Dr. Ayhan CEYHAN'ın sitesi

• 1/7/2008 - Damızlık Saanen Teke

Kategori: Keci
Dr. Ayhan CEYHAN' ın Web Sayfasına Hoş Geldiniz




Telefon: 0266 738 00 80,
Cep: 505 804 58 30

elektronik posta: ayhan73ceyhan@hotmail.com

Adres:

Marmara Hayvancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Gönen Yolu 7. km. 10200 Bandırma/BALIKESİR


Yorum (0) :: Bağlantı

• 30/6/2008 - Keçi Peyniri Yapımı

Kategori: Keci

Gerekli Malzemeler; 

Keçi Sütü (en az 5 kg)
Maya (1/2 çay kaşığı)
Süzek (Peynir suyunu süzdürmek için temiz tülbent)
Tencere:Çelik veya cam
Tuz: 1 litre su için 100 gram tuz.
Yapılışı;
Çiğ keçi sütü

Sütün süzülmesi

Sütün 75-80 dereceye kadar karıştırarak ısıtın (Sütte bulunan zarararlı mikroorganizmları öldürmek için)

Sonra ocak kapatılır. 30-35 dereceye kadar süt soğutulur.

Mayalama: yaklaşık yarım çay kaşığı maya bir fincan içine konur. Daha sonra fincana süt ilave edilerek  seyrelltilir. Seyreltilen maya süte ilave edilerek karıştırılır. Daha sonra bir havlu ile tencere sarılır. Yaklaşık 3-3.5 saat  mayalanmaya bıraklır. 
Pıhtının alınması: Mayalama sonra oluşan pıhtı tencerede 4-8 parçaya kesilir. Bu pıhtılar tülbent içine alınır. 

Pıhtının süzdürülmesi: Pıhtı içinde bulunan peynir suyu pıhtıdan hızlı bir şekilde süzdürülür. iyi bir süzdürme için üzerine ağırlık konulabilir.

Peynirin Tuzlanmsı: Süzdürülen peynir 8-10 cm ebatında kesilir.(Büyüklük isteğe bağlı). Kesilen peynirler yaklaşık %14-20'lik tuzlu suda en az 5 saat bekletilir.Tuz oranı düştükçe peynirin sertliği azalır.
Peynir suyundan lor yapımı:
Elde edilen peynir suyu yüksek ateşte karıştırılarak ısıtılır. Bir süre sora biriken lor kevgirle alınır.
Kalan Peynir altı suyu dökülmez....
Hamur işlerinde kullanımı mümkündür.(yüksek protein ve enerji içerir.)

Yorum (0) :: Bağlantı

• 29/6/2008 - Sağlıklı Keçi Peynirinin Araştırma Verileri

Kategori: Keci

Sağlıklı Keçi Peynirinin  Araştırma Verileri


Peynir lezzetli, çok yönlü ve işlevsel bir gıdadır. Araştırmacılar gıdaların
konjuge linoleik asit içiriklerinin duyusal ve yapısal özellikleri değişmeden  sağlığı nasıl koruduklarını araştırmışlardır.

Sütten imal edilen peynir her zaman ana besleyici öğeler yanında ihtiyaç duyulan pek çok vitamin ve mineral maddeleri de ihtiva eder. Peynirin bu değeri içeriğinde bulunan maddelerin sağlık için çok faydalı olmasından kaynaklanır. Peynir içinde bulunan konjuge linoleik asit varlığı fonksiyonel bir gıda olarak peynirin değerini artırmaktadır.  Konjuge linoleik asitlerin antioksidan özelliği ile birlikte  yağları yakıcı etkisi ve kanseri engellediği ile ilgili artan kanıtlar vardır.

Avrupa birliğinin destelediği projenin amacı; süt esaslı gıdaların içeriklerinin, özellikle besleme ve bakım stratejilerinin geliştirilmesi yolu ile konjuge linoleik asit  seviyesince arıtılmasıdır. Çalışma sığır, koyun ve keçi türlerini içermektedir. Fakat Faransa’daki bir araştırma merkezi özellikle keçi peyniri üzerine yoğunlaşmıştır.

Çalışmayı yapmak için farklı rasyonlarla beslenen 3 farklı araştırma başlatılmıştır.  Çalışmadalar da keçilerin  kuru otlarla veya merada otlatılarak beslenmesi üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Hayvanlara ilave olarak keten tohumu küspesi, ayçiçeği tohumu küspesi ve vitamin E takviyesi yapılmıştır.   Sonuçta peynirdeki konjuge linoleik asit seviyesi değerlendirilmiştir. Uzman panelistler peyniri duyusal ve lezzet (tat) olarak değerlendirdiler.  Duyusal testte yapı, lezzet ve koku bakımından bir not verildi. 60 Fransız Tüketici uluslar arası bir değerlendirme yöntemine göre 1 (kötü)  ile 7 (çok iyi) arasında bir puan verdi.  Düşük puan verenler özellikle keçi kokusu ve maya kokusundan dolayıdır. Peynirlerin tamamı Fransız tüketiciler tarafından orta veya yeteri kadar iyi olarak değerlendirildi. Yağlı tohum ilavesi sonucu konjuge linoleik asit seviyesi çok yüksektir. Özellikle keten tohumu küspesinin kusuru yüzünden peynirin lezzeti bazen bozulmuştur. Beklendiği gibi vitamin E antioksidan özellikleri nedeniyle istenmeyen yağ oksidasyonu en alt seviyede çıkmıştır.

Bu araştırma sonuçlarına göre keçi peyniri ve diğer ürünleri konjuge linoleik asitlerce zenginleştirilmiş sütlerden elde edilebilir. Bundan dolay peynir endüstrisi peynirin fonksiyonel bir gıda olarak lezzet ve duyusal özelliklerinden kayıp olmadan pazarlanabileceğide gösterildi. Sağlık, ilaç ve gıda sektörleri de bu araştırma sonuçlarından faydalanacaklardır.

Ülke : FRANCE

Bilgi Kaynağı: Result from the EU funded LIFE QUALITY programme
Tarih
: 2008-06-17

İletişim

FERLAY, Anne (Ms.)

Institut National de la Recherche Agronomique (INRA) Research scientist
Clermont-Theix Research Centre, Herbivore Research Unit, 63122
Saint Genes Champanelle FRANCE

Tel: +33-4-73624513
Fax: +33-4-73624519
Email: Contact  URL: http://www.clermont.inra.fr/urh/eq-tall.htm

Yorum (0) :: Bağlantı

• 24/6/2008 - Kuzu Besisi

Kategori: Koyun

Kuzu Besisi
1. GİRİŞ

         Yaşamın devamı için insan beslenmesinde en önemli besinin protein olduğu ve protein eksikliğinin diğer besin maddeleriyle giderilemeyeceği, yapılan araştırmalar ile belirlenmiştir. Proteinler içerisinde hayvansal proteinlere, insan vücudunda ki proteinlere yapı itibarı ile benzemesi ve bitkisel ürünlerin, sindirilebilme derecesini azaltan sellülozu içermemesi nedeniyle, insanlar hayvansal protein kaynaklarından bol ve ucuz olarak faydalanma yollarını aramaya yönelmişlerdir. Bunun yanısıra insan vücudunda oluşturulamayan bazı proteinlerin hayvansal gıda maddelerinde bulunması da, hayvansal protein kaynağının tercih edilmesinde etkin bir rol oynamaktadır.

         Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sorunlardan birinin yetersiz ve dengesiz beslenme olduğu bilinmektedir. Özellikle ülkemizde beslenme yetersizliğinin başlıca nedeni; toplam proteini tüketimi yetersizliği değil, toplam protein içerisinde hayvansal protein tüketiminin az oluşudur. FAO raporlarına göre, yetişkin bir insanın günlük hayvansal protein gereksinimi 35 g dolayındadır. Buna karşılık dünyada kişi başına ortalama 27 g hayvansal protein tüketilmektedir. Gelişmiş ülkelerde hayvansal protein tüketimi kişi başına ortalama 44 g, gelişmemiş ülkelerde ise 9 g. dır. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizde kişi başına ortalama günlük protein tüketimi 18 g dır.

         Hayvansal protein gereksiniminin karşılanmasında et ilk sırayı almaktadır. Bunun ana nedeni , ülkemizin tarım deseni ve bu yapıya bağlı geleneksel beslenme kültürüdür. Ekonomik ve kültürel yönden gelişmiş ülkelerde kaliteli kırmızı ete yönelim vardır. Kırmızı et kaynakları arasında koyun, keçi ,sığır, domuz, deve yer almaktadır. Söz konusu etler arasında koyun et, ilk sırayı almaktadır (Çizelge1).

 Çizelge 1. Türkiye’de türlere göre et tüketiminin oransal dağılımı

KOYUN

% 45.5

SIĞIR

% 30

KEÇİ

% 10

KANATLI

% 9

DANA

% 5.5

          Ülkemizde sayısal yönden kasaplık hayvan potansiyelinin önemli bir bölümünü oluşturan kuzuların, et üretimine katkıları oldukça düşüktür. Özellikle erken yaşta ve daha düşük canlı ağırlıkta kesilmeleri gibi nedenler yanında, bilimsel anlamda bir besleme veya besi yönteminin uygulanmayışı, elde edilen et veriminin düşük olmasına neden olmaktadır (Ertürk ve Okuyan, 1995).

 Türkiye’de koyun sayısı 2006 yılı itibariyle 26. 616 912 baştır (Anonim, 2006).

         En çok koyun yetiştiren ülkeler ve koyun varlıkları aşağıda verilmiştir.

         Koyunculuk sektörü; Türkiye toplam 1.127.430 tonluk süt üretiminde %11’ni, ayrıca et üretimimizin de %27.55’ni oluşturmaktadır. Ayrıca söz konusu sektör 11.681.190 adet ham deri ve 44.690 ton kirli yapağı üretimi ile ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır (Anonim, 1996). Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemiz koyunculuğunun da, verimli ve pazar için üretim yapan bir sanayi dalı haline getirilmesi zorunludur.

         Koyunculukta birim anaç başına kuzu sayısının artırılmasına çalışılırken, öte yandan elde edilen kuzulardan ekonomik bir şekilde daha fazla et üretimini sağlayacak yöntemler üzerine durulmaktadır. Tüm bu çalışmalar içinde, koyun ve kuzuların beslenmeleri ile ilgili sorunlar birinci derecede önem taşımaktadır. Ancak, iyi bir bakım ve besleme ile verimin yükseltilmesi çalışmalarının yanında et üretimi sırasında izlenen bazı yanlış uygulamaların da terk edilmesi ön koşuldur. Kuzuların erken kesime alınmaları, bu yanlış uygulamanın tipik bir örneğidir. Çünkü kuzuları yeterince uzun beside tutmadan kesime göndermek önemli boyutlarda et kayıplarına neden olmaktadır. Oysa, gerek et üretim potansiyelimizin yüksek olması gerekse halkımızın beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak koyun ve kuzu etine olan talep, bizleri bu hayvan türünden daha fazla et üretmeye yönlendirmektedir. Nitekim şimdiye değin yapılan tüm kalkınma planlarında bu hedefler dikkate alınarak çalışmalar yapılmıştır. Proje desteklemesi ile ortaya konulacak üretim kapasitesi, Kahramanmarş ili kuzu eti talebine katkı sağlayacaktır.

 2. ENTANSİF KUZU BESİSİNDE YAPILASI GEREKLİ İŞLEMLER

       Entansif kuzu besisinde aşağıda kısaca özetlenen önemli hususlar yerine getirildiği taktirde verimlilik ve karlılığın artması beklenebilir.

 2.1. Besi Öncesi İşlemler

Kuzular yetiştiricinin kendi yetiştirdiği kuzular ise, besi öncesi emme döneminde iyi kalite büyütme yemi ve kuru yonca otu ikinci haftadan itibaren verilmeli, kuzulara tüm aşıları zamanında yapılmalı ve kuzuların sağlıklı ve gürbüz olmalarına özen gösterilmelidir (Özcan 1989; Görsoy ve Kırk 1998; Ceyhan, 1998).

Kuzular satın alınacaksa tek doğmuş, gürbüz erkek kuzulardan 18-22 kg arasında olanlar tercih edilmelidir.

Kuzu başına 0.5-0.6 m2 kapalı ağıl alanı hesaplanmalıdır (Yemlik ve suluk alanları dışında).

Öğünlü yemleme uygulanacaksa kuzu başına yeterli yemlik alanı (25 cm/kuzu) hesaplanmalıdır. Yemlik yetersiz olduğu taktirde iri kuzular ufak kuzular yem yeme fırsatı vermeyecektir.

Kuzulara 24 saat temiz su sağlanmalıdır.

Besi öncesi ağıl hastalık ve zararlılar karşı ilaçlanmalıdır.

Kuzu başına 90-100 kg kesif yem ve 25-30 kg kaba yem hesap edilerek yem depo edilmelidir.

Ağıla en az 10 cm altlık serilmelidir.

 2.2. Besi İşlemleri

         Besiye sütten kesimle birlikte olabildiğince erken başlanmalıdır.

         Kuzular besiye alınmadan önce sütten kesilmeli veya en çok 2-3 hafta daha kalıntı süt emmelerine izin verilmelidir.

         Sütten kesme işlemi en geç Haziran sonunda olmalıdır.

         Kuzular ağıla geldikleri ilk gün sadece kuru ot verilmeli ve entrotoksemiye karşı 20 gün ara ile iki kez aşılanmalıdır.

         İkinci gün yine sadece kaba yem verilmeli, iç ve dış parazit mücadelesi yapılmalıdır.

Üçüncü gün :

Aynı kaba yeme ilave olarak 150-200 g beside kullanılacak kesif yem karışımı ve kaba yem verilmelidir.

Kuzulardan 10-20 adeti tartılarak besi başı canlı ağırlığı belirlenmelidir. Daha sonraki tarımlarda aynı kuzuları tartabilmek için kuzuları toz boya ile boyamamız gerekir.

Kuzular arasında büyük ağırlık farkı var ise iki gruba bölmek gerekir.

Eğer havalar çok sıcak is kuzuların kırkılması ile beside %5-10 arasında daha fazla canlı ağırlık kazancı  sağlanır.

Yetiştirici için zor olmadığı taktirde kaba yem (%10) ile kesif yem (%85-90 oranında) karıştırılarak verilmelidirler.

Kesif yem bir haftalık bir alıştırma döneminden sonra %85-90 düzeyine çıkarılmalıdır. Kuzulara verilecek yem canlı ağırlıkları ile bilinse de en iyi yol yemlikte yem kalıp kalmadığıdır. Yemliklerde az miktar yem artmalıdır. Kuzular hayatlarının ilk 100-120 gününde çok hızlı bir büyüme sergilerler.

Besinin 10.gününde antrax ve 25.gününde şapa karşı aşılama yapılmalıdır.

Kuzular ayrıca enfeksiyoz hepatite karşı 10 gün ara ile iki kez aşılanmalıdır.

Kuzular dış parazitlere karşı özellikle keneye karşı arda bir kontrol edilmelidir.

Sınırlı yemleme yapılacaksa yemleme üç öğüne bölünerek yapılmalıdır.

Ağılların havalandırması mükemmel olmalıdır. Hızlı büyüme için temiz hava şarttır.

Ülkemiz ırkları için 250 g günlük canlı ağırlık artışı normal olup 90-100 günlük beside 45 kg canlı ağırlığı geçmek çok olağandır.

Besinin değerlendirilmesi için canlı ağırlıkları (besi başı, besi ortası, besi sonu), yedirilen kaba ve kesif yem  miktarlarını ve diğer gerekli verilerin kayıt edilmesi çok önem arz eder.

Besi  40-45 kg canlı ağırlıkta bitirilmeli ve tümü birden pazara sunulmalıdır.

Besinin ekonomik analizi yapılmalı ve kar hesaplanmalıdır.

 3. BESİ MATERYALİNİN  ÖZELLİKLERİ

         Beside kullanılacak besi materyalinin seçimi çok önemlidir. Hızlı büyüyen, erken gelişen, yemden yararlanma yeteneği yüksek hayvan seçimi başarının ve karlılığın önemli bir anahtarıdır.

         Kuzuların et verimi ve kalitesi çok sayıdaki faktörlere bağlı olarak önemli değişiklikler göstermektedir. Bu faktörlerin başında özellikle hayvanın ırkı, görünümü, yaşı, cinsiyeti, beslenme faktörleri ile kondüsyon ve sağlık durumu gelmektedir.

 3.1 Irk Faktörü

         Besiye alınacak hayvanların seçiminde ırk faktörü özel bir önem taşır etçi koyun ırkları yedikleri yemleri daha ekonomik olarak ete çevirirler. Günlük canlı ağırlık artışları ve et kaliteleri yüksektir. Bu nedenle çalışılacak hayvan ırkı etçi ve prolifik bir ırk olması gerekmektedir. Ülkemiz koyun ırkları dikkate alındığında besi gücü bakımından aralarında önemli bir farklılığın olmadığı görülmektedir. Ancak ivesi koyunlarının uygun çağda batı ülkeleri etçi koyunları ile benzer benzer performans sergiledikleri pek çok araştırıcı tarafından ortaya konulmuştur Özcan ve ark. 1990).

3.2. Görünüm Faktörü

       Materyalin genel görünümünden et yada süt tipi olduğunu anlamak olasıdır. Et tipi hayvanlar derin yapılı, kısa boylu, sırt, bel ve sağrısı düzgün olan hayvanlar olup kaburgaları yay gibi şişkin, yönleri omurgaya dik ve aşağı doğru ve aralarındaki mesafe dardır.

Şekil1. Et Tipi Bir Koyun

 Bunlara ilaveten göğüs kemiği ileri doğru çıkık, ayaklar ve boyun kısa, baş ve gerdan küçüktür.

Bir hayvanda bu özelliklerin var olması durumunda et randımanı yükselmektedir. Besiye alınan hayvanların iyi bir et tipi görünümlerine karşın, besiye alındıklarında semirme kabiliyetinin yetersiz olduğu anlaşılır anlaşılmaz besiden çıkarılmaları faydalı olacaktır.

3.3. Yaş Faktörü

         Beside yaş faktörü önemli bir özelliktir. Eğer beside gerçekten yüksek karlılık amaçlanıyorsa besiye alınacak hayvanlar genç olmalıdır. Besi başlangıcında hayvanın 2 aylık yaşta olması karlılığı artırır. Çünkü genç hayvanlar gelişmelerini tamamladıkları için aldıkları besin maddelerinin iskelet kas ve organlarının gelişimi için kullanırlar ve dolayısıyla az miktarda yağ depolarlar. Hayvanlar fiziksel olgunluk dönemlerine yaklaştıklarında büyüme durur.

 Şekil 2. Optimum Besi Süresi

 Kaslar kemikler üzerine yerleşmiş olduğu için fiziksel olgunluğa ulaşmadan önce besiye alınan hayvanlarda kas gelişimi hızlı olmaktadır. Bu nedenle kuzuların yemden yaralanma yetenekleri daha iyidir. Fiziksel olgunluğa ulaştıktan sonra besiye alınan hayvanların canlı ağırlık kazançları gerçek bir büyümeden kaynaklanmamaktadır. Bu zamandaki büyümeye kimyasal olgunluk adı verilmektedir. Bu dönemdeki büyüme kemik ve kas dokusu büyümesinden değil, vücutta yağ birikiminden kaynaklanmaktadır. Genç hayvanların canlı ağırlıkları daha az olduklarından yaşama payı ihtiyacı düşüktür. Dolayısıyla yedikleri yemlerin büyük bir bölümünü büyümeye harcanır. Buna bağlı olarak canlı ağırlık kazanmaya daha uzun bir süre devam edebildiğinden özellikle pazarın uygun olmadığı dönemlerde besi süresi uzatılmış olsa bile ekonomik verimlilik etkilenmez. Gelişmesini tamamlamış yaşlı hayvanlarda besiden elde edilen canlı ağırlık artışının % 2/3-3/4 ‘ü yağdan kaynaklanır. Ancak, genç hayvan besisi yaşlı olanlara oranla daha masraflı olmakta ve böyle hayvanlar besi başında daha yüksek birim fiyatla satın alınmaktadır.

         Bu nedenle, bu tür hayvanlar ya etin kalitesine göre fiyat bulduğu büyük şehirlerde satılmakta veya ihraç edilmektedir. Aksi taktirde besiden beklenilen kar sağlanamayacaktır.

3.4. Cinsiyet Faktörü

         Kuzularda cinsiyet büyümeyi önemli düzeyde etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda erkek materyallerin dişilere oranla daha hızlı canlı ağırlık kazandıkları ve yemden yararlanma kabiliyetlerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna göre erkek kuzular besi için en uygun cinsiyet grubunu oluşturmaktadır.

3.5. Doğum Şekli

         Tek doğan kuzular ikiz doğan kuzulara göre daha hızlı büyür ve gelişirler. Bunun sebebi anneden daha fazla süt aldıklarından ve doğum ağırlıklarının yüksek olmasından ileri gelmektedir. Doğum şeklinin etkisi sütten kesime kadar etkili olsa da daha sonraki 2-3 ay içinde ortadan kalkmaktadır.

3.6. Yemleme Metotları

         Besi yerine getirilen hayvanlar değişik ortam ve yemlerle karşılaştıkları, kimi zamanda yol yorgunluğuna sahip oldukları için yeterli yem ve rasyonla besiye alınsa dahi beklenen seviyede ağırlık kazanamazlar. Bu nedenle, öncelikle besi ortamına ve yemlere alıştırılmaları gerekir bu alıştırma dönemi genellikle kısa sürmektedir. Taşıma stresi altındaki hayvanların besi yerlerine alındıktan sonraki ilk bir kaç günlük yemlemelerine çok dikkat edilmelidir. Hayvanlara besi yerine getirildikleri ilk gün su ve kepek içeren rasyondan az miktarda verilmeli ve ikinci gün su ve yem miktarı artırılır uygulamaya yem miktarı azar azar artırılarak devam edilir. Su ise, bol miktarda verilmelidir özellikle ağıl taşıma stresi geçiren hayvanlar için besi yemine alıştırma çok önemlidir. Ancak, bu durum tamamen ortadan kalkınca besi yemine başlanılmalıdır. Kaba yem olarak  saman, kuru ot ve ilaveten kesif yem ağırlıklı rasyon verilecekse ve hayvanlar iyi bir mer’a dan gelmişlerse sindirim sisteminin özellikle bağırsakların kuru yem tipine alıştırılması gerekmektedir.

          Normal bir besi rasyonu hazırlarken protein/ enerji oranı, hayvanın gereksinimine göre farklılık gösterir: Bu oran yaşlı hayvanlarda ve besi sonunda relatif olarak düşüktür. ( Enerjisi yüksek). Genç hayvanlarda ve besi başında ise yüksektir (Protein Yüksek).

         Besi süresi ilerledikçe her kg. canlı ağırlık için yem tüketimi artar. Ekonomik bir besi için besi süresi ve beslenmeyi çok iyi dengelemek gerekir.

3.7. Kondüsyon ve Sağlık Durumu

       Hayvanın besi öncesi durumunu belirten özelliğine kondüsyon denir. Kondüsyon besinin karlılığında önemli rol oynayan bir faktördür. Türkiye’de besiye alınan hayvan türlerinin büyük bir çoğunluğu mer’alardan gelmektedir. Bunlarda zayıf, orta ve iyi kondüsyonlu olmak üzere 3 grupta toplanmaktadır. Zayıf kondüsyonlu hayvanların besiye alınmaları sakıncalıdır ve yaşlarının gerektirdiği canlı ağırlığın altında bir ağırlığa sahiptir. Hayvanların bu durumu, bir hastalık nedeniylede ortaya çıkmış olabilir. Zayıf kondüsyonlu hayvanların bu durumu hastalıklardan kaynaklanmıyorsa ve nedeni beslenme yetersizliği ise hayvanlar telafi edici bir beslenme ile kısa sürelerde kendilerini toplayabilirler.

         Orta ve iyi kondüsyona sahip besi materyalleri kısa süreli, zayıf kondüsyonda olanlar ise uzun süreli besiye uygun olurlar. İskelet sistemi iyi gelişmiş kuzular daha fazla canlı ağırlık kazanır ve daha iyi et tutarlar. Sırt ve bel kısmı dar olan kuzular iyi et tutmadıkları gibi, canlı ağırlık kazançları da düşüktür. Ayrıca besi için satın alınacak kuzuların derileri esnek, tüyleri sık, gözleri parlak, iri ve canlı olmalıdır. Aynı besleme durumunu gösteren hayvanlardan iri olanları, ufak yapılı olanlara oranla beside daha hızlı canlı ağırlık artışı sağlarlar. besiden önceki bakım ve besleme, besi süresindeki canlı ağırlık artışını etkilemektedir.

         Besiye alınacak hayvanların sağlıklı olmaları önemlidir. Hastalıklı ve parazitli hayvanlar ekonomik bir canlı ağırlık kazancı sağlayamazlar. Böyle hayvanların mortalite (ölüm) oranları fazla olduğu gibi diğer hayvanlara da hastalık faktörlerini bulaştırarak çok daha büyük oranda ekonomik zarara yol açabilirler.

          Bu nedenle işletme dışından satın alınan hayvanlar besi yerine alınmadan önce sağlık kontrolünden geçirilmelidir. Ayrıca bu süre zarfında gerekli aşılamalar ile iç ve dış parazit mücadeleleri yapılmalı göz kapakları içi sarımsı, kulakları ince ve tüysüz durgun görünüşlü hayvanlar besiye alınmamalıdır.

4. KUZU BESİSİ VE AĞIL KOŞULLARI

         Hayvan başına kapalı ağılalar da 1m2 alan düşünülmelidir. Ağılın pencere alanı,ağıl taban alanının yaklaşık %5’i olarak planlanmalıdır. Ağılın tabanı grobeton veya sıkıştırılmış toprak olabilir. Bir hayvan için 35 cm yemlik boyu hesaplanmalıdır. Yemlik ahşaptan yapılabilir. Açık ağıl

Gölgelik ve sundurma altında kuzu başına 0.75 m2

Günlük yem ihtiyacı:

Başlangıçta (ilk bir hafta) 500 g kesif yem, 200-400 g kaba yem ( yonca, korunga fiğ)

İlk bir haftadan sonra 1.200 g kesif yem + arpa, 200 g kaba yem

Besiye alınacak hayvanın ortalama canlı ağırlığı 14-20 kg

Ortalama canlı ağırlık artışı yerli ırklar için 250 g/gün ve kültür ırkları için 300-350 g/gün olmalıdır

Besi süresi 60-90 gün olmalıdır ve kesim ağırlığı 45 kg geçmemelidir.

Kesim randımanı yerli ırklarda %48-51, melezlede 50-53 oranında olmalıdır.

Ölüm oranı %3 oranında ve ölen hayvanın derisi değerlendirilmelidir.

400 hayvan için bir bakıcı gerekmektedir.

Hayvanlar besi başlangıcından önce bölgede yaygın olan hastalıklar karşı  ilaçlama yapılmalıdır (Anonim,1995).

 

         Besi yapılan işletmelerde ağılların projelendirilmesinin önemi büyüktür. Ağıl projesinde iklim önemli bir rol oynar, besi materyalinin verim özelliklerini gösterebilmesi için iklim ve çevre koşullarının uygun olması gerekmektedir. Rahatlık bölgesi sınırları içerisinde kalan sıcaklıklar hayvanlar için optimum sıcaklıklardır (18 °C). Hayvanlar bu koşullarda en az yem tüketimleri ile en yüksek üretimlerde bulunurlar. Uygun sıcaklık sınırlarından daha aşağıdaki sıcaklıklarda kuzular vücut sıcaklıklarını koruyabilmek için tükettikleri yemlerin enerjilerini kullanmaya başlayacakları  için, yemden yararlanma azalır  (Kutlu,1997).

         Barınaklarda diğer önemli bir hususta bağıl nemdir. En uygun bağıl nem, % 60-65 dolayında olmalıdır.

         Proje dahilinde kullanılacak ağıl tipi, sundurmalı doğal zeminli açık besi ağılıdır.

Doğal zeminli açık besi yerlerinde hayvan başına hesaplanacak alanı etkileyen en önemli faktör, yağış miktarıdır. Diğer faktörler ise arazi eğimi ve zemin yapısıdır. Sundurmalı doğal zeminli açık besi yerlerinde hayvan başına sundurma altında 0.75 m2 lik alan ayrılmaktadır.

4.1 Yemlikler

Hayvan başına 20 cm yemlik uzunluğu esas alınarak yükseklik optimize edilmiştir.

4.2. Suluklar

 İşletmelerde devamlı ve temiz su prensibinden yola çıkılarak besi yerlerine ve zemine dökülebilecek suların işletme dışına en kolay aktarılabileceği ve bütün bölümlerdeki hayvanların suluklardan yararlanmalarını sağlayacak dizaynlar oluşturmalıdır.

4.3. Gölgelik

 Gölgelik hesabında hayvan başına 1 m2 yer düşünülmektedir: Yükseklik ise asgari 3 m olarak hesaplanmalıdır.

4.4. Sundurmalar