli bakteri ve virüsler aktarmaktadır. Geçirilen her bir dakika hastalığı kapma açısından riski arttırmaktadır. Kene, uzmanı tarafından çıkartılmalıdır. Aslında her kenenin hastalık taşımadığını da unutmamak gerekir.

Eğer vücudunuzda keneye rastlarsanız;

Sakin olunuz.

Bu noktada önemli olan keneyi uygun bir şekilde uzaklaştırmaktır.

Eğer mümkünse bir sağlık kuruluşuna baş vurun. Değilse;

Keneyi çıkarmak için cımbız benzeri bir alet bulun.

Keneyi tam olarak deriye en yakın noktadan kavrayın. Bu nokta kenenin ağız

parçalarına karşılık gelir.

Cımbızı yavaşça yukarı doğru çekin.

Bu çekme esnasında keneyi ezip parçalamayın. Çünkü kenenin vücudunda

bulunan sıvıda virus olabilir!

Keneyi vücuttan uzaklaştırmak için alkol, kolonya, oje, aseton, gaz, petrol

ürünleri ve benzeri kullanmayın!

Bu maddeleri kullanırsanız virusu alma riskiniz artar. Çünkü kene refleks olarak tükürüğünü bırakabilir.

Keneyi çıkarma esnasında ağız parçası kopabilir. Ancak bu parça herhangi bir sıvı içermediğinden büyük ihtimalle zararsızdır.

Keneyi uzaklaştırdıktan sonra bölgeyi temizleyip sabunlu su ile yıkayın.

Daha sonra en yakın sağlık kuruluşuna başvurun!

Unutmayın! Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak bilinen hastalık ölümlere neden

Olmaktadır (Anonim, 2008abc)

Kene Isırmasından Nasıl korunur

En iyi korunma kene bulunabilecek alanlardan uzak durmaktır. Eğer bu alanlarda bulunmak durumunda isek de kenenin yapışmasını en aza indirecek önlemeler almalıyız.

  • Uzun kollu giysiler ve pantolon giyilmesi
  • Pantolonun paçalarının çorap içine konulması
  • Açık renkli giysiler giyilmesi (Eğer kene vücuda geçerse kolaca görünsün diye)
  • Deri yüzeyine kene kovucu ilaç uygulanması şeklinde sıralanabilirdir.

Avrupa´da en önemli önlem olarak kene aşısı yapılmaktadır. Bu aşı daha çok tatilciler, izciler, kampçılar, ormancılar ve sporcular tarafından tercih edilmektedir. Keneler, 0-3 yaş arasındaki çocuklarda çok fazla etkili olamadıkları için aşı küçük yaştaki çocuklara yapılmamaktadır. Ancak doktorlar tarafından 6 yaşın üzerindekilere tavsiye edilmektedir (Anonim, 2008a).

Kırım-Kongo kanamalı ateşinde(KKKA) etken nedir?

Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir (Anonim, 2008c).

Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.

İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür (Anonim, 2008c).

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı duyarlılığı nedir?

Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar(Anonim, 2008c).

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?

İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile olmaktadır (Anonim, 2008c).

KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç türü bilinmektedir?

Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir (Anonim, 2008c).

Hastalık oluşması ve bulguları:

Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir.

Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.

İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı
kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.

Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.

Tedavi: Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.

Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir (Fırat, 2008).

Kaynaklar

Kaya, G. 2008. Keneler, Bulaştırdıkları Hastalıklar ve Korunma Yolları. http://www.abveteriner.org/dosyalar/kenehasta.doc. Erişim:08.07.2008

Anonim. 2008a. http://www.tickner.info/5-1-Ticks.html. Erişim: 08.07.2008.

Anonim, 2008b. http://www.saglik.gov.tr. Erişim:08.07 2008.

Anonim, 2008c. http://www.kkgm.gov.tr/  Erişim.08.07.2008.

Fırat, M. 2008. http://www.saglikbilgisi.gen.tr/kirim-kongo-kanamalari-atesi-hastaligi-kene-isirigi.html. Erişim:08.07.2008                  

 

 

Yorum (0) :: Bağlantı

Hakkımda

Yrd. Doç.Dr. Ayhan CEYHAN Niğde Üniversitesi Bor Meslek Yüksekokulu

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Çukurova Üniversitesi
E-Devlet
Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü
Resim

Kategoriler

  • Keci
  • Koyun
  • Makale
  • Arkadaşlar

    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa